Olaylar Ve Görüşler

Ulusal Düzenlemeler ve AİHS Çerçevesinde Basın Özgürlüğü ve Sınırları - Av. Turan KARAKAŞ

21 Eylül 2020 Pazartesi

Çeşitli hukuk dallarına ilişkin kuralları kapsayan basın hukuku Avrupa ülkelerinin tamamına yakınında anayasal güvencelerin yanında bir basın kanunu ile de düzenlenmiştir. Bununla birlikte basın hukuku basın kanunlarının yanında başka kanunlar ve düzenlemelerde de uygulama alanı bulmaktadır.

Bunların başında bir unsuru aleniyet olan ve basın yoluyla işlenen suçları düzenleyen ceza hukuku gelir. Hatta basına ilişkin sınırlamaların aşılması halinde çoğu zaman ceza hukuku normları devreye girdiğinden basın hukuku, ceza hukukunun özel bir dalı olarak görülebilmektedir. 

Basın hukukunun bu uygulama alanlarını diğer hukuk kurallarından ayıran temel fark basın hukukuna ilişkin kuralların basın özgürlüğü değerleri çerçevesinde yorumlanmasını gerektirmesidir. 

Anayasanın 13. maddesi genel olarak hürriyetlerin hangi şartlarda ve hangi usulde sınırlandırılabileceğini belirtmektedir. Anayasanın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin söz konusu maddesi 2011 yılında yapılmış olan altıncı anayasa değişikliği ile güncel halini almış bulunmaktadır.

‘İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ’

Önceki yazılarda da belirttiğimiz üzere, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasa maddesi haricinde konumuz özelinde basın hürriyetinin sınırlandırılmasına ilişkin 28. madde hükmü “Basın hürriyetinin sınırlanmasında anayasanın 26. ve 27. maddelerinin hükümleri uygulanır” şeklindeki hüküm ifadesi ile 26. ve 27. madde hükümlerine atıf yapmış bulunmaktadır. 

Günümüzde düşünce özgürlüğü daha çok düşünceleri açıklama anlamına gelen ifade özgürlüğü şeklinde anlaşılmaktadır. Ancak hukuki literatürde düşünce özgürlüğü ve ifade özgürlüğü birbirinden farklı temellerde ele alınmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” başlıklı 9. maddesi,  diğerlerinin yanında düşünce özgürlüğü kavramını da kullanmakta ve 10. maddesinde ise ifade özgürlüğü düzenlenmektedir.

Belirtmek gerekir ki AİHS’nin 9. maddesi çerçevesinde korunan haklar temel olarak kişinin inanç özgürlüğü kapsamındaki manevi iç dünyası ve bunu açığa vurduğu ibadet özgürlüğüdür. Bir düşünce vicdani kanaat veya inancın 9. maddeden yararlanabilmesi için bunların ortaya konuluş şekliyle birlikte belirli bir tutarlılığa, ciddiyete ve öneme sahip olması ayrıca insan onuru ile bağdaşır olması gerekmektedir.

İfade özgürlüğü AİHS’de çok geniş bir koruma alanını kapsar şekilde düzenlenişi itibarıyla birçok hak ve özgürlükle benzer değerleri korumaktadır. Örneğin AİHS’nin 8. maddesinde özel hayat ve haberleşme özgürlüğü, 9. maddesinde düşünce, vicdan ve din özgürlüğü ve 11. maddesinde düzenlenen toplantı ve dernek kurma özgürlüğü ifade özgürlüğüyle yakından bağlantılıdır.

DENGELEYİCİ UNSUR

10. madde kapsamında incelenen ve koruma alanı genişleyip farklılaşabilen basın özgürlüğü de ifade özgürlüğü çerçevesinde özel bir önemi haizdir. AİHS’nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü kanaat, haber ve görüş alma ve verme özgürlüklerini kapsamaktadır. İlk fıkrada belirtilen bu özgürlüklerden sonra ikinci fıkrada sınırlama sebeplerine yer verilmiştir.

Başkalarının haklarından bahsedildiğinde çatışan haklar söz konusu olacaktır. Bu şekilde bir çatışma meydana geldiğinde mahkeme somut olay etrafında bir hakkın diğer hak üzerinde üstün gelmesini tespit etmek üzere bir dengeleme yapmaktadır.

AİHS’de düzenlenen diğer hak ve özgürlüklerden farklı olarak ifade özgürlüğü ve bu kapsamda düzenlenen basın özgürlüğünü de kapsar biçimde 10. maddenin 2. fıkrasında sınırlama sebepleri sayılmaya başlamadan hemen önce görev ve sorumluluklar” ibaresine yer verilmiştir. Kurumsal olarak basına, gazetecilere, bazı kamu görevlilerine ve ifade özgürlüğünü kullanan diğer kişilere görev ve sorumluluklar yükleyen bu düzenlemeye AİHS ve ek protokollerindeki diğer maddelerin metinlerinde yer verilmemiştir. Bu durum ifade özgürlüğünün toplum için ne kadar hassas ve önemli bir konu olduğunu göstermektedir.

