Arif Kızılyalın

"Ben dememiş miydim" demek ayıptır, ama!

21 Mart 2020 Cumartesi

Toplumuzda aslında yadırganır, "Ben dememiş miydim" ifadesi...


Kimi, akıl vermekle suçlar, kimi ahkam kesmekle...


Ne var ki "Ben dememiş miydim.." diyenlerin sayısı çoksa, onlarla, yüzlerle, hatta binlerle ölçülüyorsa, başka bir durum çıkar ortaya...

Şimdi "Bunun sporla ne alakası var?" diyeceksiniz?


Var, efendim. bu ülkenin sağduyu sahibi çok, ama çok büyük bir bölümü, tüm dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgını ülkemizde 'resmi ağızlarca' kabul edildiği gün, "Sporu durdurun" diye isyan etti.


Haklıydılar da...


Spor alanları, ister tribün olsun, ister saha içi ya da salon, olası bir hastalığın en kolay sirayet edeceği yerlerdir.


Örneğin İtalya'da salgının bir anda patlamasının nedeni maçlar, Fransa'da festivalledir...


Ama, bizimkiler; yani Bilim Kurulu, yani Türkiye'nin hastalığın yayılması konusunda İtalya'yı hızla takip edeceğinin ortaya çıktığı saatlerde işin görüntü yanına önlem aldılar. "Seyircisiz oynayalım" dediler. Oysa 2 hafta önceki İtalya'ya baksalar, seyircisiz oynama icadından pek ala vazgeçebilirlerdi; geçmediler.


Kararın açıklandığı dakikalardan sonra yükselen feryatlara da kulaklarını tıkadılar.


Gayrısız herkes isyan etti.


"Olmaz.." diye başladı kimi, "Sizin Allah korkunuz yok mu?" diyen de vardı, "Biz sporcuların canı yok mu, hastalanırsak hakkımızı helal etmeyiz.." diyenler de.


Ama, Bilim Kurulu kararını vermiş, aslında işin asıl sahipleri TFF, TBF ve TVF ile Hentbol Federasyonu, "Madem öyle oynasınlar..." demişti.


Şimdi burada Bilim Kurulu'ndaki 2 profesöre faturayı kesmeyin, bu isimlerin uzmanlığı tababet, spor değil, hatta hayatlarında soyunma odasına, koridora, stat tuvaletine, kamp tesisine girmişlikleri de yoktur.


Burada fatura, Bilim Kurulu'nun 'seyircisiz oyun' kararına "Eyvallah.." diyen futbol, basketbol, voleybol ve hentbol federasyonlarına ve onların başkanlarına kesilmelidir.


Tüm dünya spor müsabakalarını kesmişken, bu 4 kurum çalmıştır başlama düdüklerini.


Neden sonra, basketbolcular, futbolcular, kamuoyu, sorumluluk sahibi gazeteciler, eski yöneticiler, hatta yeni yöneticiler (Erdal Bahçıvan gibi) ayağa kalkınca, iş "Bizi bir hafta oynattınız, kurbanlık koyun değiliz, maça da çıkmıyoruz..." noktasına gelince, sporu 'idare' edenler, mecburen müsabakaları ertelemişlerdir; 10 günlük gecikme ile...


Yani, takımlar hastalık riski varken, sahaya çıkıp vücut vücuda mücadele ettikten, o maça hazırlanırken, soyunma odasında her türlü sıvı alışverişinin içinde kalmışken bizim köyün spor idarecileri, "Madem öyle erteleyelim.."  diyebilmişlerdir...


Açıkça konuşalım...


Türkiye'nin 10 günlük futbol, basketbol merakı aşağı yukarı bine yakın sporcuyu, antrenörü, hakemi 'ölüm..' tehlikesi ile karşı karşıya bırakmasa bile, spor hayatlarını riske etmiştir.


Ve bu konuda ne yazık ki, 4 federasyon, 'Bilim Kurulu ne karar aldıysa doğrudur..' diyerek, kamuoyunun feryadına kulaklarını tıkamıştır.


Üstelik, bu 4 federasyonundan futbol yasalar önünde özerktir. Yani Nihat Özdemir Bey çıkıp, "Oynatmıyorum kardeşim.." dese, TCK'daki ilgili madde onu koruyacak güçtedir... Keza basketbol, ucundan da voleybolda aynı statü söz konusudur..


Ama 3 kurum ne yapmıştır?


"Üst makamı bekleyelim.." diyerek topu sahaya atmıştır.


Şimdi o top Fenerbahçe Beko basketbol takımını, onların, bu seyircisiz oynama sürecindeki rakipleri TOFAŞ'ı, hatta Beşiktaş'ı, hatta onların rakipleri Bursa'yı, Telekom'u riske atmıştır.


Üstelik Fenerbahçe'nin yurt dışı maçtan döndüğü bilindiği halde durduramamıştır Hidayet Türkoğlu ligleri..


Danışmanı olduğu Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, "Başkan böyle riskler var" diyememiştir...


O yüzden de sahaya çıkan, futbolcu, basketbolcu, voleybolcu, hentbolcu, hakem,. gözlemci, idareci, antrenör, teknik adam ile onların aile büyükleri, kronik hasta yakınları büyük risk altındadır.


Ve şöyle söyleyelim bunlar bildiklerimiz, gördüklerimiz...


Çünkü bu branşlarda sadece üst ligler sahaya çıkmamıştır. Örneğin Anadolu'nun falanca kasabasının Bölgesel Amatör Lig takımı da  maç yapmıştır şu 10 günlük 'oynama çılgınlığı' döneminde, basketbolun alt yapısı da, voleybolun alt ligleri de.


Ve hepsi de tıpkı İtalya, İspanya, hatta Almanya örneğinde olduğu gibi hastalıkla burun burunadır. Ve olası hastalıklarda bunun sorumlusu federasyon başkanları ile federasyon yöneticileridir. Sakın ola ki, "Bakanlık ertelemedi, Bilim Kurulu istemedi.." demesin kimse. Her gün TV'ye çıkıp demeç veren o bilim kurulu üyelerine ulaşsanız, Bakan Beye, "Sayın Kasapoğlu bizim kararımız oynamama" deseniz, spor insanlarımızı bu denli riske atmazdık..


O yüzden, "Biz dememiş miydik.." demenin ayıbı yoktur bu koronavirüs ortamında sporcuları sahaya çıkaranlar için..


Yazarın Son Yazıları

Muslera'yı kim sakatladı? 14 Haziran 2020
Kural tanımayan futbol! 9 Haziran 2020
Oynatmaya az kaldı 5 Mayıs 2020
'Daha modern' olimpiyat! 22 Nisan 2020