Oktay Ekşi
Oktay Ekşi oktay.eksi@cumhuriyet.com.tr Son Yazısı / Tüm Yazıları

Anımsatmalar...

14 Aralık 2024 Cumartesi

Esad gitti. Ama Suriye kurtuldu mu, başına yeni bir bela mı satın aldı henüz belli değil.

Esad’ın ne mene bir diktatör olduğunu biz değil, kendi vatandaşları biliyordu. Dışarıdan bakınca babası Hafız Esad’dan farklı, gülmeyi bilen, uygar tavırlı bir kişiydi. Dahası, son bir iki yılda ülkesine huzur getirdiği ve Rusya ile İran’ın desteğiyle iktidarını güçlendirdiği izlenimi yaygındı.

Ama kazın ayağının öyle olmadığı, İdlib’de yuvalanmış -resmi kayıtlardahâlâ “terör örgütü” olarak görünen bir silahlı güce topu topu 12-13 gün dayanabildiği ortaya çıktı. Şimdi öğreniyoruz ki subaylarına ayda 30 dolar tutarında maaş ödeyebilen, her diktatör gibi gücünü birçok masumu zindanda tutturmaktan alan biriymiş.

Esad’ın sonu Saddam Hüseyin yahut Muammer Kaddafi gibi mi olur, onu önümüzdeki dönemde inşallah görürüz. Şimdi Moskova’da olduğuna bakmayın. İran diktatörü ve şahı Rıza Pehlevi de İran’da gerçekleşen bir “kara devrim”le düşürüldüğü zaman, geçici bir süre için Mısır’da kalmış ama uzun süre uşaklık ettiği ABD’ye ancak ölümüne sonra, çok kısa zaman kala, kanser tedavisi için girebilmişti. Ölümü de Mısır’da oldu.

Bunları anımsatıyorum, belki diktatörlere ders olur diye.

Suriye’nin bizi ilgilendiren çok yanı var. Bunların başında 2013 yılından beri ülkemizde yaşayan milyonlarca Suriyeli sığınmacı konusu geliyor. Resmi kaynaklara göre sayıları 3 milyondan fazla. Gayrı resmi söylemlere göre, Iraklı, Pakistanlı ve Afganlarla birlikte 10 milyonu aşıyorlar.

Suriyeli ister 3, ister 5 milyon olsun. Giderek insanlarımızın huzurunu bozan bir kesime dönüştüler. İşin kötü yanı, atsan atamıyorsun, satsan satamıyorsun. “Esad bitti. Artık ülkenize dönün” dediklerinize de söz dinletemiyorsun.

O konuda Suriye’de yönetimi ele geçiren HTŞ’nin lider kadrosu ne yapar, tahmin bile edemiyorsun. Hoş, HTŞ yönetiminin oraya hoşgörülü (veya ılımlı) bir İslami devlet mi getireceği yoksa Afganistan’daki Taliban rejimi gibi, ülkeyi bir “kadınlar cehennemi”ne mi dönüştüreceği tam bir bilinmezlik içinde. HTŞ, Hama ve Jumus’tan sonra Şam’a doğru ilerlemeye başlayınca AKP lideri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kürsüden, coşku ve muhabbet dolu cümlelerle söylediklerine bakarsanız Türkiye’nin sevineceği bir gelecek Suriye’yi bekliyor. Ama şimdi ılımlı mesajlar gelse bile güvenmeyin. Ayetullah Humeyni İran’da yönetimi ele geçirdiği ilk aylarda İran’daki komünist partisi Tudeh’in üyeleriyle de çok iyi ilişkiler içindeydi ama sonra onları Tahran’daki idam sehpalarında sallandırmakta tereddüt etmemişti.

Bunu da Suriye’de Esad’ın devrilmesine çok sevinenlere anımsatmak için yazıyorum.

Görüldüğü gibi Ortadoğu’da yaşamanın hem dersleri hem de bedeli çok. Ya bin yılda bir gelen Atatürk gibi, tarihten ders alarak çağdaş bir ülke olacağız yahut da bir Ortadoğu ülkesi ve topluluğu olmaya doğru gideceğiz.

Egemenlik” eğer gerçekten “milletin” elindeyse Ortadoğu tuzağına düşmemek de halkımızın iradesindedir.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Anımsatmalar... 14 Aralık 2024
Masum olmanız yetmez 7 Aralık 2024
Bekçi Murtaza kafası 23 Kasım 2024

Günün Köşe Yazıları