Arif Kızılyalın

Türk futbolunun koronavirüs imtihanı

17 Mart 2020 Salı

İlk 5’ler sahada, yedek oyuncular bençte, gazeteciler basın tribününde, başkan ve yöneticiler koltuklarda. Hakem maçı başlatıyor; sonrası canhıraş bir mücadele.

Son düdük çaldığında Galatasaray Kadın Basketbol Takımı, Avrupa yorgunu Fenerbahçe’yi yeniyor. Buraya kadar her şey normal. Anormal olan, bu maçın tüm dünya koronavirüs salgını ile kırılırken, hiçbir şey olmamışçasına, sadece seyirciye kapalı olarak oynatılması. Önce Cumhurbaşkanlığı Bilim Kurulu, sonra bu kurulun kararına uyan Spor Bakanlığı ve Türkiye Basketbol Federasyonu, olası bir salgına davetiye çıkarmıştır.

Basketbol, bir tür temas sporudur. Olası bir koronavirüs taşıyıcısı, 40 dakikalık maçta tüm oyuncularla beraber hakemlere hastalığı bulaştırabilir, keza hapşırık ve öksürük halinde antrenör, malzemeci, pota altındaki gazeteci ve hatta maçı kenarda izleyen Fenerbahçe Başkanı Ali Koç da risk altındadır. Üstelik iki takımdan birinin 3 gün önce Fransa’da maç yapıp, Türkiye’ye döndüğü ve karantina uygulamasına alınmadığı hesaplanırsa tehlikenin boyutu görülebilir.

İşte bu örnek Türk sporunun nasıl yönetildiğini, daha doğrusu yönetilemediğinin kanıtı.

Ki futbolda durum daha da içler acısı! Dünyada tüm spor etkinlikleri ertelenirken, Avrupa’da futbola, “İnsan sağlığı tehlikedeyken lafı bile edilmemeli” gözü ile bakılırken iktidar 3 ana branşta maçları seyirciye kapatılıp oynattı.

Diyelim ki, Süper Lig maçlarında soyunma odalarında, kulübelerde, tuvaletlerde mıntıka temizliği yapıldı. Peki Amatör Lig maçları, TFF 2 ve 3. lig maçlarına çıkanlar için aynı şartlar sağlandı mı? Hiç sanmıyorum, tıpkı Milli Eğitim Bakanı’nın “Okullar kapalı ama uzaktan eğitim yapacağız” vaadi gibi hijyen temizlik meselesi de futbol için bir göstermelik durum. Biri, Van’daki köy okuluna yürüyerek giden Mehmet ile Zeynep’in bez ayakkabı ile kışı geçirmesine engel olamaz, ama “Cep telefonlarından bile mobil eğitim yapacağız” der, diğeri “Tüm sahalarda sağlık önlemleri alındı, statlarda virüs yok” diye caka satar!

Günü kurtarıyoruz kandırmaca ile.

Peki bu duruma ses çıkaranımız var mı? Var ama şu an linç edilmek üzereler. Örneğin Muslera maçları oynatanları “Utanmazlar” diye eleştirdi. Keza Fatih Terim, “Sizde Allah korkusu yok mu” diyerek başladığı serzenişinde, “Futbolcular derneği ne yaptı? Şimdiye kadar toplanıp, ‘oynamıyoruz’ demeliydi, diyemezler, antrenörler birliği diyemez, hakemler birliği diyemez, sendika olmadığı sürece bu halde kalacaklar...” diye özet yaptı.

Hastalık seyrinde Avrupa’nın 2.5 hafta gerisinden gelen Türkiye, duygusal nedenlerle maç oynatmakta ısrar ederse İtalya’dan beter oluruz!


Yazarın Son Yazıları

Muslera'yı kim sakatladı? 14 Haziran 2020
Kural tanımayan futbol! 9 Haziran 2020
Oynatmaya az kaldı 5 Mayıs 2020
'Daha modern' olimpiyat! 22 Nisan 2020