Arif Kızılyalın

19 Mayıs, Vahdettin Yalanları ve Türk sporu!

26 Mayıs 2020 Salı

Aslında daha okula gitmeden aklımıza kazınırdı ulusal bayramlar; fener alayları caddeleri dolaşırken...

23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim dendi mi camlara tırmanırdık sokağa inemezsek!

Hatta yolumuz İzmlir'le kesişmişse, 9 Eylül'ü de bilirdik; emperyalizmin Anadolu'dan sökülüp atılış tarihini. Yüzbaşı Şerafettin'in mitralyöz ateşine karşın kentin göbeğindeki Hükümet Konağı'na çektiği bayrağın önemini çok iyi kavramıştık...

Sonra bir şeyler oldu.

Selametçiler, adaletçiler derken...

Unutmamız istendi bazı şeyleri.

Ya da sadece 365 günden bir kaçı olarak kalması uygun görüldü...

Atatürk Kültür Merkezi'ni yıkarak başladılar Atatürksüz Türkiye projesine. Ardından Andımızı kaldırdılar, derken statlardan, salonlardan Atatürk adını sildiler...

Peki ne oldu?

Ülkenin kariyer olarak 3-5 önemli güncel zaman futbolcusundan biri; ay ile yıldızı göğsünde taşıyan Arda Turan bile karıştırıverdi 19 Mayıs'la 23 Nisan'ı!

Ki o Arda, yurt dışına çıktığı ilk günlerde ulusal bayramları çılgınlar gibi kutlardı...

Derken TRT..

Bizim vergilerimizle ayakta duran TRT, 19 Mayıs'ın Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı olduğunu bilmezdeng elip ,"Cumhuriyet Bayramı'nı 5 ay geriye çekiverdi...

Tam o sıralarda, sahibinin sesi plaklarındaki çırtlak ses, sosyal medyada yankılandı birden...

"Milli şahlanış hareketinin fikirde babası ve bu amaçla Mustafa Kemal Paşa'yı Anadolu'ya gönderen Sultan Vahdettin'dir, üstelik hatırlı bir para ile de desteklenmiştir..."

İddialar bununla da sınırlı değildi, Vahdettin maaş ödeyemeyen Osmanlı hazisesinden güya 40 bin altını da Atatürk'ün kullanımına veriyordu!

Bu iftaraları ortaya atan bir profesördü üstelik...

İnanan oldu, inanmayan oldu.

İlk defans Cumhuriyet Vakfı Başkanı, akademisyen Dr. Alev Coşkun'dan geldi...

"Durun bakalım.." dedi Alev Bey...

Gazeteci İpek Özbey'in sorularını yanıtlarken de ekledi: "Mustafa Kemal, zaten nisan ayında kendisi Anadolu’ya geçecekti. Bunun için bütün önlemlerini almıştı. Ancak tam o sırada bir mucize oluyor ve Mustafa Kemal’e 9. Ordu Müfettişliği görevi teklif ediliyor. Bunu kitabımızda (Samsun'dan önce bilinmeyen altı ay) “Gökten inen müjde” diye değerlendirdik" dedi.

Artık 19 Mayıs ateşi tutuşmuştu!

Bazı işgüzar kaymakamlar, belediyelerin 19 Mayıs etkinliğine engel olmak isteseler de Cumhuriyet gençleri bayrağı almıştı bir kere!

Atatürk Enstüsüsü Uzmanı, siyaset bilimci Dr. Abdullah Kehale de yalan sarmalına son tokadı indirdi Cem TV'deki Haftaya Bakış programında.

"Atatürk'ün, padişah Vahdettin'in görevlendirmesi ile 40 bin altınla Samsun'a gittiği iddiası dayanaksız bir yalandır. Bir Osmanlı altınının 7 gram geldiğini hesaplarsak Atatürk'ün üstelik zar zor yol alabilen Bandırma Vapurunu'na 1.5-2 ton altını yükletmesi, İngilizlerin yaptığı aramalarda bu altının ortaya çıkmaması olası değildir. Her ulusal bayramda Atatürk'ün Samsun'a attığı büyük adımı önemsizleştirmek isteyenlerin yalanları ortaya çıkıyor, o dönemdeki ordu yazışmaları bile bu yalanı belgeliyor,  gülüp geçiniz.."

