Askeri, sivil darbelerin, ilişkili kuluçkalık nöbetleri

29 Mayıs 2020 Cuma

Evrensel demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ilkelerinden sapmalar, ihanet dozları ile doğru orantılı, ister sandıktan çıkmış sivil iktidarlar, isterse askeri darbeler için geçerli, şaşmaz işlev, karşıtı darbeleri besleyecek toplumsal patlamalara kuluçkalık yapmak değil midir?

Türkiye’yi demokratikleştirme adımlarını atamayan, atmayan sivil iktidarlar, iktidara gelmeden yakındıkları sorunları çözme adına verdikleri sözleri rafa kaldırıp iktidarda kalma adına insan hakları, hak-hukuk düzenine, demokrasinin olmazsa olmaz ilkelerine ihanet edip suç ortaklıklarında kirlendikçe iktidarda kalabilmenin şaşmaz yolu, milli iradenin sokağa, çatışmacılığa sürüklenmesinden, sivil darbeci ataklardan geçmektir. Emperyal güç odaklarının tuzaklarına maşa olmak kader, kaçınılmazdır.

İktidarda kalabilmenin yolu, sivil darbeci yapılanmayı kaçınılmaz biledikçe de, askeri darbelere kuluçkalık yapmak, suç ortağı, iktidar ittifakı olmak da söz konusu olabilir.. “Aldatıldık, kullanıldık, kandırıldık” diyebilmek siyaseten erdem sayılabilirse de pratikte ortaklık bulaşıklıklarından sıyrılmak sanıldığından çok daha zorlu olacağından.. Uygulamalarda hak-hukuktan sınırsız, standartsız sapmaların örnekleri çok can yakıcı boyutlara varabilir..

Kimin eli, kimin cebinde kalmıştır? Hak-hukuk adalet sapmalarının boyutları hangi ölçeklere varmıştırın ölçümlenmesi söz konusu olamadığında da.. “OHAL one hal?” sorgulanmalarında, hak hukuk ihlalleri, insan hakları suçlarının boyutları, en sıradan Meclis sorgulaması tutanaklarından bile kitaplara sığmayacak ölçeklere varabilir..

***

Uzaktan daha bir geçerli, emperyal güç odaklarının projeleri, sivil, askeri darbeler düzeninin işleyişine bakılınca da.. Emperyal çıkarlar adına üzerinden savaşların odak yapıldığı tüm ülkeler içinde.. Ağırlıklı yoksul güney, enerji, her tür doğal kaynaklarının sömürülmesi, terör üzerinden, halkların, İslam dünyasında mezheplerin birbirlerine kırdırılmaları projelerinin sınır tanımazlığında, günümüzün sıcak gündemine girebilen tartışmalarda, araya virüs kuşatması da girmiş olarak olupbitenlerde işler daha bir karışıyor..

Önceki gün Yassıada’nın demokrasi ve özgürlükler alanı olarak açılışına katılan Erdoğan ve Bahçeli’nin Diyanet İşleri Başkanı eşliğinde kurdele kesme törenindeki konuşmalarının içeriği üzerinden, işlenmiş hukuk cinayetlerinin, idamların lanetlenmesi çerçevesinde 27 Mayıs Darbesi’nin masaya yatırılmasına diyecek söz yok. Sorun 1950’lerden günümüze CHP’ye yönelik askeri darbeler çığırtkanlığı, Menderes’ten Cumhur İttifakı’na uzanan tankların, askeri darbelerin, terörün alkışlandığı suçlamaları ile güncel tartışmaların odağına taşınıyor..

Suçlamalardaki izansızlık bir yanda, ister istemez 1950’lerden günümüze hep sağ iktidarlar ağırlıklı yönetilmiş Türkiye’de, siyasal İslam kimliğinin de çok çarpıcı siyasetin odağında kullanılması gerçeği diğer yanda.. Menderes, Demirel, Özal güçlü iktidarları, ister en uzun yılları Erdoğan liderliğindeki koalisyon ittifakları süreçleri içinde, sivil darbe hukuku uygulamalarından, günümüze dönük artan dozlarda haksız-hukuksuz otoriterleşme örneklerinin önü alınamaz yükselişini yoka saymak olanaksız..

Ülkenin kurucu aklı, Devlet algısı ile, yönetici iktidarın barışmaması nerelere konulacak? Darbe anayasası kaldırılmadan, baskın seçimlerle demokrasi gelebilir mi? İktidarı paylaşmamak adına sivil darbeciliğe dayanan akıl, devletin kurucu aklını temsil edebilir mi? Krizlerde otoriter devlet istenirken, demokrasiden vazgeçilebilir mi? 18 yıldır iktidarda, seçim yasaları ile oynanıyor.

Katılımcı demokrasinin, Meclis’in bu anlamda gücünün varlığı reddedilerek, 12 Eylül’le karşı çıkılmış vitrininde, 12 Eylül’ün darbe anayasası kaldırılmadan, baskın seçimlerle demokrasi gelebilir mi? İktidar kendi iktidarını koruma adına torba, kod yasalarla Meclis’i yok sayma, siyasi partileri baraj tehdidi ile karşı karşıya koyma yolunu seçebilir mi? Hiçbir silah sahibine sadık değildir..


Yazarın Son Yazıları

Patronu yakinimdir 7 Temmuz 2020
Kapanmayan yara kanar.. 3 Temmuz 2020
Tarihten ders almadan.. 30 Haziran 2020