Yıkık Kentin Kadınları

01 Kasım 2011 Salı
\n

Kendime geldiğimde ayağımın üstünde bir kolon vardı. Sol göğsüme ise bir demir girmişti. Çocuklarıma sesleniyordum; çıt yok! ()Kocam enkazın başında, Çocuklarım ölür de anneleri nasıl kurtulurdiye bağırıyormuş. Yaşamayı ben seçmişim gibi. Sonra onların kırkı çıkmadan hayatımdan çıktı gitti. Evimizi satarak, tehditler savurarak, yalancı şahitlerle beni boşayıp genç bir kadınla evlenerek.

\n

1999 Marmara depreminden bir yıl sonra genç bir kadın beni aradı. Depremde, üç çocuğunu kaybeden İsmet P. kocası da onu terk edince tek başına ortada kalmış, ölmeyi denemiş ölememişti. Yatıştırıcılarla aylarca uyutulduktan sonra başını sokacak bir oda, bir fabrikada iş bulmuştu. Yaşadıklarını yazmak istiyordu, ama nasıl? Ona cesaret verdim. Bir süre sonra dolu bir defterle beni görmeye geldi. Evliliğini, on beş yıl boyunca katlandığı koca şiddetini ve depremi anlatmıştı. Ölen iki kızıyla oğlunun adlarının geçmesi koşuluyla hikâyesini kitaplaştırmamı arzu ediyordu. O sıralarda yazar Müge İplikçinin depremzede kadınlarla ilgili bir kitap hazırladığını öğrendim ve hâlâ travma yaşayan kadını ona gönderdim.

\n

Yıkık Kentli Kadınlar2003’te yayımlandı. Müge, depremi yaşayan, evleri yıkılan, çocuklarını ya da yakınlarını kaybeden sekiz kadınla kaldıkları barakalarda konuşmuştu. Öncesi ve deprem sonrasında hayatlarının nasıl birdenbire değiştiğini içtenlikle anlatanlardan biri de İsmet P. idi. Kitapta öne çıkan, kadın olmanın zorluğu ama felaketler sırasında daha da dayanılmaz hale gelen ağırlığıydı.

\n

Bir ay önce kitabın ikinci baskısı çıktı. Yeniden ilgiyle, içim yanarak okurken açılan yaraların hâlâ sarılmamış ve beklenen depremlere karşı hiçbir ciddi önlem alınmamış olduğunu düşündüm. Çok geçmedi, deprem Van ve çevresini vurdu.

\n

***

\n

Müge İplikçi, Körfez depremini değişik yönleriyle, kadınların dilinden, yaralı, kırık kalplerinden aktarmış. Anlatılanları akışı sağlayacak biçimde düzenleyerek çarpıcı, okunması gerekli bir kitap ortaya koymuş. Eğitim düzeyleri, hayata bakışları, sınıfsal kökenleri farklı sekiz kadın; siyasetin, çarpık kentleşmenin, dinin, devletin, evlilik, çocuk ve yaşam koşullarının kıstırılmışlığında, altından kalkılması güç yıkım ve kayıplarının süzgecinden geçirdikleri sorunları, kimi kez gözyaşı ve yazgıya boyun eğme tavrı, kimi kez öfkeyle değerlendirmişler. İnsanın dayanışma ve yardımlaşma yeteneği kadar bencillik ve aç gözlülüğünü de vurgulamışlar. İçerden bakışları medyanın depremi yansıtma biçiminden çok farklı bir iç gerçekliğe götürüyor okuru. Fay hatlarından, maliyet hesaplarından, uzman görüşleri ve kehanetlerden sıyırıp insan acılarına ulaştırıyor. Belleklerde yer eden yıkım görüntüleri, insani derinliğe evrilirken bizi tarihin ve siyasetin toptancılığından, bireyin ruhuna götürüyor.

\n

Van depremi, yaşanan depremleri, doğa-insan-mekân, siyaset-etik-ekonomi açılarıyla yeniden sorgulamayla bu ülkenin kaygan zemininde, oynak toprağında yaşamanın bilgi, sorumluluk ve ustalık istediğini öğrenmemize vesile olabilir mi bilinmez ancak her zaman deprem gerçeğiyle yüz yüze olacağız. Bunu daha iyi anlamak ve hazırlıklı olmak için Yıkık Kentli Kadınları okumanızı öneririm.

\n

***

\n

Yıkık Kentli Kadınlar / Müge İplikçi, Everest Yay, 2011.

\n\n


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Veda (08.01.2013) 8 Ocak 2013
Burhan Günel 1 Ocak 2013
Edebiyatın Sağı Solu 25 Aralık 2012

Günün Köşe Yazıları