Hukuk iktidarın üzerine yürürse...

24 Haziran 2020 Çarşamba

Gençler sokaklara çıkamıyorlar.

Sendikalar sokaklara çıkamıyorlar.

İşçiler sokaklara çıkamıyorlar.

Memurlar sokaklara çıkamıyorlar. 

Meslek örgütleri sokaklara çıkamıyorlar.

Kadınlar sokaklara çıkamıyorlar.

LGBTİ aktivistleri sokaklara çıkamıyorlar.

Çevreciler sokaklara çıkamıyorlar.

Akademisyenler sokaklara çıkamıyorlar.

Gazeteciler sokaklara çıkamıyorlar.

Politikacılar sokaklara çıkamıyorlar.

Sokakların insanlara yasaklandığı ve her türlü hak aramanın tartışmasız terörist eylem olarak kodlandığı bu siyasi iklimde...

Sokakları boşaltan ve hapishaneleri muhaliflerle dolduran bir iktidarın niyetiyle şekillenen şu dönemde...

Herkes adına hukukçular sokaklardalar.

Yürüyorlar.

Adalet için yürüyorlar.

Hukuk için yürüyorlar.

Haksız yere hapislerde çürütülen o insanlar için yürüyorlar.

Şimdiye kadar yapılan adaletsizlikler kayda geçsin...

Ve bundan sonra yenileri yapılamasın diye yürüyorlar. 

Cüppelerinin düğmesiz olmasının ne anlama geldiğini çoktan unutan...

Hukuku simgeleyen terazinin neyi tarttığını hiç umursamayan...

Ve hukuk tanrıçası Themis’in gözlerindeki bağı çözmeyi marifet sayan bir iktidarın hoyratlığına karşı yürüyorlar.

Aristoteles, adaletin önce devletten geldiğini söyler ve ekler: “Çünkü devlet, toplumun hukuksal düzenidir.

Adalet, evet, devletten gelir ama aynı adalet devlet eliyle yok da edilebilir.

Demokrasinin olanaklarını kullanarak antidemokratikleşmek...

Ve Cumhuriyetin olanaklarını kullanarak faşistleşmek nasıl mümkünse;

Adaletin olanaklarını kullanarak adaletsizleşmek de aynı şekilde mümkündür. 

Devletin adaleti kötüye kullandığını net bir şekilde tespit edecek olan tek merci yine hukuktur. 

O yüzden hukukçular devletten üstündür.

Bu üstünlük, birkaç işbirlikçinin adaleti kötüye kullanan devletin diliyle düşünmesi ya da konuşması yüzünden azalmaz.

Ama işbirlikçi olmayan ilkeli hukukçuların öfkesi ve itirazıyla artar.

Eğer bir ülkenin hukukçuları...

Evlerinden, bürolarından, adliyelerinden çıkıp yollara düşmüşlerse...

Ellerini havaya kaldırıp seslerini yükseltmişlerse...

Adaletin adını kapalı kapıların ardından çıkarıp gökyüzüne yükseltmişlerse...

Üstüne üstlük;

Adaletten sıfır almış bir iktidarın diliyle konuşan bir barolar birliği başkanına da sırtlarını dönmüşlerse;

Hukuku hiçe saymak için yasaları çiğnemekten çekinmeyen...

Ve nihayetinde sesini kısamadığı hukukçuların meslek örgütlerini doğrudan hedefine alan...

Ülkeyi bambaşka ve tehlikeli bir hukuka göre yıkıp baştan kurmak niyetiyle gün sayan rövanş hesapçısı bir iktidarın üzerine güçlü adımlarla yürüyorlar demektir. 

Yollar yürümekle aşınmaz.

Ve hukukun ayaklanıp da bizzat üzerine yürüdüğü bir iktidar artık hiçbir şeye tutunamaz.


Yazarın Son Yazıları

Kötü bayramlar 31 Temmuz 2020
Eşitlik tantanası 29 Temmuz 2020
Haydin namaza! 24 Temmuz 2020
Katil ahlak 22 Temmuz 2020
Tek adam, çok baro! 1 Temmuz 2020
Sevdiğim kadın adları 26 Haziran 2020