Yazgülü Aldoğan

Sosyal medya zaten susturuluyor

09 Eylül 2021 Perşembe

AKP’nin hedefinde bir süredir sosyal medya var. Siyaset mühendisliğiyle el değiştirtilen ve iktidarın suyuna dümen kırdığı için tirajı düşüp etkinliği azalan medyanın karşısında giderek büyüyen, özellikle gençlerin ve yükselen muhalefetin sesi, demokrasi meydanı haline gelen sosyal medyanın susturulması! Önce Erdoğan açıkladı, “Nedir bu YouTube, Nesfis, bunlar da nereden çıktı, herkes buralarda konuşuyor, biz herkesi susturmamış mıydık” diye. Sonra fetva geldi Diyanet İşleri Başkanı’ndan, sosyal medyada ses çıkaranların başı vurula! Yazılı medyayı susturduk, RTÜK yoluyla ekranları da kontrol altına aldık, bu kez de millet sosyal medyada esip yağıyor, ne yapmalı? Algı operasyonları yetmedikçe, anketlerde oyları eridikçe, ne hatamız var diye kendilerine bakacaklarına sesi çıkanı, hatta çıkmayanı bile susturma peşindeler. Sanki susturmuyorlarmış gibi! 

Adli tatil bitip dualı senalı açılıştan hemen sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bana dava açmış. Suç yine sosyal medyada; üç kelimelik bir paylaşım, bir retweet.

SUÇ VAR, SUÇ YOK

Dava açılacak başka konu mu yok? Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın açıklamalarını hiçbir savcı duymadı mı? Beyefendi itiraf etti: “Hakkımdaki tapeler, suç dosyamdaki bilgiler doğrudur. Birçok usulsüz karara imza attım, hukuksuz izinler verdim. Bakanlığım süresince makamımı kötüye kullandım. Suç işledim!” Savcılar göğe bakıyor, tavana bakıyor, birbirlerine bakıyor, yere bakıyor. Duydunuz mu diye soruyorlar birbirlerine, kimse bir şey duymamış, duymuyorlar! 

Hukukçular, ekonomistler, bu hukuksuz işlemlerin ülkeye zararının bir milyon doları bulabileceğini hesaplıyor. Ülkenin varlığından çalınan değer, hırsızlıktır bu. Savcıların kılı kıpırdamıyor. Sedat Peker, kendisine yüksek bürokratlar tarafından sızdırıldığı bal gibi belgelerden günlerce, onlarca, yüzlerce suç iddiası paylaştı. İsim isim, tarihler vererek. Ne eroin kaçakçılığı kaldı ne malı gasp etme, ne tehdit ne şantaj. Eski bakanlar, milletvekilleri, iş insanları hakkında dudak uçuklatan iddialar.

Savcılar, cumhuriyet savcıları yere baktı, tavana baktı, birbirlerine baktı, sordular birbirlerine: Sen bir şey duydun mu? Kimse duymamış! O arada telefonlar çalıştı, Ankara ve BAE, kanlı bıçaklıyken birdenbire dost oldu. Sedat Peker’in de önce videoları bitirildi, sonra tweet’leri. Sedat Peker susturuldu. Zaten savcılardan duyan da olmamıştı ki? 

SOSYAL MEDYA

Benim suçlandığım konu ise o kadar önemli ki bir tür ülkenin beka sorunu. Delilleriyle sabit! Orada duruyor; sosyal medyada! Üç kelime. O üç kelime, ülkenin altına koyulan dinamittir, vatana ihanettir. İşte bunun için derhal cezalandırılmalıdır. Sosyal medyayı kontrol edelim diyorlar, ediyorlar zaten: Sadece cumhurbaşkanına hakaret davası açılan kişi sayısı 60 bini geçmiş. Ben, hâşâ, cumhurbaşkanına hakaret filan etmedim! Birine hakaret ettiğim iddia ediliyor ama o suç unsuru üç kelime içinde o kişinin ne adı var ne sanı ne de onu işaret eden herhangi bir şey. Ama o üzerine alınmış. Yargılama bitsin anlatırım. Mahkemeler de bu kadar davaya yetmediği için her şey sanal ortamda. Önce karakola gidip ifade verdim. Hadi uzlaşın diyorlar sonra, yani para verin. Yeni bir para kazanma yolu açılmış. Uzlaştırmacı telefon etti, üç kelime için 15 bin TL istedi. Kelime başına 5 bin lira düşüyor. Vermem dedim. “Kaç lira verirsin” diye soruldu. Pazarlık ediyoruz! “5 lira bile vermem!” dedim. Telefon kapandı. Celse bitti. Sen misin 5 lira bile vermeyen. Savcı suçumu sabit görmüş, mahkeme de davayı açmış. O kadar çok hakaret davası var dedim ya mahkemeye yetmiyor, duruşma da yok. Savunmanı yazıp yolluyorsun, onlar veriyor cezayı. Şart mıdır? Şikâyet eden kişi iktidar yanlısı. Ben muhalif gazeteci. Ben isim vererek en ağır hakaret edeni şikâyet etsem, ifade özgürlüğüne girer! Benimki değil. Niye mi önyargılıyım? Daha önce öyle oldu da ondan. 

Aslında şu isnat edilen suç için yapılan yazışma, kalemi, mahkemeyi meşgul etme abesle iştigaldir, suçtur! Ama benim asıl suçum sadece iktidar yanlısı olmayan bir gazetede yazmak değil, sosyal medyada yüksek takipçisi, etkinliği olan, yıllardır haksızlığa uğrayanın yanında, sesi olan bir yazar olmam. Bu ülkede adalet var da bana mı nasip olacak? Sosyal medyayı kontrol altına alacaklarmış, sanki değil! 



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları