Kafa tutmayla çanak tutma arasında…

24 Kasım 2020 Salı

Eski-meyen gündem sahnede: AB’ye üyelik!

Erdoğan AKP Genel Başkanı sıfatıyla hafta sonunu partisinin bilumum Anadolu kongrelerine seslenerek geçirdi. Sanırım bir ara konuşmadı! Dile getirdikleri arasında 3-4 yazı konusu vardı. Bunca manevra elbet “yeni şeyler” söylemeyi gerektirir. Aslında söyledikleri yeni değil, yenileme…

Bilgi okyanusunda “Erdoğan-AB” yazınca en çok şu başlık çıkıyor:

Eyy AB, sen yoluna ben yoluma…

Hafta sonu ise şöyle dedi:

Avrupa Birliği’nin bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını bekliyoruz. Kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa’da görüyoruz. Geleceğimizi Avrupa ile kurmayı tasavvur ediyoruz.

Türkiye’nin, o günkü adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) 1959 yılında yaptığı ortaklık başvurusunun 61. yılında, yeni bir “atışmalı diyalog” dönemi başladı.

***

Önceki iktidarlar döneminde yükselip inen AB tartışması, AKP ile olağanüstü bir ivme kazandı. 2002’den 2006’ya kadar yılda iki defa AB’ye girdik. Zira yılda iki kez AB zirvesi yapılıyordu. İktidar, gündüz vakti havai fişek gösterisi yapacak kadar hevesli görünüyordu. Kızılay’da Meclis’in karşısına “AB’ye giriş saati” konmuştu. Saat geri sayıyordu, girdiğimiz gün sıfırlamaya göre ayarlanmıştı.

O günlerde AKP, AB’ye girmekten çok, AB üzerinden Türkiye’de iktidarını perçinleyecek, bugünlere gelen “partidevlet” önündeki bütün engelleri kaldıracak bir süreç hedefliyordu. Bu anlamda hedefine ulaştı. AB’yi ulaşamayacağı yerler için merdiven, dokunamayacağı konular için eldiven olarak kullandı. Pek çok kritik yasayı “AB çok istiyor” diye çıkardı. AKP’nin hedeflerinden AB de rahatsız değildi! Kaldı ki AB’nin en büyük kazancı Kıbrıs Rum Kesimi’ni AKP’nin oluruyla tam üye yapmak oldu. 2008’den sonra AKP’nin AB’yle yolları ayıran tutumu da yine AB içindeki Türkiye karşıtları için bulunmaz bir fırsattı. İç tartışmalarında, “Türkiye’nin AB değerlerine katılması olanaksız demiştik. Bakın Erdoğan onu söylüyor” deme ortamı oluştu.

2016’dan sonra ipler tümüyle koptu. Erdoğan’ın son demeci 26 Ekim 2020’de:

Siz gerçek manada faşistsiniz. Nazi zincirinin halkalarısınız!

***

Bütün bunlardan sonra Erdoğan’ın Avrupa hedefi ne anlama geliyor?

Anadolu’da bir laf vardır, gidecek yerin yok diye!

Anlaşılan o ki gidecek yer kalmadı!

Anlaşılan o ki her alanda yaşanan çöküntüyü ikinci plana itecek hedef kalmadı.

Günlük siyasi gelişmeler, eleştiriler bir yana AKP ile birlikte Türkiye, yönü belirsiz, çizgisi olmayan, bir dediği ötekini tutmayan, dün “faşist” dediğine bugün “geleceğim sensin” diyen bir ülke haline geldi.

Atatürk, Türkiye’nin yönünü ne güzel tarif etmişti:

Muasır medeniyet seviyesi…

Bugünün diliyle, çağdaş uygarlık düzeyi!

Erdoğan bunu da yanlış anlamış, elbette AB Türkiye için önemli. Türkiye dışındaki yurttaşlarımızın tercih ettiği yöne baksak, her şey anlaşılır. Dünyadaki 7 milyon yurttaşımızdan 5 milyonu Avrupa ülkelerinde.

Bütün mesele uygarlık çıtasının neresinde durduğunuz.

Yoksa mandayı kabul edince de Avrupa’nın bir parçası olurduk.

Erdoğan, dış ilişkilerde ya kafa tutuyor ya çanak tutuyor. Çıraklık, kalfalık derken ustalık da geçiyor, hâlâ ortasını bulamadı!


Yazarın Son Yazıları

Ş-ahlanış! 17 Ocak 2021
Demoktatörlük! 13 Ocak 2021
AİHM’den Uludere’ye! 27 Aralık 2020