Olaylar Ve Görüşler

Değişen Gurbetçi Algısı - Nuri KURNAZ

11 Temmuz 2021 Pazar

Avrupa’ya göç etmiş birinci ve ikinci nesil gurbetçilerin çoğu için belki de yılın en anlamlı dönemini temsil eden yaz tatili geldi çattı. Anayurdu bildiği diyarlarda harcamak üzere biriktirdiği parasıyla dönen bu yığınlar için sıla, asla aile ziyaretiyle kalmayıp daha anlamlı bir yolculuğu temsil etmekte.

Kimi uçakla havalimanına indiği anı kimi Alman plakalı aracıyla sınır kapısından girdiği anı eve dönüş kabul ediyor. Benim gibi yurtdışında doğmuş büyümüş ve kültür bakımından yaşadığı ülkenin birçok geleneğini benimsemiş üçüncü nesil gurbetçiler için ise aslında çok da anlam ifade etmeyen bir tatil.

Türk” kalmak istediği halde, başka bir toplumun ortasında yetişmiş olduğu için tam Türk” olamayan bir prototip gurbetçinin doğuşuna şahit oluyoruz. Ne Türkçeyi düzgün bir şekilde konuşabilen ne de yaşadığı ülkenin diline yeterince vâkıf olan ilginç mi ilginç gençler türüyor.

ADETA "BÜYÜK BİR NARGİLE KAFE"

Son yıllarda gerek sosyolojik gerekse politik sebeplerden ötürü iki dünya arasında sıkışmış yeni nesil gurbetçiler, hem Avrupa toplumuna hem de Türk toplumuna daha da yabancılaşmıştır. Sosyolojik olarak birinci ve ikinci nesilde bu kadar görülmeyen yabancı bir kültürün izi, artık her gurbetçinin hayatına ve yaşam tarzına yansımıştır. Dolayısıyla Türkiye’ye geldiğinde, birinci neslin aksine, Türkiye’nin dışında ikamet ettiğini her haliyle sergilemektedir.

Bu yeni nesil kılık kıyafetinden tutun konuşmalarındaki aksaklıklara kadar Türkiye’nin yetiştirmediği gençler olduğunu belli ediyor ve Türkiye’de gurbetçiler hakkında var olan fikirlerin değişmesine yol açıyor. Kızgınlığa yol açan davranışlarda da bulunabiliyorlar.

Türkiye’yi büyük bir nargile kafe olarak gören bazı gurbetçiler, grupların birbirlerinin dünyasına yabancılaşmasının yürüyen göstergesi ve tetikleyicileridir. Üstelik eskiden olmayan sosyal medya, gurbetçiler hakkında kolayca fikir edinme olanağı sunuyor.

Özellikle Twitter’da mizahla karışık bir nefret duygusu oluştuğuna şahit oluyoruz. Yanlış yürütülen ekonomik politikalar da avro kuru üzerinden gurbetçilerle gereksiz polemiklere yol açmaktadır. Birinci nesil gurbetçiler vatanlarına geri döndüklerinde sıcak karşılanan vatandaşlar iken yeni nesil gurbetçiler, değişmiş bir toplumda sürekli kıyasa tabi tutulan ve istenmeyen uzak bir akrabadan öteye geçememektedir.

ÖZGÜN BİR KATEGORİ YARATILMALI

Hemen hemen her gurbetçinin bahsettiği ve artık klişeleşmiş “Orada Türk’üz, buraya gelince Alamancı” lafı bu grubun giderek karşılaşacağı durumu ve değiştirilemez kaderini müthiş bir vuruculukla özetliyor. Gurbetçilere karşı değişen tutumlarımızı sosyolojik ve siyasi konjonktürlerin ötesinde daha yapıcı ve politikadan arınmış hale çevirmek faydalı ama bir o kadar da zor bir iş olacaktır.

Farkları büyütüp Türkiye’de doğmuş insanların ölçülerine göre tartmak yerine, gurbetçileri artık kendine özgün bir kategori olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Mesela bir AKİT spikerinin, BioNTech aşısının üreticisi Uğur Şahin’in Türkçesiyle dalga geçmesi, yanlış ölçülere göre değerlendirilen yeni nesil gurbetçilerin en büyük örneğiydi. İki tarafın da birbirine yabancılaşmasını doğal bir dejenerasyon olarak görsem bile bu dejenerasyonu eski ölçülerin aksine yeni bir çizgiyle götürmenin altyapısını hazırlamamız gerekiyor.

ORTAK BİR HAFIZA

Bunu başarmak ancak ortak bir hafızanın oluşturulması ve topluma kabul ettirilmesiyle mümkündür. Kadıköy bu yönde ilk adım olan müthiş bir eseri artık bünyesinde bulunduruyor. Daha önce Sirkeci’ye dikilen gurbetçi anıtı inşaat sebebiyle oradan kaldırılsa bile Umuda Yolculuk” isimli bu anıt artık daha manidar bir şekilde Haydarpaşa Garı’nı selamlıyor.

Algıları ve anıları, konjonktürden arınmış yeni ortak bir tarih çerçevesinde geliştirmek için başlangıç olsun. Daha nice müzeler, sergiler ve heykellerin açılması ve ziyaret edilmesiyle hafızamızı eskisi gibi dostane bir çizgiye oturtmak ortak vazifemiz, umuda topyekûn yolculuğumuzdur. 

NURİ KURNAZ



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları