Hikmet Altınkaynak

Anadolu’nun türküsünü söyleyen şairdi

25 Haziran 2020 Perşembe

Hemen söylemek isterim, Cahit Külebi (1917-1997), yeni şiirin yapıtaşlarını döşeyen şairlerimizdendir; “Anadolu’nun türküsünü söyleyen bir şairim” dedi, “halkçı şiirler” yazdı.

Yirmili yaşlarda yazdığı şiirleri bile bugün dili, estetiği ve duygusuyla canlılığını koruyor, coşkuyla okunuyor.

Şiire ilk adım

İlk şiirlerini öğrencisi olduğu Sivas Erkek Lisesi’nin Ahmet Kutsi Tecer’in yönettiği Toplantı adlı dergisinde, daha sonra Yücel dergisinde “Sivas Erkek Lisesi Ahmet” imzasıyla yayımladı (1935). Sonra yükseköğrenim için geldiği İstanbul’da da Mahmut Cahit ve Nazmi Cahit imzalarıyla Gençlik dergisinde çıktı (Haziran ve Temmuz 1938). Varlık ve Sokak dergilerinde Cahit Erencan imzasını kullanan Külebi, daha sonra İnsan, Yaratış, Türk Dili, Kültür Dünyası, Söz ve Hisar dergilerinde yazdı, “Külebi” soyadını aldı, Cahit Külebi imzasını benimsedi. Türk Dili dergisinin yöneticilerindendi, 1940-1950 yıllarını kapsayan Yeni Şiir akımında kendine özel bir yer edindi.

Külebi, şair olarak önce Sivas Lisesi’nde edebiyat öğretmeni, hecenin büyük ustası Ahmet Kutsi Tecer’i tanıdı. Sonra kendi kuşağından Orhan Veli, Ceyhun Atuf Kansu, Behçet Necatigil ve Sabahattin Kudret Aksal gibi yeni şiiri benimseyen ustalarla arkadaş oldu, o da kendi şiirini oluşturdu.

Öğretmenlik, müfettişlik yaptı

Tokat Zile’de doğdu, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Antalya ve Ankara’da edebiyat öğretmenliği, MEB müfettişliği (1956-1960) yaptı. Kültür ataşesi ve öğrenci müfettişi olarak İsviçre’de bulundu (1960-1964). İki yıl kadar Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı (1970-71) ve yeniden MEB’de başmüfettiş olarak çalıştı (1971-1973), emekli oldu.

TDK genel yazmanlığı (Ekim 1976-Haziran 1983) yaptı, Türkçenin geliştirilmesi, yalınlaştırılması için çalıştı. TDK’nin yapı değiştirmesi sonrası kurumdan ayrıldı.

Kısa bir dönem siyasete girdi, 1983’te SODEP ve Sosyal Demokrat Halkçı Parti’nin kuruluşunda yer aldı. Amacı, Atatürk’ün kurduğu TDK’yi siyaset alanında da savunmaktı. Ne var ki küçük oğlu Ahmet’i 1991’de, eşi Süheyla Hanım’ı ise 1993’te kaybetti. Son yıllarını bu ölümlere duyduğu acılar ve üzüntülerle geçirdi. Ankara’da yaşama gözlerini yumdu. Ertesi yıl, evi müze yapıldı. Oğlu Ali Külebi, babasıyla annesinin Niksar’a gömülme isteğini, 2010 yılında Niksar’da yapılan anıtmezarla gerçekleştirdi.

Atatürk Oratoryosu

Cahit Külebi, şiir serüvenini şöyle açıkladı: “Ben hep yaşamdan yola çıktım. Bunun içindir ki, hadi övünelim, Anadolu’nun türküsünü ilk kez başkalarından ayrı bir biçimde söyledim. Gerçekleri anlattım.” (...) “Benim şiirim halkçıdır... Ben halkçı bir şairim.”

Öte yandan Külebi’nin unutulmaz yapıtlarından Atatürk Kurtuluş Savaşında adlı şiiri Nevit Kodallı tarafından Atatürk Oratoryosu olarak bestelendi. Gururla seslendiriliyor.

Kim unutabilir ki onun “Hikâye”sini: “Senin dudakların pembe/Ellerin beyaz,/ Al tut ellerimi bebek/Tut biraz!//Benim doğduğum köylerde/Ceviz ağaçları yoktu,/Ben bu yüzden serinliğe hasretim/Okşa biraz!//... Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!/Benim doğduğum köyler de güzeldi,/Sen de anlat doğduğun yerleri,/Anlat biraz!//”

Şiir Her Zaman” diyen Cahit Külebi, şiirlerinde hep gerçeği yazdığını, bir tablo gibi yansıttığını “İçi Sevda Dolu Yolculuk”ta anlatıyor. İlk kitabı Adamın Biri 1946’da çıksa da zamanla öteki kitapları da Bütün Şiirleri adıyla bu kitapta toplandı. Son olarak 2006’dan beri Bilgi Yayınevi tarafından yayımlanıyor.

Külebi, yalnızca Anadolu’yu değil, Paris’i de anlattı: “Paris deyince aklıma/Boğuk sesli bir kadın gelir./Şarkı söyler uykusuzluğa/Göğsü bir iner bir yükselir./İçi sıkılır müşterilerin/Yine de hepsi kadını dinler,/Vefasızlık üstüne bir şarkı/Olur mu kalkıp gitsinler/.../Bu kadın durmadan sabaha kadar/Aşk ile şarkısını söyler,/Ben gitmedim ama Paris’e/Gidenler gördüler.

Unutulmaz şairlerimizden biridir Cahit Külebi. Aramızdan ayrılışının 23. yıldönümünde sevgi, saygı, özlemle anıyorum.


Yazarın Son Yazıları

Askıda kitap 13 Ağustos 2020
Birinci 100 yazı ve... 6 Ağustos 2020
Yarın 24 Temmuz... 23 Temmuz 2020
Kısa yazmak... 16 Temmuz 2020
Yolculuk deyince... 9 Temmuz 2020
Bugün 2 Temmuz! 2 Temmuz 2020
İlhan Abi’yi okumak... 18 Haziran 2020
Korona sözlüğü 28 Mayıs 2020
Korona yalnızlığı! 14 Mayıs 2020