Bir mektup, bir haber

17 Mayıs 2020 Pazar

Önce, AİHM tarafından derhal salıverilmesi kararı verilen Osman Kavala’nın, bugün olup bitenlere “İkinci Silivri Trajedisi” dediğim yazı üzerine, yazdığı mektup; yorumsuz olarak:

Yaşadığımız hak ihlallerini, gündeme getirmeye devam ettiğiniz için teşekkür ederim.

Bugün yaşananların, Gülenci yapının yargıda etkin olduğu dönemde olanların yanında hafif kaldığı görüşünü savunanlar, anladığım kadarıyla önceki davaların siyasi alandaki etkilerine, yargı dışındaki kurumlarda yapılan tasfiye ve tahribata dikkat çekiyorlar.

Ancak, yaşanan hak ihlallerinin niteliği ve yargı kurumunu nasıl etkilediğine bakıldığında değerlendirmenin farklı olması gerektiğine inanıyorum.

Günümüzde yaşanan; somut delil olmadan iddianame hazırlama, tutuklama ve mahkûmiyet kararı verme, kararları gerekçelendirmeme, yasaları keyfi olarak yorumlama, masumiyet karinesini hiçe sayma gibi temel hukuk normlarını çiğneyen uygulamalar, sadece mağdur yaratmakla kalmıyor; bu uygulamalar geçmişte Gülenci yapıyla ilişkisi olmayan yargı mensupları için de normal davranışlar haline gelmiş durumda.

Şu anda, hukuk devleti kavramına ve yargının evrensel hukuk ilkelerine göre çalışmasına yönelik tehdidin, 12 Eylül dahil hiçbir dönemde yaşanandan daha az ciddi olmadığına inanıyorum.

Trajedi tanımı durumun vahametini anlatıyor ama bence şu açıdan uygun değil:

Malum, trajediler doğaüstü güçler ya da sıra dışı rastlantılar sonucu insan iradesine rağmen gerçekleşen felaketlerdir.

Yaşadıklarımız ise doğrudan insan iradesinin ürünü.

***

Şimdi de, AKP’li trollerin Twitter’da adalet mekanizmasını nasıl etkiledikleri ve insanların hayatlarını nasıl kararttıklarına ilişkin, pek çok internet sitesinde ve televizyon kanalında yayımlanan, ayrıca Meclis gündemine de taşınan haberi, yorumsuz olarak aktarıyorum:

Aktrol Abdurrahman Uzun, Hadi Özışık ile Süleyman Özışık kardeşlerin İnternet Haber’de yayımlanan Perde Arkası isimli programında FETÖ’nün medya yapılanması iddiasıyla yargılanan ve aralarında Atilla Taş ve Murat Aksoy gibi isimlerin de bulunduğu kişilerin tahliyelerinin nasıl önlendiğini anlattı.

YARGI MENSUPLARININ İSİMLERİNİ, SİCİL NUMARALARINI PAYLAŞTIM

Nisanda referandum vardı. 31 Mart gecesi tahliyeler başladı. Bütün arkadaşlarımı çağırdım ofise, arkadaşlar savaşıyoruz nereye giderse.

O gece Twitter’da iki tane gündem çalışması yaptık, ‘kripto hâkimler’ ve ‘vatanını seven defansa gel’.

Baktım bir türlü kitle gelmiyor. Bu kez kendimi riske ederek, kendi resmi hesabımdan o tahliyeleri yapan 2. ceza ağır mahkemesinin bütün üyelerinin isimlerine kadar, sicil numaralarına kadar yayımladım.

GECE 3 BUÇUKTA SARAY’DAN ARADILAR

Gece saat 2’de adalet bakanı açıklama yaptı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tahliyeleri durdurdu.

Gece 3 buçukta da Cumhurbaşkanımızın yanında olan değerli bir abim aradı, ‘Reis bu hamleni çok beğendi, böyle yapacaksın, bize zemin hazırlayacaksın’ dedi.”

SÜLEYMAN ÖZIŞIK’TAN AKTROLE: O ZEMİNİ OLUŞTURAMIYORUZ

Süleyman Özışık da Aktrol Abdurrahman Uzun’un sözünü ‘O zemini oluşturamıyoruz işte’ diyerek destekledi.

EĞER O GECE BAKAN DEVREYE GİRMESE...

Abdurrahman Uzun, sözlerinin devamında ise:

‘Eğer o gece bakan devreye girmemiş, bir üst mahkeme kurulmamış olsaydı belki de hâkimleri hedefe koyduğum için cezaevine girecektim’ ifadelerini kullandı.

EREN ERDEM: ‘BİZ SÖYLEYİNCE AKP İNKÂR EDİYORDU’

CHP eski milletvekili Eren Erdem, kendisinin yargıda gece yarısı mahkemeler kurulup tahliyelerin engellenmesinin siyasi operasyon olduğunu söylediğinde AKP’nin inkâr ettiğini belirterek:

‘Alın sayın Abdulhamit Gül, bundan daha açık bir itiraf olabilir mi? Buna bir diyeceğiniz var mı?’ ifadelerini kullanarak paylaşımına Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ü etiketledi.

***

HİÇBİR DÜŞMAN, HİÇBİR KİŞİ VEYA KURUMA, KENDİSİNİN KENDİSİNE VERDİĞİ KADAR ÇOK ZARAR VEREMEZ!


Yazarın Son Yazıları

İkinci Abdülhamit 28 Haziran 2020
Deli Dumrul Sendromu! 18 Haziran 2020
Kumpas ve tetikçi medya 14 Haziran 2020
1215’ten 2020’ye 9 Haziran 2020