Hikmet Altınkaynak

CHP’yi Ayakta Tutan Ruh

23 Şubat 2014 Pazar

Geçen günlerde internette (gercekgundem. com) “İşte CHP’yi ayakta tutan ruh!” başlıklı bir haber okudum. Özetle şöyleydi: CHP, İstanbul’un birçok ilçesinde belediye meclis üyelerinin seçimini yapar. Seçim yapılan ilçelerden biri de Çatalca’dır. Çatalca’nın Belgrad köyünde kurulan sandığa oy vermek üzere giden 85 yaşındaki Latif Doyar, birdenbire baygınlık geçirir, yere yığılır. Ona ilk yardımı yapan CHP’lilerdir. Doyar, kendine gelir. Gözlerini açar açmaz “Oy pusulam nerede? Oy pusulamı getirin. Ben oyumu kullanmak istiyorum” der. İzin verilmez, çünkü kalp krizi geçirmiştir. Hızla hastaneye götürülür. Gereken tedavi yapılır, Latif Doyar canlanır ve hemen oradan sandık başına döner ve oyunu kullanır.
CHP ruhunu, CHP’li üyenin oy verme bilincini anlatmak için bundan daha iyi bir örnek bulunabilir mi?
Ama bir de son hafta olanlara bakın! Eyvah ki eyvah eyvah! Kendileri aday gösterilmeyince istifa edenler, beş dakikada başka partiye geçip aday olanlar!
Böyle bir davranışın CHP’li ruhla ilgisi var denebilir mi? Her karar tartışılabilir. İçlerinde yanlışlar da bulunabilir. Ama böylesine oyları bölmek, ülkeyi karanlığa sokmaya çalışanlara omuz vermek, yanlıştan beter büyük bir sorumsuzluktur. Bilinçli bir CHP’li bunu yapar mı? CHP bunu da atlatacaktır. Bir süre sonra kendini dev aynasında görenlerin gerçekle hesaplaştıktan sonra yaşayacakları üzüntü umarım uzun süreli ve kalıcı olmaz.
Seçim sürecinin parti içi yarışı öne çıkaran en sancılı dönemi aday listelerinin YSK’ye teslimiyle sona erdi. Şimdi partiler arası yarışa geçildi. Parti içi yarışta kendini vazgeçilmez gören kimi aday adayları, aday yapılmayınca, kendi kurtuluşlarını başka partilerde aradılar, arıyorlar. CHP böyle partiler kategorisinde olmaması gerekir derken bir de baktık ki, birkaç aday adayı doğrultusunu partisinden değil kendinden yana belirlemiş. Ne yazık! Çünkü onların, ülkenin geleceği CHP’nin başarısındaymış değilmiş, umurlarında olmadığı kesin. Kendi çıkarlarını gözettikleri de…
İstanbul’da 12 CHP’li belediye için 20-30’ları bulan aday adayı başvurusu, yönetimi başka partilerde olan belediyelerde çok az sayıda kaldı. Bazıları için de belki aday arandı. Öte yandan CHP’li belediyelerde 3-4 dönemdir başkanlık yapanların aday olmayı her şeyden çok istemeleri, demokratik bir hak olarak kabul edilse bile, adaylıkta direnmeleri etik ve hakkaniyetli bulunmadı ki, aday yapılmadılar.
Konuya elbette herkes kendi penceresinden bakıyor. Mademki CHP’nin Türkiye’yi aydınlığa kavuşturacağına inanılmaktadır, o zaman örgüte, örgüt yöneticilerine güvenmek gerekmez mi? Örgütsel bilinç taşıdığını varsaydığımız üyeleri bunu dile getirseler bile, var olan belediye başkanlarına kimi bağlılıklar, aday yapılmayan başkanın yanında destek gibi göründü, algılandı. Başkan da bunun gazıyla başka partiye koştu ya da başka parti çengel attı, bağımsız adayım, dedi. Hırsına yenildi.
Bu karışıklık içinde iki önemli ilde sorun yaşandı, yaşanıyor, o adaylar çekilmezse, çözüm sandığa kalıyor.
Bunlardan biri İstanbul, diğeri İzmir.
İstanbul çözüldü derken başka sorunlar çıktı.
İzmir’de Aziz Kocaoğlu başkan adaylarının belirlenmesi sürecine yönelik eleştirilere “İlle ben olacağım diye bir siyaset olmaz. Ben ölümlüyüm ancak CHP 90 yıldır burada” derken, o da sanki “İşte CHP’yi ayakta tutan ruh” sözünü anımsattı.
Yıllardır sahip çıktıkları partiyi bir anda bırakıp ona karşı seçime girenler, oyların AKP’ye gideceğini düşünmüyorlar mı ki, aday olmakta direniyorlar? Pes doğrusu!
Bence bilinçli seçmen bu bölenleri sandıkta yalnız bırakacak, çağdaş Türkiye’nin birleştirici gücünü ortaya koyacaktır. Çünkü CHP’yi 90 yıldır ayakta tutan ruh, bence de budur…  


Yazarın Son Yazıları

Ekim gündemi 1 Ekim 2020
Atatürk dedim önce... 24 Eylül 2020
Ziller çalmasın! 3 Eylül 2020
Beş yıl geçti... 27 Ağustos 2020
Şiirle dünya yolculuğu... 20 Ağustos 2020
Askıda kitap 13 Ağustos 2020
Birinci 100 yazı ve... 6 Ağustos 2020
Yarın 24 Temmuz... 23 Temmuz 2020
Kısa yazmak... 16 Temmuz 2020