Hikmet Altınkaynak

Bor Can Çekişiyor...

25 Ağustos 2011 Perşembe

Dilimize “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye” sözünü kazandıran Bor, zor günler yaşıyormuş. Kentin içinden geçen dere suyu ölüm saçıyormuş; yetkililer de “Su akar, onlar bakar misali” bakıyormuş… Bu acı haberi Borlu araştırmacı-yazar Ömer Fethi Gürer’in yazılı açıklamasından öğrendim. Yüreğim cız etti ve kendimi bilgisayarın karşısında buldum.

Üzerine şiirler yazılan, besteler yapılan Bor, içinden geçen ve halkın Özden adını verdiği dere, Niğde Akkaya Barajı’ndan getirdiği atık sularla iyice kirlenerek dere suyu olma özelliğini yitirmiş, çevreye pis bir koku ve hastalık saçıyormuş! Bu durumda derenin tez elden ıslahı, önce Akkaya Barajı’na akan suların çok sıkı denetimi gerekmez mi? Gerekir, ama kim yapacak bunu? Borlular mı, yerel yöneticiler mi? Nerde o para, nerde o olanak?

Özden Irmağı tehlikesi

Bileceksinizdir ama kısaca anımsatayım. Niğde’nin beş ilçesinden biri olan Bor, 5 beldesi ve 16 köyüyle birlikte 2010 sayımına göre toplam 59 bin 919 nüfuslu küçük, şirin bir Anadolu kentidir. Kent nüfusu 38 bin 320 olan, 1100 metre yükseklikte bir yayladır. Yüzölçümü 1354 km2’dir. Obruk Platosu’nda yapılan tarım, halkın geçimine yetmemektedir. Toprakları büyük oranda dağlarla kaplıdır. Ünlü Aladağlar’ıyla, üstüne türküler yakılan ve zirvesinde eksik olmayan karıyla Hasandağı ve Melendiz dağlarıyla çevrilidir. Ancak son yıllarda tarıma ayrılan alanlar yerleşime konutlara dönüşmesiyle giderek tarım geliri de azalmaktadır. Yani Karacaoğlan’ın “Çıktım seyreyledim Niğde’yi Bor’u” dizesiyle taa 17. yüzyıldan bu yana yeşil bir doğaya sahip Bor, yavaş yavaş doğasını yitirmekle karşı karşıyadır. Behçet Kemal Çağlar’ın “Bor’da Akşam” şiirinde “Dokumuşlar sermişler hayat denen masalı,/Ova, uçsuz, bucaksız, renk renk, eşsiz bir halı” dizeleriyle betimlediği Bor’un doğa güzelliği de şimdilerde Özden Irmağı’yla tehlikededir.
 

İnsan hayatı söz konusu

Tehlike sırası -vurdumduymazlık da diyebilirsiniz- neolitik çağa doğru uzanan Geç Hitit dönemi buluntularına, Roma döneminden gelen Tyana kalıntılarına, Bizans’tan kalan haralara, Selçuklu ve Osmanlı mimarlığının seçkin eserlerine gelebilir.

Bu tehlike kentin içinden geçen Özden Irmağı’nın taşıdığı ölümcül su ile yayılmaktadır. Çözüm bulmak imkânsız değildir. Bu sorunun çözümü Gürer’in açıklamasında değindiği gibi, 2002 Niğde Raporu’ndadır. Çevre Bakanı sorunun çözüleceği sözü vermiştir. Ama o Çevre Bakanı gitmiş, yeni hükümette Çevre ve Şehircilik Bakanı gelmiştir. Bakalım yeni bakan ne diyecektir?

Hepimiz çok iyi biliyoruz ki seçim döneminde verilen sözler, yeni bir seçim dönemine yakın bir süreye kadar raflarda kalır. Sonra raftan iner gibi görüntü verir. Seçim yapılıp bittikten zafer kazanıldıktan sonra da unutulur. Ancak bu kez öyle olmamalıdır. Olmaması gerekir. Çünkü insan hayatı söz konusudur. Yitirilecek olan yalnızca doğa güzelliği değildir. Söz konusu olan insan yaşamıdır. 21. yüzyılda çevre duyarlığının en üst düzeye çıkarılması gerektiğini yetkililer, ilgililer her zaman her ortamda söyleyip duruyorlar, ama bir yandan da ülkenin en güzel yerleri, akarsuları, yeşillik alanları HES için paramparça ediliyor! Bu yaman çelişkiyi görünce, insan ister istemez umutsuzluğa kapılıyor.

Diyeceğim şu ki, “Özden”in iki yanında salı günleri kurulan Türkiye’nin en ünlü pazarının kenti olan Bor’un karşılaştığı bu sorun, yerel yöneticileri olduğu kadar Niğde’den yeni seçilen iki AKP (Alpaslan Kavaklıoğlu, Ömer Selvi), bir CHP ( Doğan Şafak) milletvekilini de harekete geçirmelidir. “Özden” kurtarılmalıdır. Ayrıca bu vesileyle “Özden”in iki yanına yalnızca Bor için, Niğde için, Türkiye için değil, dünya için de önemi olan çok katlı, modern bir pazaryeri yapılmalıdır!


Yazarın Son Yazıları

Askıda kitap 13 Ağustos 2020
Birinci 100 yazı ve... 6 Ağustos 2020
Yarın 24 Temmuz... 23 Temmuz 2020
Kısa yazmak... 16 Temmuz 2020
Yolculuk deyince... 9 Temmuz 2020
Bugün 2 Temmuz! 2 Temmuz 2020
İlhan Abi’yi okumak... 18 Haziran 2020
Korona sözlüğü 28 Mayıs 2020
Korona yalnızlığı! 14 Mayıs 2020