Miyase İlknur

DPT’siz yıllar

03 Ekim 2020 Cumartesi

1961 yılının 30 Eylül günü kurulan DPT’siz 11 yılı geride bıraktık. DPT’siz yıllarda plansız kalkınma modellerinin bizi nereye savurduğunu, haftada bir açıklanan ve hepsi de bir önceki ile çelişen, ekonomik hedeflerin tutacağını açıklayanların kendilerinin de inanmadığı bugünlerde kurum olarak kendisi var olmasa da eksikliğini dile getirenlerin sayısı günden güne artıyor.

Ülkenin hem beş yıllık kalkınma hedeflerini, önceliklerini, bölgeler arası dağılımını belirleyen DPT, piyasayı da “görünmez el”in insafına bırakmak yerine kamu yararına müdahale eden bir kurumdu. Ama 1980’den sonra IMF ve Dünya Bankası’nın isteği doğrultusunda önce özerkliği, sonra da işlevi değiştirildi. Kendisinin de içinden çıktığı kurumu, siyasi iktidarın güdümüne sokan, bu kurumuda görev yapan ve liyakati esas alan kurumu tarikatların arpalığına dönüştüren Turgut Özal, asıl darbeyi DPT’nin işlevini değiştirerek indirdi.

Neo-liberal sisteminin azgelişmiş ülkelere biçtiği yeni rolün gereği olarak sosyal devlet anlayışına dayalı kalkınma planları hazırlayan DPT, teşvik dağıtan, özelleştirilecek KİT’leri belirleyen, imar planı izni veren rant dağıtım merkezine dönüştü. Bu haliyle de siyaset, tarikat ve ticaret erbabının paylaşım kavgasına sahne oldu.

Yeni düzen, yeni moda

Dünya ekonomisini yöneten IMF, OECD ve Dünya Bankası gibi kurumlar trafından yapılan “planlı kalkınmanın modası geçti. Lokal ve stratejik planlama daha akılcı” telkinlerinden Türkiye de nasibini aldı. Yeni liberal düzenin mucizesine kendini kaptıran siyasiler eliyle DPT önce işlevsizleştirildi, sonra da kapatıldı. DPT’nin yerini de uluslararası Kalkınma Ajansları aldı. Sonrasında da Kalkınma Bakanlığı diye bir bakanlık icat edilerek ülkenin ekonomik kalkınma hedefleri siyasetin keyfine, önceliğine ve insafına bırakıldı.

Dünya ekonomi tarihinde kapitalist ülkeler, 1929 buhranında Keynesçi politikalarla günü kurtarmaya çalışırken Sovyetler Birliği’nin Planlı Kalkınma programları sayesinde nasıl büyüdüğü görülünce önce dudak bükülen ve “komünist icadı” denilen planlamanın kerametini II. Dünya Savaşı’ndan sonra kendileri de uygulayarak öğrendi.

Türkiye’de ilk planlama çalışmaları 1932’de Sovyet bilim adamlarından Prof. Orlof başkanlığında bir Sovyet heyetinin davet edilmesiyle başlamıştı. 1933 yılında hazırlanan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planlaması 1934 Mayısı’nda uygulamaya konmuştu. Bu plan, başlangıçta belirtilen hedeflere plan dönemi bitmeden önce ulaşmıştı. İkinci plan savaş nedeniyle maalesef uygulanamadı.

II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın yeniden inşası ve önceliklerin belirlenmesi için Kalkınma Planları hazırlandı. Truman ve Marshall yardımları da bu planları uygulayabilecek ülkelere verildi. Türkiye de bu yardımlardan yararlandı. Yurtdışından alınan kredilerin geri ödenmesi DP döneminde sorun olunca yine kredi veren kurumların talepleri doğrultusunda planlamaya dönüş çalışmaları başladı. Ancak planlamanın özerk bir kuruma kavuşması ancak 1960 ihtilalinden sonra gerçekleşti. 30 Eylül 1960 günü 91 sayılı kanunla DPT kuruldu.

DPT ile siyasilerin bilek güreşi

Kurulduğu günden beri siyasiler ile DPT’de görev yapan bürokratların bilek güreşi hiç bitmedi. Zira siyaset Hazine’yi kullanma, teşvik edilecek sektörleri ve bölgeleri belirleme, KİT’lerin ürün fiyatları ile personel rejimini belirleme imtiyazını paylaşmak istemiyordu.

DPT bürokratları 1962’de dönemin Maliye Bakanı Ekrem Alican’dan başlayarak her dönemde siyasilerle karşı karşıya geldi. Bunlardan en ilginçi 1962 yılında DPT’nin hazırladığı “Toprak Reformu” taslağı nedeniyle Tarım Bakanı Turan Kapanlı ile çatışmasıdır. Bakan Kapanlı, toprak reformu taslağını hazırlayan DPT’li bürokratları, “DPT’nin müdafaa ettiği fikirler korkunçtur. Müesses nizamı yıkıcı faaliyetlerdir” diye suçlamıştı. Süleyman Demirel 1965’te DPT’yi by-pass yaparak İkinci Baş Yıllık Kalkınma Planı’nı kurum dışında hazırlatmaya kalktı. Ecevit döneminde de döviz darboğazı nedeniyle koşullu kredi vermeyi taahhüt eden IMF ve Dünya Bankası’nın isteği doğrultusunda planları revize etmeyen DPT ile didişti.

Sonuçta planlı yıllarda ithal ikameci politikalarda dönem dönem krize girsek de ülkenin sanayiye dayalı kalkınmasında önemli adımlar attığımız ortada. Plansız dönemde ise gelişmiş ülkelere ara mal üreten, tedarikçi ülke ve inşaata dayalı kalkınma modeli ile duvara toslamış bir ekonomi modeli.

Kuruluşundan itibaren bu kurumda kamu yararına çalışmalara imza atmış müsteşarından uzmanına kadar tüm DTP bürokratlarına saygılar, şükranlar...


Yazarın Son Yazıları

Çokomelli hafta 14 Kasım 2020
Akil ve sakil 31 Ekim 2020
Entarisi ala benziyor 10 Ekim 2020
DPT’siz yıllar 3 Ekim 2020
Balayı yaramış 26 Eylül 2020
Bak şu Müyesser’e!.. 12 Eylül 2020
Ne vereyim abime? 5 Eylül 2020