Kaleydoskop yine dönmeye başladı

24 Ağustos 2020 Pazartesi

Kısa bir tatile çıkmadan önce, Batı’nın önde gelen yayınlarını geçen hafta meşgul eden konulara bakarken, “büyük resmi” gösteren kaleydoskop dönmeye başlamış, içindeki renkler hareketlenmiş diye düşündüm.

Büyük resmin çarpıcı renkleri

Birincisi, Çin “yeni tür devlet kapitalizmi” inşa ediyor. İkincisi, haklar ve özgürlüklerin kısıtlanmasında, ırkçılıktan, adaletsizlikten, “Adamlar”ın baskıcı rejimlerinden illallah diyen öfkeli kitlelerin, özellikle gençlerin(yeni proletarya / prekariat) ve kadınların inisiyatifiyle yükselen protesto gösterileri, ABD’den Hong Kong’a, Zimbabwe’den Tayland’a, Lübnan’dan Belarus’a, Türkiye’ye, sarsıntı yaratıyor.

Üçüncüsü, gelir dağılımında Covid19’un toplumsal etkileriyle daha da derinleşen kutuplaşma (Covid döneminde servetlerini ikiye katlayan teknoloji tekelleri vb..), ekonomik, kültürel seçkinlerin halkın günlük yaşamının sorunlarından giderek kopması, kapitalizme yeni, adeta feodalizmi anımsatan özellikler ekliyor. Bu yazıda, yalnızca Çin üzerinde duracağım.

Yeni tür bir ‘devlet kapitalizmi’

Geçen hafta, Financial Times, Wall Street Journal, The Economist, Bloomberg, Lowy Institute Çin üzerine, ilginç -yorum-araştırma yazıları yayımladılar. Bu yazılarda dört tema dikkat çekiyordu.

Birincisi, ticaret savaşları, teknolojik rekabet, karşılıklı yaptırımlar ve Covid19’un tedarik zincirleri üzerindeki etkileri ABD ile Çin arasındaki ekonomik bağları giderek koparıyor.

İkincisi, Çin yönetimi, Çin kapitalizminin ticaret ve teknolojik gelişme açısından dış dünyaya bağımlılığını azaltmak için yeni bir devlet kapitalizmi ve teknolojik gelişmelerden yararlanan, teknolojik gelişmeleri teşvik eden bir planlama modeliyle içe dönüyor. The Economist’in “sakın küçümsemeyin” dediği bu yeni tür devlet kapitalizminde, devlet işletmelerinin piyasada rekabet edecek bir verimlilik düzeyinde çalışması, özel sektörden ortak edinmesi bekleniyor. Özel sektörün en önde gelen firmaları, yönetim düzeyinde söz sahibi, Komünist Partisi komiteleri kuruyorlar. Böylece birincisinde devlet işletmelerinin piyasa koşullarına uyması, ikincisinde özel şirketlerin devletten destek alması kolaylaşıyor.

Üçüncüsü, Çin devletinin, bilgisayar, yapay zekâ, gibi alanlarda hızlanan tekolojik gelişmelerle beslenen izleme, gözleme, kapasitesinin eli ülke sınırlarınının çok ötesine uzanıyor. Çin, ülke içinde kendi vatandaşlarının özel yaşamlarını yakından denetlemekle kalmıyor, olanaklarını, diğer ülkelerden ekonomik, teknolojik, siyasi bilgi çalmak, dünya medyasında, kültür endüstrisinde, Çin’i olumsuz gösteren yayınları, filmleri vb., bastırmak, ekonomik siyasi hesaplarla, “Adamlar”ın baskıcı rejimlerini desteklemek için de kullanıyor.

Araştırmacı Dilip Hiro’nun Tom Dispatch sitesinde yayımlanan bir çalışması, Çin’in dünya ekonomisi içinde ağırlığı hızla artarken, teknolojik gelişmelerin kimi alanlarında ABD’yi yakaladığını, kimilerinde geçmeye başladığını örnekliyordu.

Dördüncüsü, Lowy enstitüsünün bir araştırmasına göre Çin, tüm bu olanaklarından yararlanarak, “kurallara dayalı uluslararası düzeni (ABD hegemonyasını-E.Y) içinden yıkıyor”.

İsrail gazetesi Haaretz’deki bir yorum, hegemonya dengelerindeki değişmeyi dolaylı olarak da olsa örnekliyordu: Lübnan, siyasi ve ekonomik açıdan tam bir kaos içinde, son patlama bu kaosun üzerine geldi ve bir yeniden inşa sorunu da yarattı. Bu kaosu yönetmek ve yeniden inşayı desteklemek için gereken kaynak, Haaretz yazarına göre yalnızca Çin’de var. Bu bağlamda Çin’in, Lübnan’ı inşa etmeye gelirse, orada bir liman sahibi olması olasılığını unutmamak gerekiyor. Haaretz’de yayımlanan bir başka analiz de Çin’in tam bir büyük devlet (hegemonya kapasitesi olan devlet) olarak İran ve Suudi Arabistan gibi birbirine düşman iki devletle birden işbirliği yapabiliyor olmasına dikkat çekiyor. Bu arada da Suudilerin petrol gelirleri gerilerken, Çin’den nükleer santral edinme olasılığına da.

Yalnızca bunlar bile “büyük resmi” gösteren kaleydoskopun yine dönmeye başladığını düşündürüyor. Bu dönüş durunca oluşacak resmi önceden bilmek olanaksız ama içindeki parçalara bakarak, belirginleşecek renkler üzerinde spekülasyon yapabiliriz.


Yazarın Son Yazıları

Rejim ve realite 29 Ekim 2020
Büyük belirsizlik 12 Ekim 2020
ABD’ye ne oluyor? 5 Ekim 2020
Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020