Tarikat ve cemaatlerin toplumsal işlevi-2

10 Eylül 2020 Perşembe

İnsan ilişkileri üç farklı grupta biçimlenir:

1) Birincil grup ilişkileri:

Birincil gruplar, aile gibi insanların duygusal bağlarla bağlı bulundukları, dayanışma duygusunun egemen olduğu, üyelerinin sık değişmediği gruplardır.

Bu gruplar içindeki ilişkiler yüz yüzedir. Yaşamın her alanını kapsarlar. Bireylerin kişiliklerini, kimliklerini, tutum ve davranışlarını etkilerler. 

Bu tür gruplar, örneğin aileler, hem üyelerine duygusal destek verirler hem de üyelerinin toplumsallaşmalarını gerçekleştirirler. Bireyin değerler sistemini belirleyerek, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini ayırmasını ve toplumla bütünleşmesini sağlarlar.

2) İkincil grup ilişkileri:

Bireylerin örgütler içindeki ve örgütlerle olan ilişkileridir.

Genellikle belli bir amacı gerçekleştirmek için bir araya gelen gruplar içinde görülür. Ayrıca bürokratik örgütlerle, devletle bireyin ilişkileri de bu niteliktedir. Yaşamın sadece belli alanlarını kapsarlar.

Kuralları yazılıdır. Duygular bu tür grup ilişkilerine esas olarak dahil edilmezler.

3) Mesleki (profesyonel) grup ilişkileri:

Hayatın bütün alanlarını değil, ama ikincil grup ilişkilerinin kapsadığı alanlardan daha geniş sınırları olan, akademisyenler veya avukatlar, doktorlar gibi profesyoneller arasında kurulmuş olan gruplar içindeki ilişkilerdir. 

Üyelerinin kimliklerinin, kişiliklerinin oluşmasına, yani hem toplumsallaşmalarına hem de kurallara ve meslek ahlakına uygun davranmalarına yardımcı olurlar. 

***

Tarikatların toplumbilimsel işlevini, kendisinden çok şey öğrendiğim Şerif Mardin, Said Nursi kitabında anlatır. 

Mardin, tarikatları meşrulaştırmak ve olumlamak için yazdığı kitabının ana ekseni olarak tarikatların devlet ile vatandaş arasında sıcak bağlar kurduğu varsayımını kullanır.

Saltanatın ve Hilafetin kaldırılması ile tekke ve zaviyelerin kapatılmasının, devlet ile vatandaş arasında, tarikatlar vasıtasıyla kurulan bu sıcak (yukarda açıkladığım “Birincil ilişki” türü) bağları yok ettiğini ve bunun bireyleri toplum içinde “haritasız”, “kılavuzsuz”, “yol göstericisiz” bıraktığını söyler.

Bu varsayım Din Tarım Toplumları aşamasındaki devletler için doğrudur.

Çağdaş Demokratik rejimler açısından ise yanlıştır.

Halifeye, Sultana, İmparatora, Krala duygusal bağlılık Ortaçağ devletleri için geçerlidir.

Mardin’in belirttiği gibi tarikatlar, bireylerin devleti yönetenlere karşı sevgi, saygı duymasına ve dayanışma göstermesine yardımcı olurlar.

Tarikatlar, çağdaş demokratik rejimlerde ise ancak liderlere dayalı duygusal oy verme davranışlarının arkasındaki “birincil tür” ilişkileri açıklar.

Böylece Şerif Mardin, Demokratik Rejimleri “Lider Rejimleri” haline getiren yozlaşma sürecini ve bu süreçte tarikatların desteğini de açıklamış olmaktadır. 

Bir diğer deyişle Mardin, tarikatları meşrulaştırmaya çalışırken, onların, bugün de yaşadığımız sorun olan, “Demokratik Rejimin altının oyulmasına”, Demokrasiyi yok eden, “Şahıs Devletinin” kurulmasına hizmet ettiklerini açıkça belirtmiştir.

***

Toplumbilim böyle bir şey işte:

Bir tarikatı ve bir tarikat liderini savunmak için yazılan bir kitap, analiz edilen toplumun içindeki çağ gerisi kurumları meşrulaştırmak isterken, çağdaş sorunların çözümüne de ışık tutuyor:

Geçen yazımda da belirttiğim gibi “Demokratik Rejimler, tarikatlarla birlikte yaşayamazlar...”

Tarikatlar kapatılmalıdır!

Hocam Şerif Mardin’in anısına saygıyla.


Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet nedir? 29 Ekim 2020