Haydin namaza!

24 Temmuz 2020 Cuma

Bugün fiilen cami olarak ibadete açılan ve Cumhurbaşkanı’nın binlerce kişiyle birlikte sanki bir imparatorluk yıkıp bir imparatorluk kuruyormuşçasına, Cumhuriyete meydan okurcasına kıldığı namaza mekân olan Ayasofya’yla ilgili politikalara bakıp düşünmemiz gereken en önemli şey, aklımızın bu dini gösterişe, bu laiklik düşmanı siyasete nasıl yattığıdır.

Anaokulları dahil tüm okullardaki kız öğrenciler başlarını örtmeye özendirildiğinde bu ülkenin hukukçuları, tarihçileri, aydınları, eğitimcileri, politikacıları ve halkı, olan biteni seyretmekle kaldığında mı ikna olduk bunlara?

Okul binaları mescitlerle donatılırken, idarecilerin neredeyse tamamı imam hatip kökenli öğretmenlerden atanırken, üniversite şenlikleri teker teker yasaklanırken, bilimsel eğitim dogmatik değerlerle gölgelenirken, akademilerin içi dışı boşaltılırken...

Kimsenin sesi çıkmadığında mı yoksa?

Sağlık sistemi cemaatlere teslim edildiğinde?

Ya da devlet hastanelerinde, yasalarda yeri olmasa bile, fiilen kürtaj yapılmamaya başlandığını kanıksadığımızda olabilir mi?

Cumhurbaşkan’ı kadınların kaç çocuk doğurması gerektiği konusunda söylevler verdiğinde mi acaba?

İslam hukukunu referans alan zihniyet, çalınan sınav sorularıyla, kapı arkasındaki gizli ve sinsi anlaşmalarla olmadık insanları hâkim ve savcı yaparken susmamız;

Devletin en üstündekiler Allah’ın emirlerinin her şeyden önce geldiğini açık açık söylerken buna itiraz etmememiz;

Hukuk kitapları rafa kalkıp, dini kitaplar raftan indiğinde ve kararlar laiklikle hiç işi olmayan muktedirlerin iki dudağı arasına kaldığında umursamamamız neden olabilir mi bugün olanlara?

Seçim sonuçlarıyla rahatça oynandığını gözlerimizle görmedik mi?

Birden patlamaya başlayan bombaların ne anlama geldiğini hiç mi anlamadık?

Cuma namazı saatlerinde dükkânını kapatıp herkesle birlikte camiye gitmeyen esnafın işinde tutunamaz olmasından...

Başını kapatmayan kadının, karısı kapanmayan adamın devlet dairesinde iş bulamaz olmasından...

Uluslararası ticaretin pusulasının Müslüman ülkelere çevrilmesinden...

Ortadoğu’daki savaştan ekonomik medet umulmasından...

Dağın taşın İslami sermayeye satılmasından...

Nasıl oldu da doğru sonuçlar çıkaramadık?

Türkiye Büyük Millet Meclisi dualarla açılıp dualarla kapanmaya başlandığında...

Cemaatler ülke yönetiminde açıkça söz sahibi olduğunda...

Hilafetin geri getirilmesinden bahsedilmeye başlandığında...

2023 hedefleri konulduğunda bile sesini çıkarmayan bu ülkede; Cumhuriyetin tüm kazanımlarını tek tek yok etmeye ant içen bir iktidarın şatafatlı namaz eylemine, o namazın davetine iştirak edenlere, etmeyenlere, eski bir katedralde kılınacak olan bir namaz üzerinden yürütülen ülke siyasetine bakıp 20 yıl önce yeterince düşünmediğimiz temel şeyleri şimdi bir daha düşünmemiz gerekiyor.

İslami yaşam tarzı isteyenlere eğitim hakkı verilmesinin eğitimi İslamileştirebileceği gerçeği ne kadar önemsizdi?

Siyasal İslama karşı olmanın gerçekten antidemokratik bir yaklaşım olduğuna kolayca ikna olmak ne kadar doğruydu?

Yıllar boyu siyasi İslamın tehlikelerinden bahsedenlerin...

Bu yüzden öldürülenlerin...

Hapislere atılanların...

İtibarsızlaştırılanların...

Susturulanların “cumhuriyet faşisti” olarak etiketlenmesine göz yummak nelere mal oldu.

Ve İslamın siyasallaşmasını masum görmek... Bunun siyasetin İslamlaşmasına varacak olmasını önemsememek bu ülkeye ne bedeller ödetti.

Ayasofya’daki namaza bakın ve bu soruları bir daha sorun.

Çünkü: Ayasofya’nın ibadete açılması, içinde namaz kılınması mesele değil.

Mesele bizim algımızın ibadete açılması ve laikliğe kapanmış olması.


Yazarın Son Yazıları

Anarko Kemalist 16 Eylül 2020
Gırgır da Gırgır 26 Ağustos 2020
Korkunun ecele faydası 19 Ağustos 2020