İNSAN HAKLARINI VE TEMEL ÖZGÜRLÜKLERİ KORUMA SÖZLEŞMESİ AÇISINDAN BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SINIRLARI

Görüldüğü üzere basın özgürlüğü AİHS’nin 10. maddesinde ifade özgürlüğü altında korunmakta ve metin olarak da aynı sınırlama sebeplerine tabi olmaktadır. Her ne kadar 10. maddede basın özgürlüğünden açıkça bahsedilmese de mahkeme içtihatlarında ifade özgürlüğüne ilişkin olarak basına ve basın mensuplarına özgü bir dizi ilke ve kural belirlenmiştir. Bu ilke ve kuralların yorumlanmasında ise hem devlete hem de basın mensuplarına çeşitli görev ve sorumluluklar yüklenmiştir.

Sözleşmenin 17. maddesinde ise Sözleşme hükümlerinden hiçbiri bir devlete, topluluğa veya bir kişiye sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesine veya burada öngörüldüğünden daha geniş ölçüde sınırlamalara uğratılmasına yönelik bir etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma hakkını sağlar biçimde yorumlanamaz” hükmü mevcuttur.

Bu madde ile AİHS’nin geniş ya da dar yorumlanması önlenmiştir. Bu uygulama bizim hukuk uygulamamıza da yol göstermektedir.

Yine Sözleşmenin 5. maddesinde ifade olunduğu şekilde özgürlük ve güvenlik hakkı insan haklarını ve temel özgürlükleri koruma AİHS’nin en önemli kurallarından birisidir.

İLGİLİ MADDELER

Hukukumuzda basın ve ifade özgürlüğünü yani iletişimde demokrasiyi gerçekleştirmek ve bu kapsamdaki hakları güvenceye almak ve korumak için anayasamızın 28. maddesi ile Basın Kanunu’nun 3. Maddesinde yer alan hükümlerin AİHS’nin 5. 6. ve 10. 14. 17.  maddelerdeki ilkelerle bir bütün olarak değerlendirmek gerekmektedir.

AİHS’nin Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinde, “İfade özgürlüğü” başlıklı 10. Maddesinde, Ayrımcılık yasağı” başlıklı 14. maddede, Hakların kötüye kullanımı yasağı” başlıklı 17. maddede  mevcuttur.

SONUÇ

Basın yasama, yürütme ve yargının yanında Dördüncü Güç” olarak adlandırılmaktadır. Basının temel görevi, devleti denetleyen bir kamusal güç olmasıdır. Böylece devlet iktidarının kötü uygulamaları gözler önüne serilebilmektedir. Bağımsızlığını koruyan basın, hem haber, düşünce ve bilgileri yorumlayarak ve değerlendirerek kamuoyunun oluşmasında etkili olacak hem de siyasal iktidarı sürekli gözetleyerek ve eleştirerek özgürlükleri koruma altına alacaktır.

Anayasa Mahkemesi’nin basın özgürlüğünün demokrasi için önemini vurguladığı değerlendirmesi dikkate değerdir. Mahkemeye göre; Basın özgürlüğü düşüncenin iletilmesini ve dolaşımını gerçekleştirerek bireyin ve toplumun bilgilenmesini sağlar. Çoğunluğa muhalif olanlar da dahil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanabilmesi, açıklanan düşünceye paydaş sağlanabilmesi, düşünceyi gerçekleştirme konusunda ilgililerin ikna edilebilmesi çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir."

DEMOKRASİNİN GÜVENCESİ

Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile basın özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir. Yazılı, işitsel veya görsel basın kamu gücünü kullanan organların siyasi kararlarını, eylemlerini ve ihmallerini sıkı bir denetime tabi tutarak ve vatandaşların karar alma süreçlerine katılımını kolaylaştırarak demokrasinin sağlıklı bir şekilde işlemesini ve bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerini güvence altına almaktadır.

Basının görevini özgürce yerine getirmesi kamu yararı” kavramının hayata geçirilmesi ile doğru orantılıdır. Bu özgürlük önündeki her türlü engel, kamu yararının gerçekleştirilmesini de engelleyecektir.

Bu anayasal mantık karşısında yargıçların önlerine gelen uyuşmazlıklarda sınırlamaya ilişkin hükümleri dar yorumlayarak, basın özgürlüğü lehinde bir yaklaşım sergilemesi ile söz konusu anayasal düzenlemelerin olumsuz etkisinin önemli ölçüde azalacağı ileri sürülebilir. Bu görüşü Ali Efendioğlu’nun “İyi yargıç varsa kötü kanun yoktur” sözü en iyi biçimde özetlemektedir.

AV. TURAN KARAKAŞ


Tam metni okumak için alttaki bağlantıyı tıklayınız.

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/basin-ozgurlugu-sinirlari-av-turan-karakas-tam-metin-1767844


Yazarın Son Yazıları