Arif Kızılyalın

Tehlikenin farkında mısınız?

11 Ağustos 2020 Salı

Değerli Cumhuriyet okurları, “Tehlikenin farkında mısınız” söylemine hiç de yabancı değilsiniz. 2008’li yıllardaki bir başyazıda vücut bulmuş; Türkiye’nin gittiği yolun, “yol” olmadığına dikkat çekmişti Cumhuriyet. Cumhuriyet yine bazı konulara dikkat çekiyor. Dış politikada, iç siyasette, ekonomide, sporda. Çünkü, gidiş, gerçekten gidiş değil. Sporda, futbolda şu sıralar dikkat çektiğimiz konu ise TFF’nin kulüplere dayattığı “Harcama Limiti” curcunası! Kitlelere mal olan kulüplerin bir mali disiplin içinde yönetilmesine kimse karşı çıkmaz!. Ancak, futbolu yönetemeyen muktedirlerin, kulüplere istedikleri şekli verme adına ülke gerçeklerinden uzak bir yönetmelik hazırlayıp, “nihai karar merci” kesilmeleri kabul edilemez. Bu limitleri belirleyen Kulüp Lisans Kurulu, TFF’nin en sıkıntılı dönemi Yıldırım Demirören zamanında Hüsnü Güreli’ye kurdurtulmuş, doğru dürüst tartışılmamış, futbolun asıl sahibi kulüplerin görüşleri alınmadan sahaya sürülmüş bir yapı. İşin daha da kötüsü, “dayatmaya açık” bir sistem. Nasıl mı? Çok basit, kurul, borçların yeniden yapılandırılması şartını, “tekel”e bağlayabiliyor, önceden belirlenen şartlarda Bankalar Birliği ile masaya oturmayanları -F.Bahçe gibi- limit cenderesine sokabiliyor. Borcunuzun olmaması, hesaplarınızın artıya geçmesi kurulun umurunda bile değil. Onlar için önemli olan bir şekilde yakanızı bir yerlere kaptırmanız. Cumhuriyet bugünleri görmüş olacak 2018’in son, 2019’un ilk günlerinde, tehlikeye dikkat çekmiş, Bankalar Birliği’nin kulüp borçlarının yapılandırılması teklifini, “İktidarın kulüplere çökme projesi” olarak yorumlamıştı. Peki geçen sürede ne oldu? Hiç! Koca koca camialar, tıpış tıpış sözleşmeyi imzalayıp, gelen sıcak para ile borçlarını katladılar, imzalamayanlar da F.Bahçe ve K.Paşa gibi harcama limiti tehdidi ile karşıya bırakıldılar. Şimdi ne olacak derseniz? 

Bir orta nokta bulunmazsa, 5 yıllık yeniden yapılandırma projesi Türk futbolunu batıracak. Kulüp örneği vermek doğru olmaz. Mahlasla anlatmaya başlayalım; A Kulübü, geçen yıl Bankalar Birliği ile sözleşme imzalayıp kredi çekti, borçlarının bir bölümünü kapattı, geri kalan parayı da transfere harcadı. İlk senenin sonunda bu kulüp sözleşme gereği, finans gideri ödemedi, 2. yıl da ödemeyecek, 3. yıl ise sadece faizin yüzde 5’ini verecek. Buraya kadar herşey iyi! Gelgelelim, 4. yıldan sonra gayya kuyusuna düşecek bu kulübümüz; 4. yıl yüzde 15, 5. yıl yüzde 80 faiz gideri, artı ana para ödemesi ile batacak. Eğer, üst üste Şampiyonlar Ligi’ne kalıp tur atlayamaz, en azından bir yarı final göremezse. Peki, batıp ne olacak? Birileri gelip, bu borcu üstlenecek ve koca koca camialar belki Katarlıların, belki Suudilerin, belki de Amerikalıların olacak. İşte o yüzdendir, yarını biraz görenlerin, “harcama limiti” isyanı; yoksa, bu yıl istediğim takımı kuramadım, şampiyon olamadım meselesi, değildir. Tehlikenin büyüğü, Tanzimat Osmanlısının Türkiye Cumhuriyeti’ne armağan ettiği camiaların el değiştirme riskidir!


Yazarın Son Yazıları

Futbolda para bitti! 14 Ekim 2020
TFF’nin üst aklı kim? 18 Ağustos 2020
Futbolu TFF mi yönetiyor? 1 Ağustos 2020