Erdal Sağlam

Merkez Bankası yeniden çıpa olabilir mi?

17 Aralık 2020 Perşembe

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal, 2021 yılına ilişkin güçlü biçimde enflasyonla mücadele vurgusu yaptı. “Para ve Kur Politikası” metnini internet ortamında kendisi açıklayıp soruları yanıtlayan Ağbal’ın sunumu, piyasalar tarafından eksikleri görülmesine rağmen olumlu bulundu. “Merkez Bankası’nın piyasalar için yeniden bir çıpa haline gelip gelemeyeceği” ise şimdilik tartışmalı.

Enflasyona ilişkin yukarı yönlü risklerin 2021 yılında para politikasının sıkı ve kararlı bir duruş sergilemesini zorunlu kıldığını belirten Ağbal, “Gerekirse politika duruşumuzu daha da sıkılaştıracağız” dedi. Sunumu değerlendiren analistler, bu güçlü vurgulara bakarak Merkez Bankası’nın 24 Aralık’ta yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında faiz artırımı yapmasının kaçınılmaz görüldüğünü belirtti.

Bu açıklamaların öngörülebilirlik açısından olumlu olduğunu kaydeden analistler, “Ancak bu vurguları yapıp Merkez Bankası faiz artırımında bu ayı pas geçerse öngörülebilirlik de önemli ölçüde darbe alır” yorumunu yaptılar.

Eski Merkez Bankası başkan yardımcılarından Prof. Dr Fatih Özatay, açıklanan metnin 2021 açısından çok net mesajlar vermesinin, sadece politika faizinden fonlama yapılacağının, kura müdahale olmayacağının söylenmesi ve döviz biriktirileceği mesajının verilmesinin olumlu olduğunu söyledi. Attığı tweet’lerle sunumu değerlendiren Özatay, “2021 para ve kur politikası metninin olumsuz tarafı 2020 uygulamaları anlatılırken yaşanan zorluk. Özellikle kredi genişlemesi kısmı. Keşke 2020’ye hiç yer verilmeseydi. Döviz rezervi neden eridi bu açıdan şeffaflık gerekiyor. Metinde olsaydı çok iyi olurdu” dedi.

Fatih Özatay, zorunlu karşılık oranlarının makrofinansal istikrar için kullanılmaya devam edeceğinin açıklanmasının tartışmalı olduğunu, kendisinin bu konuda asıl araçların BDDK’de olduğunu, zorunlu karşılık kullanımının sakıncaları bulunduğu görüşünde olduğunu ama başka uzmanların da bunda sakınca görmediklerini söyledi.

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın dünkü sunumu piyasalar tarafından genel olarak olumlu karşılandı. Ancak buna karşılık piyasa oyuncularının kafasında yanıtını bulamadıkları çok sayıda soru kaldığını da söyleyebiliriz.

Kura müdahale edilmeyeceğinin söylendiğini ama nasıl rezerv biriktirileceği konusunun açıklık kazanmadığı, bu arada swap’ların bir süre daha rezervler için kullanılmasına devam edilmesini beklediklerini ama burada sözü edilen azalmanın nasıl olacağının belli olmadığını kaydettiler. Bu arada analist Haluk Bürümcekçi, önümüzdeki döneme ilişkin enflasyon trendinin nasıl görüldüğüne ilişkin daha detay açıklamalar yapılması gerektiğini söyledi.

Ağbal’ın işi çok zor

Herkesin üzerinde mutabık kaldığı konu, 2021’de enflasyonla mücadele için Ağbal’ın çok kuvvetli vurgular yaptığı ve fiyat istikrarının neden bu kadar önemli olduğu açık ve anlaşılır biçimde dile getirilmiş olmasıydı.

İletişim politikasında yapılan bu değişikliğin, sunumu kendisinin yapıp teker teker soru almasının ileriye dönük devam ettirilmesi gereken bir yöntem olduğunu konusunda da bir mutabakat bulunuyor.

Peki, Merkez Bankası, yeni yönetimiyle birlikte, daha önce sürdürdüğü “çıpa” işlevini yeniden kazanabilecek mi? Bir başka deyişle politikacılar ne yaparsa yapsın Merkez Bankası fiyat istikrarı için gerekeni yapabilecek mi, yapılan hataların para politikasına yansımalarını kontrol edebilecek mi?

Ancak bu takdirde Merkez Bankası’nın yeniden çıpa olabileceği, bu sorunun yanıtını verebilmek için de yönetimin önümüzdeki dönem tavrına bakmak gerektiği söylenebilir. Kritik hale gelen yeniden döviz rezervi biriktirmek, dolarizasyonun önlenmesi gibi temel konular, aslında Merkez Bankası’nı aşan konular. Yani yeni yılda 2001’deki gibi dört başı mamur bir ekonomik program devreye girer, gereken reformlar başlar, yapısal tedbirler uygulanmazsa bu işlerin çözülemeyeceği açık. Merkez Bankası tek başına bu amaçları yerine getiremez, yönetimin tümüyle bu hedefe yönelmesi, somut adımlar atması gerek.

Özetle Merkez Bankası’nın yeniden çıpa haline gelebilmesi biraz da “mali çıpa”nın yeniden oluşturulmasına bağlı. Hükümetin mali disiplinsizliğine, gevşemelerine karşı kararlı tutum takınacak Merkez Bankası yönetimi olabilir mi, göreceğiz.

Örneğin AB ve ABD ile yaptırım süreci ağırlaşır, seçim gibi önemli siyasi gelişmeler yaşanırsa Merkez Bankası sıkı duruşunu devam ettirebilir mi? Bu sorunun yanıtı bence şimdilik net biçimde verilemez.

Naci Ağbal bir teknisyen olarak Merkez Bankası’ndaki görevine nüfuz etmiş, gidilecek yolu görmüş durumda ve buna göre adımlar atmaya da başladı. Ancak Naci Ağbal’ın bunun yanında bir AKP’li politikacı olduğunu, 2020 özeleştirisini yapamamasında gördüğümüz gibi, kabul etmemiz gerek.

Giderek zorlaşan bir dönemde Ağbal’ın işi de çok zor olacak.


Yazarın Son Yazıları