Erdal Sağlam

Baskılanınca yine patladı: 2020 faiz yılı oldu

22 Aralık 2020 Salı

2020 yılını belli ki bir faiz artışı daha yaparak tamamlayacağız. Yüzde 15’e çıkan Merkez Bankası politika faiz oranının bu hafta yüzde 16.50- 17.00 seviyesine çıkması bekleniyor.

Kasım ayında ekonomi yönetiminde yapılan değişikliklerin ardından faiz artışları da hızlandı. Buna bağlı olarak piyasalarda, geçici olup olmadığını henüz bilmediğimiz bir sakinleşme yaşanıyor. Hisse senetlerindeki artış trendinin yanında, bu süreçte en önemli iyileşme kurlarda yaşandı; yılbaşı yaklaşırken TL’nin değer kazancının devam etmesi bekleniyor. Yılsonu bilanço makyajlaması ve “Noel rallisi”nin bu gelişmede katkısı var ama asıl iyileşme reel faize geçişle birlikte kısa vadeli döviz girişinin başlaması ve para yönetiminde “Ortodoks politikalara dönüş algısı”ndan kaynaklanıyor.

Piyasalar, ABD ve AB’den gelen yaptırım kararlarını “hafif” bularak fiyatlamadı. Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın geçen hafta basın toplantısında sıkı para konusunda kuvvetli mesajlar vermesi piyasaları memnun etti. Bu toplantıdan sonra 24 Aralık’taki yılın son toplantısında Merkez Bankası’nın faiz artışı beklentisi de çok kuvvetlendi. Açıklamalardan yola çıkarak faiz artışlarının önümüzdeki yılda da devam edebileceği, en azından yılın ilk çeyreğinde yeni artışlar görüleceği tahminleri yapılmaya başladı.

Beklentilerin en önemli nedeni ise Merkez Bankası’nın artık önemli bir reel faiz seviyesini, politika faizini kullanarak sağlayacağı yönündeki mesajı ve enflasyondaki yükselişin devam etmesi. 2021’in ilk 4-5 ayında enflasyondaki yüksek seyrin devam etmesi, buna bağlı olarak 2021’in ilk aylarında faiz artışları görülebileceği tahmin ediliyor.

Kasım ayında yapılan 4.75 puanlık faiz artışından sonra aralıkta yapılması beklenen artışla birlikte, sadece son iki aydaki artış 6 puanın üzerine çıkmış olacak. Ekimde pas geçmesinden önce eylülde 2 puanlık artış yapılmıştı. Böylece son 4 aydaki faiz artışı toplamı 8 puanın üzerine çıkmış olacak.

Piyasadaki beklentilerde olduğu gibi bu hafta 1.5 puanlık faiz artışı olduğu takdirde yıla yüzde 12 ile başlayan faiz oranı yılı yüzde 16.50 ile bitirecek.

Peki, son aylardaki bu kadar yüksek oranlı artışların nedeni ne?

Yanıt olarak “kötü para yönetimi” dersek yanlış olmaz. Yılın ilk aylarında, pandeminin yoğunlaştığı mayıs ayı dahil, Merkez Bankası faiz indirdi. Hem de bunu enflasyon artarken yaptı, üzerine kamu bankalarını kullanarak maliyetlerin altında kredi vererek sistemi zorladığı için kurlar çok yükseldi. Kurlardaki artış enflasyonu hızlandırdı ve buna rağmen negatif faizde ısrar eden yönetimin kurları da piyasa dışı operasyonlarla zorla tutmaya çalıştığı dönemi yaşadık. Öyle olunca da döviz rezervlerinin eksiye döndüğü bir süreç yaşandı, bu da kur artışını iyice hızlandırdı.

2 yılın enflasyon beklentisi yükseldi

Kısacası; rasyonel bir yönetim olsaydı, ne kurlar bu kadar artacak ne 120 milyar dolarlık rezerv eritilecek ne enflasyon bu kadar artacak ne de faizlerde bu kadar yüksek oranlı artışlar yapmak zorunda kalacaktı.

Merkez Bankası’nın aralık ayı beklenti anketi, enflasyondaki yükseliş beklentilerinin sürdüğünü ortaya koyuyor. Kasımdaki ankette yılsonu tüketici fiyat artışı beklentisi yüzde 12.47 iken geçen haftaki son ankette bu oran yüzde 14.18’e çıktı. Yılsonu dolar kuru beklentisi ise 7.89 TL’den 7.77 TL’ye indi.

12 ay sonrası TÜFE beklentisi aralıkta yüzde 10.77’den 10.84’e ve 24 ay sonrası TÜFE beklentisi de aynı anket dönemlerinde yüzde 9.20’den yüzde 9.24’e yükseldi. Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı beklentisi ise yılsonu için yüzde14.49’dan yüzde 16.18’e çıktı.

Beklenti anketinden de görüleceği gibi bu ay, yükselen enflasyona bağlı olarak tekrar faiz artırımı yapılacağı tahmin ediliyor. Geçen haftaki Foreks anketinde faiz artışı beklentisinin ortalaması 1.25 puanken, dün çıkan Bloomberg anketinde beklenti 1.50 puan oldu. Özellikle yabancı bankalar önümüzdeki yılın başlarında en az 1 puanlık artış daha beklediklerini açıkladılar.

Özetle; yanlış politikalar bizi yüksek enflasyona ve yüksek faize mecbur etti. Şimdi hatadan dönülmeye çalışılıyor ama zaten önemli bir maliyet oluştu. Bu yanlışların reel sektör ve bankacılık kesimindeki etkilerini ise 2021 yılında görmeye başlayacağız. Bu darboğazdan, yüklü miktarda dış kaynak bulup bu sorunları çözecek kadar radikal ekonomik program uygulamadan çıkmamız çok zor olacak. Mevcut yönetimin buna gücü ve nefesi yeter mi, burası da şüpheli...


Yazarın Son Yazıları