Erdal Sağlam

AKP’liler 2021 için yüksek büyüme hayalleri kuruyor

12 Ocak 2021 Salı

Hazırlanan ekonomi ve hukuk reformları konusunda gazetecilere bilgi veren AKP’li yetkililerin, sözlerine “Amaç bu yıl büyüme hedeflerini tutturmak” diye başladıkları görülüyor. Belli ki AKP’lilere kararların büyüme için gerekli olduğu anlatılıyor ama 2021 yılında yüksek büyüme hayal gözüküyor.

Bunun en önemli nedenlerinden biri, 2020 yılında ekonominin biraz küçülmesine razı olunmaması. Gaza basmaktan kendini alamayan iktidar, yılın son aylarında da istenilen yavaşlamayı sağlayamadı. En önemli nedenin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüksek büyüme hırsı olduğu kesin.

Halbuki ekonomik imkânlara uygun davranılmayınca dengeler bozuldu ve zaten Albayrak da bu nedenle gönderildi. Kurlardaki hızlı tırmanış, enflasyonun patlaması, bu büyüme hırsından kaynaklandı.

Reform haberlerine baktığımızda AKP’lilere, “Yüksek büyümeyi yakalamamız lazım, bunun için bir süre faizleri artırıp sonra indireceğiz, bazı kararları alırsak Batı’dan bize sıcak para gelir, onunla da büyürüz” mealinde sözler söylendiğini tahmin ediyorum.

Halbuki dün çıkan ödemeler dengesi rakamları bile tek başına, yüksek büyümenin hayal olduğunu, yine büyüme hırsıyla davranılırsa dengelerin nasıl bozulacağını açıkça gösteriyor. Ödemeler dengesi, kasımda beklentilerin üzerinde, aylık 4.1 milyar dolar açık verdi. İlk 11 aylık açık 35.2 milyar dolar olurken yıllık cari açık 38 milyar dolara ulaştı. Ticaret Bakanlığı’nın öncü verilerine göre aralıktaki dış ticaret açığının 4.5 milyar dolar olduğunu hesaba katan analistler, yıl sonunda cari açığın 38.5 milyar dolara çıkacağını tahmin ediyorlar. Böylece cari açığın milli gelire oranının yüzde 5.5’e çıkacağı hesaplanıyor.

Cari açığın milli gelire oranı hem kurlar üzerinde etkili, hem de Türkiye’nin risk primi açısından bakılan önemli oranlardan biri. Yüzde yarım ya da 1 puan büyüdüğünüz bir yılda milli gelirin yüzde 5.5 oranında cari açık veriyorsanız, AKP’lerin inandırıldığı 2021’deki yüzde 5’lik büyüme halinde ne kadar cari açık vereceğinizi siz hesaplayın. Hadi 2020’de turizm geliri olmadı, bunun etkisi büyüktü diyelim; 2021 yılında, şimdiden de görüldüğü gibi cari açığınızı etkileyecek dünya petrol fiyatları belli ki yüksek seyredecek. Kaldı ki enflasyon oranlarının 2021 yılında düşürülmesi, hem turizmdeki canlanma beklentisi, hem yeterince azalmayan iç talep nedeniyle, zor görünüyor.

Sıcak para için, reel faiz vermeye devam etmek zorundasınız; faiz oranlarını yılın ikinci yarısında düşürmeye başlasanız bile, kredi faiz oranlarınız yüzde 15-16’ların altına inemeyecek. Krediye boğduğunuz ama işleri normale dönmeyen iş kesiminden, bu faizlerle verdiğiniz krediyi nasıl geri alacaksınız?

‘SEÇİCİ VE HEDEFLİ MALİ POLİTİKA’

Radikal bir çözüm bulmazsanız ya iflaslara izin verip bankaların batıklarını çok yükselteceksiniz ya da ötelediğiniz kredileri tekrar tekrar uzatıp riski katlayacaksınız. Radikal çözüm ise ancak uzun vadeli yüklü kaynak temin edip reel sektör borçlarını ötelemek, bu arada bankalara da kaynak enjekte etmekten geçiyor. Bu kaynak nasıl elde edilir derseniz; ya IMF’ye gidip yüklü kaynak karşılığı uzun vadeli anlaşma yapacaksınız ya da kamuda çok ciddi tasarruflara gidip bozulan dengeleri yeniden onarmaya çalışacaksınız.

Her iki olasılıkta da büyüme oranlarının, AKP’lilere söylendiği gibi yüzde 5’leri bulması mümkün değil. Zaten bunu gerçekleştirmeye çalışırsanız, baştan bu işin olmayacağını da tüm dünyaya ilan etmiş olursunuz.

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın tam ne planladığını bilemesem de büyümenin 2021 yılı için en fazla yüzde 3’lerde kalmasını sağlayıp IMF’yi dile getiremeyeceğine göre, bunu tasarruflarla sağlamaya, bu arada çeşitli makyajlarla oluşturulacak olumlu algı ile bu yüzde 3’lük büyümeyi finanse etmeyi planladığı düşüncesindeyim. Ekonomik dengeleri bildiği için bunu planladığını düşünüyorum. Tabii ki “büyüme oranı yüzde 3 olacak” diyemeyecektir ama yıl sonunda bu orana razı olacağını tahmin ediyorum.

Bakan Elvan, enflasyon rakamları sonrası yaptığı açıklamada 2021 yılının reform yılı olacağını belirtirken “Para politikasının enflasyona odaklı şekillendiği bu dönemde pandemi koşullarının getirebileceği ilave destek ihtiyacı, seçici ve hedefli kamu maliyesi politikaları üzerinden sağlanacaktır” dedi. Bence üzerinde fazla durulmayan “seçici ve hedefli” mali politikalar, aynı zamanda bütçede önemli revizyonlar yapılıp harcamaların önemli ölçüde kısıtlama niyetini ortaya koyuyor.

Peki, istediği büyük yatırımlar dahil önemli bütçe tasarruflarını, gereken yapısal tedbirleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kabul ettirebilecek mi?

Herhalde bir ay içinde bunu görürüz.


Yazarın Son Yazıları