Hikmet Altınkaynak

Mustafa Kemal’in okuttuğu başbakan...

14 Ocak 2021 Perşembe

André Gide, “Anı yazmak ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır” der. Anılar paylaşılırsa değeri artar, birçok şeyi kurtarır. Doğallıkla anı yazarının kimliği, neyi nasıl anımsadığı, anımsananın nasıl anlatıldığı önem taşır.

Bu nedenle yazar ve sanatçıların olduğu gibi, siyasetçilerin de anıları toplumda her zaman ilgiyle okunmaktadır. Bu anılarda kimi zaman bilinmeyen ya da şaşırtıcı gerçekler ortaya çıkar ki bu yüzden büyük tartışmalar, kalem kavgaları yaşanmıştır.

Anıların bellekte bıraktığı iz, ne kadarının gerçek, ne kadarının kurgu olduğu, kişilerle, tarihle bağı önem taşır. Yazar kendini anlatırken zamana da tanık olur, böylece topluma da katkı sağlar.

İşte usta gazeteci, yazar, eski milletvekili Oktay Ekşi’nin yayına hazırladığı “Beyefendi” / Suat Hayri Ürgüplü’nün Anıları (MD Yayınları) kitabı, eski başbakanlardan Suat Hayri Ürgüplü’nün anılarını kapsıyor, onun kimliği ve anlattıklarıyla büyük bir önem taşıyor. Bu nedenle de anılar tarihsel bir yapıta dönüşüyor.

Suat Hayri Ürgüplü’nün babası Mustafa Hayri Ürgüplü, savcı yardımcılığı, Şûrayıdevlet (Danıştay) Başkanlığı, Niğde milletvekilliği, şeyhülislamlık ve bakanlık yapmış bir Osmanlı aydını. Oğul Ürgüplü ise babasının savcı yardımcısı olarak görev yaptığı Suriye’nin başkenti Şam’da, 1903’te dünyaya gelir. Daha sonra babası sırayla Selanik, Manastır ve İstanbul’a atanınca çocukluğu da buralarda geçer.

Babasının Selanik’te II. Abdülhamit’e karşı olanların kurduğu Jön Türkler hareketine katıldığını kendi söylemese de o, eline geçen birtakım belgelerden öğrenir.

TEVFİK FİKRET’İN ÖNERİSİ

Kitapta onlarca, yüzlerce çok değerli anı var. Ancak ikisine değinebileceğim.

Okul yaşı gelince, İstanbul’da bir gün baba, oğul ve dayıyla Aşiyan’a Tevfik Fikret’i ziyarete giderler. Yolda onu “Bize muhaliftir ama çok vatansever bir şairdir” diye anlatır. Babası, Fikret’e “ Oğlumu ilk mektebe vereceğim. Artık lisan öğrenmesi şart, Türkiye’nin geleceğinde herhangi bir çocuğun en az iki lisan öğrenmesini şart görüyorum. Siz Robert Kolej’in Türk müdürüsünüz. Oğlumun buraya kaydını yaptırır mısınız?” der.

Fikret’se yaşının küçük olduğunu söyler ve Galatasaray Lisesi’ni önerir. Ama babası İngilizce öğrenmesini istediği için önce İngiliz okuluna, burası ansızın kapanınca da Galatasaray Lisesi’ne yazdırır. Diğer iki kardeşiyle birlikte paralı yatılı olarak burada okumaya başlarlar.

Ne var ki babası, II. Abdülhamit’in baskısından kurtulamaz. Ayan Meclisi üyesi olmasına karşın Bekir Ağa Bölüğü’nde Fethi Okyar gibi özgürlük yanlılarıyla tutuklu kalır, sonrasında Malta’ya sürülür. Maaşı ödenmez ve ailenin ekonomik durumu bozulur. Okulun taksitleri birikir.

MUSTAFA KEMAL’İN ALTINLARI

Milli Mücadele dönemidir. Öğrenci Suat Hayri, bir gün Galatasaray Lisesi’nin bahçesinde arkadaşlarıyla dolaşırken müdür yardımcısı “318 Suat Efendi” diye onu çağırır. Bekleme odasında babasının bir arkadaşının beklediğini söyler. Gider, babasının arkadaşı ona çeşitli sorular sorarak, gerçekten oğlu olup olmadığını anlar ve cebinden çıkardığı bir torbayı onun cebine sokar: “Mustafa Kemal’in gönderdiği bu paralarla biriken taksitlerinizi ödeyin” der. Torbadaki altınları nerede nasıl bozduracağını anlatır.

Suat Hayri Ürgüplü, aradan yıllar geçtikten sonra kendisine bu altınları getireni TBMM albümündeki fotoğraflardan tanır. Bu, Mustafa Kemal’in yakınında olan Karesi (Balıkesir) Milletvekili Vehbi Hoca’dır.

Mustafa Kemal’in Milli Mücadele yıllarında bile mücadeleyi destekleyenlerin aile sorunlarını çözen bu büyük ilgisi ve duyarlılığı nasıl unutulur? Öte yandan Mustafa Kemal’in böyle bir desteğini kazanmaksa, büyük bir onurdur!

Suat Hayri Ürgüplü de Galatasaray Lisesi’ni, hukuk fakültesini bitirir. Öğrencilik, çalışma ve siyaset yaşamında hep çalışkan, güvenilen biri olur. Çevirmen, yargıç, büyükelçi, bakan ve başbakan kimliğiyle kendi damgasını vurur. Mustafa Kemal’in okuttuğu bir başbakandır!

Ürgüplü’nün anlattıkları, belki de yaşadıkları ve yaptıklarının çok küçük bir kesiti... Ama bu kesitte de o kadar çok şaşırtıcı bilgi var ki... Anlattıklarıyla ölümün elinden birçok şeyi kurtarıyor, hepimizin hayatına ve kültürel belleğine pek çok katkı sağlıyor. Işıklar içinde uyusun.

Oktay Abi de anıların kitaplaşmasını sağlamış, girişte bunu da tatlı bir öykü olarak anlatmış ve açıklayıcı notlar koyarak okunmasına devinim katmış, ne güzel... Eline sağlık…


Yazarın Son Yazıları

Edwin Morgan... 21 Ocak 2021
En uzun yıl biterken 31 Aralık 2020
Tevfik Fikret olmasaydı... 24 Aralık 2020
Başöğretmen Atatürk 19 Kasım 2020
Orhan Veli... 12 Kasım 2020