Erdal Sağlam

Kasım enflasyonu sürpriz yaparsa...

03 Aralık 2020 Perşembe

Bugün açıklanacak kasım ayı enflasyon rakamlarıyla birlikte yıllık enflasyondaki artışın devam edeceği kesinleşti. Piyasalar yıllık enflasyonun yüzde 12.5’in üzerine çıkmasını bekliyor.

Piyasa verilerini izleyen bazı iktisatçılar ise kasım ayı enflasyonunun sürpriz yapma ihtimalini dile getiriyor. Bu takdirde yüzde 13’ün üzerinde, yıllık enflasyon oranları görebiliriz.

Bu beklentiler gerçekleşir de enflasyon beklenenin epey üzerinde artarsa işte o zaman piyasalarda bir bozulma ve yeniden faiz artışı tartışmaları yaşanacağını söyleyebiliriz. Ekim toplantısında yüzde 4.75’lik faiz artışı yapan Merkez Bankası’nın bu takdirde yeni faiz artırımlarına gitmesi gerekebilir. Böyle bir ihtimalde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni faiz artırımlarına izin verip vermeyeceğinin gündeme gelmesi de kaçınılmaz olur.

Merkez Bankası’nın eski başiktisatçısı Prof.Dr. Hakan Kara, geçen hafta kasım ayı “İktisadi Yönelim Anketi” açıklamasının ardından, firmaların ara malı satış fiyatlarındaki artış beklentisinin tarihi zirveye çıktığını belirtip “Enflasyon gümbür gümbür geliyor” tweet’i atmıştı.

Bu hafta içinde İstanbul Ticaret Odası (İTO), kasım ayı fiyat verilerini açıklayınca bazı iktisatçıların sürpriz ihtimali yorumlarının arttığını gördük. Halbuki Bloomberg’in piyasada yaptığı ankette kasım sonunda yıllık enflasyonun 0.8 puan artışla yüzde 12.7’ye çıkacağı tahmin edilmişti. İTO, perakende fiyat artışının yıllık yüzde 14.1’e çıktığını belirledi. Piyasa analizlerinin sağlamlığıyla bilinen iktisatçı Haluk Bürümcekçi, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon rakamlarıyla aslında farklılık göstermesine rağmen, İTO’nun gıda fiyatlarındaki etkileşimine dikkat çekti. İşlenmemiş gıda fiyatlarının beklenenin üzerinde çıkabileceğini, tüm alt gruplardaki artışın geçen yılın aynı ayının üzerinde olduğunu belirten Bürümcekçi, “Enflasyon olumsuz sürpriz yapabilir” tweet’i attı.

Hakan Kara da piyasanın yıllık enflasyon beklentisini hatırlatarak attığı yeni tweet’te, temmuz sonundan bugüne sepet kurdaki artışın yüzde 16 yukarıda olduğunu, dünya gıda ve petrol fiyatlarının arttığını ve bunların enflasyona en az 2 puan eklemesi gerektiğini kaydederek henüz bunun tam görülmediğini, kasım enflasyonunda sürpriz olabileceğini ifade etti. İTO’nun enflasyon rakamlarının kendi yorumlarını doğruladığını kaydeden Kara, “Şimdi sıra TÜİK’te” dedi.

TÜİK’in bugün açıklayacağı kasım ayı fiyat hareketlerinde piyasa beklentilerinin üzerinde bir rakam çıkacak mı, göreceğiz. Geçen yılın kasım ayındaki tüketici fiyat artışı rakamı 0.37 idi. Ekim sonunda yüzde 11.89 olan yıllık tüketici fiyat artışının yükselmesi bu nedenle kaçınılmaz. Kabaca; yarın yüzde 1.38 rakamı açıklanırsa baz etkisiyle yıllık rakam 12.89’a çıkacaktır.

Faiz tartışması sürecek

Buna karşılık piyasada, TÜİK’in enflasyon rakamlarıyla ilgili biriken şüpheler dile getirilerek “yıllık rakamın 12’nin altında çıkarılabileceği” söylentileri yayıldı. Böyle bir ihtimalde TÜİK’in yarattığı güvensizliğin iyice artması kaçınılmaz olur. Bunun da ötesinde bir şeyler yapmaya çabalayan yeni ekonomi yönetiminin bütün çabaları da boşa çıkmış olur. Bu resmi verilerle piyasa gerçeklerinin birbirinden koptuğu ve böyle bir ortamda yönetime olan güvensizliğin had safhaya ulaşması kaçınılmaz olacak demektir.

Kasım ayı sonu itibarıyla artması kaçınılmaz olan yıllık enflasyon oranlarının aralık ayında da artma ihtimalini, yani yıllık oranın yüzde 14’lere ulaşma ihtimalini de göz ardı etmemek lazım. Geçen yılın aralık ayında tüketici fiyat artışları yüzde 0.74 oranında yaşanmıştı. Yani bunun üzerinde gelecek 2020 Aralık rakamı, kasım sonuna kıyasla aralıkta da artışın sürmesi anlamına gelecektir. Böyle bir ihtimalin gerçekleşmesi çok sürpriz sayılmayacaktır.

Bir başka deyişle kasım ayında artan enflasyon nedeniyle faiz artırmak zorunda kalabilecek Merkez Bankası, bu ay artırmazsa 2021 yılına faiz artışıyla başlamak zorunda kalabilir. Bu da enflasyona bağlı faiz artışlarının, Cumhurbaşkanı’nın tavrının daha bir süre ekonomi gündeminde kalacağının bir işareti olarak görülebilir.

Aslına bakacak olursanız “faiz oranları olumsuz sürpriz yaparsa faizlerin yeniden artışına izin verilip verilmeyeceğini” tartışmak bile abes sayılmalı. Rasyonel politikaların yürütüldüğü bir ekonomide, Merkez Bankası’nın faizi ne yapacağının Cumhurbaşkanı’na, hatta ilgili bakana sorulması bile olacak iş değildir. Kaldı ki eski politikanın yarattığı hasar görülmüş, bunu düzeltmek için yeni ekonomi yönetimi göreve getirilmiş, şeffaflık, öngörülebilirlik nutukları atılmışken Merkez Bankası’nın alacağı karara kimsenin karışmaması şart olmuş demektir.

Gerçi rasyonel bir ekonomi yönetimi anlayışı olsa biz bunları tartışmazdık, enflasyon da faiz de zaten bu seviyelere kadar gelmezdi.


Yazarın Son Yazıları