Erdal Sağlam

Banka batıkları ötelendikçe katlanıyor

10 Aralık 2020 Perşembe

Bankaların batık kredi sorunu ciddi boyutlara ulaştı ama hesaplarda gözükmüyor. Bankalara ve borçlu şirketlere kolaylık sağlamak için çıkarılan öteleme kararları, aslında batık kredilerin katlanarak büyümesine neden oluyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), birkaç gün önce, koronavirüs salgını nedeniyle kişilerin ve reel sektörün finansman koşullarını kolaylaştırmak amacıyla uygulanan tedbirlerin 31 Haziran’a kadar uzatılmasına karar verdi. Kredilerin takibe düşme süresi 90 günden 180 güne çıkarılıp 30 Haziran 2021’e kadar uzatıldı. Düzenleme, ihtiyaç kredilerinin yanı sıra taşıt, konut ve tüketici kredileri ile tüm ticari kredileri kapsıyor.

BDDK daha önce de 6 ay öteleme yapmıştı, şimdi öteleme süresi 1 yıla uzadı. Yani asıl batık rakamlarını 31 Mart 2021 bilançolarında görecektik, şimdi 30 Eylül bilançolarında görebileceğiz. Tabii ki bundan sonra yeni öteleme gelmezse.

Bankaların batık kredi sorunu yeni değil. KGF kredilerinin devreye sokulmasıyla iyice büyüdü, aktif rasyosu nedeniyle zirveye ulaştı. Berat Albayrak Hazine ve Maliye Bakanlığı’na gelince, “sorunlar ve yapılması gerekenleri” konuşmak için toplantılar düzenlemiş, benim de içinde bulunduğum bazı katılımcılar, “acil stres testi”, “batıklar için fon” gibi önerilerde bulunmuştu. Sözde bir stres testi yapıp “durum iyi gözüküyor” denilerek yola devam edildi, batık kredi sorunu da halının altına süpürüldü.

Özetle şu anda kâğıt üzerinde gözükmese de giderek büyüyen, hatta katlanan bir batık kredi sorunuyla karşı karşıyayız. Bankacılar şu anda yüzde 4-5 gözüken batık kredilerin toplam kredilere oranının, gerçekte yüzde 15 civarında olduğunu iddia ediyor.

Sektör içinde, iktidarın verdiği, maliyetin de altında kredi verme görevi nedeniyle, kamu bankalarının durumunun daha ağır olduğu biliniyor. Buna karşılık kamu bankaları batık kredilerinin bilançolarında özel bankalardan daha düşük gözüktüğü de ortada. Üç kamu bankasının Eylül 2020 bilançolarında, takipteki kredilerinin toplam kredilere oranı, büyüklük sırasına göre yüzde 2.2, yüzde 3.6 ve yüzde 3.8 oranlarında gözüküyor. Üçüncü kamu bankasının batık kredi oranı 2015’e kıyasla, garip bir biçimde daha düşük gözüküyor.

Buna karşılık büyük özel bankaların batık kredi oranları ise yüzde 5.5 ile 6.5 arasında gözüküyor.

Halka yeni yük

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) rakamları ve verilerine göre, 30 Eylül 2020 bilançolarına göre, sektörün verdiği kredilere göre takipteki kredi oranı ortalamada yüzde 4.1 olarak yer alıyor. Ancak bu rakam içinde yer almayan hususlara bakıldığında, ötelemenin ne kadar büyük bir yükü gizlediği de kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Varlık yönetim şirketlerine satılan tutarlar, tamamen zarar yazılıp aktiften silinen rakamlar, sürekli ötelemeler nedeniyle takibe alınmayıp riski artan krediler, yeniden yapılandırılan krediler bu kapsamda yer almıyor. 2020 yılı içinde reel sektörü desteklemek amacıyla verilen düşük faizli kredilerin önemli bir bölümünün takipteki kredilerin ödenmesinde kullanıldığını, yani işletmelerin kazanarak değil, borçlarını yine borçla kapatarak ödedikleri Bankalar Birliği tarafından da kabul ediliyor. Bir yıllık izleme süresi içerisinde anapara ve/veya faiz ödemesi 30 günden fazla geciken ya da bu süre içinde bir kez daha yapılandırılan kredilerin kanuni takipte gösterilme şartının da kaldırıldığı not ediliyor. Özellikle kamu bankalarının rakamlarının bu nedenle çok düşük çıktığı söylenebilir.

Özetle şu anda gözükmeyen, bu nedenle gündemde hak ettiği yeri bulamayan bir batık kredi sorununun içinde bulunuyoruz. Bunun bir borç krizini tetikleme tehlikesi, 2000’deki gibi bankacılık sektörü üzerine yığılan yüklerin birikip bunun tüm ekonomiyi tehdit etme noktasına gelme riski açıkça gözüküyor.

Bu ötelemelerin bankaların da borçlu reel sektörün de sorunlarını çözemeyeceği, giderek daha sorun biriktirdiği, aslında batık şirketlerin yüzdürülmesinden başka işe yaramadığı açık. Göz göre göre gelen tehlikenin bertaraf edilmesi için “çok uzun yüksek büyüme yaşanacak bir dönem” gelmeyeceği, böyle bir küresel etki gelse bile Türkiye’nin bu haliyle yararlanma ihtimali olmadığı da ortada.

Merkez Bankası Finansal İstikrar Raporu’nda 360 milyar TL’si yakın izlemede, 150 milyar TL’si tahsili gecikmiş olmak üzere toplamda 510 milyar TL’lik sorunlu kredi bulunduğunu, yapılandırma ile ötelemelerin vadesinin gelmesiyle bankalardaki sorunlu kredilerin artacağına işaret etti.

Özetle acil ele alınmazsa yine halkın finanse edeceği devasa bir yük geliyor.


Yazarın Son Yazıları