Evet, kimse darılıp gücenmesin, statlarımızdan, spor salonlarımızdan, kültür merkezlerimizden Atatürk'ün adını silmeye çalışanlarla, "Atatürk'ü Samsun'a Vahdettin göndermese gidemezdi.." yalanını uyduranlar aynı imalatı hususinin ürünüdür!

Ama kim ne yaparsa yapsın, bu ülkenin gençliği ne Atatürk'ten vazgeçer, ne Cumhuriyet'ten!

***

Evet, bir spor insanı olarak, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı bir kez daha andıktan sonra salgın gölgesindeki spora dönelim; endüstriyel çarkların arasında yok olmaktansa hastalık riskini almak isteyen futbol dünyası sahalara inme eğiliminde.  Uzmanların, bilim kurulunun 2. dalga uyarısına rağımen, sahillerdeki yürüyüş bandını açmayan merkezi yönetim, futbolun 12 Haziran'da başlama ihtimali nedeniyle idmanlara, hatta hazırlık maçlarına izin vermişmiş durumda. Üstelik çatır çatır pozitif vaka çıkarken kimse sporcu sağlığını önemsemiyor. Biz TFF'ye kızıyoruz ama İtalya da,  İspanya da, İngiltere de, aynı kafada. Gerçi saydığımız ülkelerin futbol patronları, "Futbolcu pozitif çıkarsa çıkar, 14 kişi kalana kadar maçlar oynanır.." gibi kapitalist bir yaklaşım içinde değil, ama çoğunluk futbol paydaşı önce para diyor! Futbolcular da kurbanlık kuzu gibi maçlara çıkacakları günü bekliyor!

Futbol böyleyken basketbol, voleybol, hentbol liglerini iptal etti. Hatta Avrupa Basketbolu'nun 1 numaralı organizasyonu Euroleague de kilidi vurdu sezona. Efes'in lider götürdüğü ve muhtemelen de şampiyon olacağı 2019-2020 sezonu sporcu sağlığı nedeniyle yok sayılmıştı. 

Kıyamamıştı basketbolun yöneticileri, insanlara "sosyal mesaferini koru, maskesiz dışarı çıkma, el temasından kaçın" diye direktifler verilirken, sporculara "Hadi çıkın oynayın, hatta adam adama savunmadan da kaçmayın, TV geliri var, yayıncılar da paranızı vermeyiz diye tehdit ediyorlar, basketoi ayakta tutun" demeye kıyamamışlardı!

Şİmdi bekleyip göreceğiz. 

Acaba oynama kararı alan futbol dünyası mı haklı, yoksa önce sağlık diyen basketbol  dünyası mı?

***

Bir paragraf da Ali Koç için..

Lütfen bu satırları, renk gözlüğünü çıkarıp okuyun. Galatasaray, Trabzonspor, Beşiktaş, Bursaspor perdesini kaldırın...

Bir Başkan düşünün geldiği gün kulübün acil ödemeleri için 50 milyon Avro koyuyor kasaya...

Sonra bakıyor basketbol dağıldı dağılacak, 20 milyon Avro o şubeye kaydırıyor...

Ardından transfer zamanı geldiğinde, elini cebine atıp 30 milyon Avro daha veriyor...

UEFA, "Tarihi men cezasını yapıştıracağız" dediğinde, sporcuların alacaklarını cebinden karşılayıp borçssuz kağıdını İsviçre'ye yolluyor...

Başarılı olamayan sportif direktör ve teknik direktörlerin (en azından bir kısmının) gizlilik şartı olan sözleşmelerini karşılıyor.

Günün sonunda, görev süresinin 23. ayı dolarken Fenerbahçe'ye verdiği para 150 milyon Avro'yu buluyor...

Bence Fenerbahçe camiası sesini çıkarmadan teşekkür etmeli Ali Koç'a. 

Diyeceksiniz ki, Ali Koç Türk sporu için doğru model mi?

Elbette değil gönül isterdi ki kulüpler kendi ayakları üzerinde dursun, şahısların karşılıksız bile olsa verdiği paralara gerek duyulmasın...

Ama Türk futbolunun getirildiği durum bu!

Üstelik Ali Koç 2 yıl önce bu sözü vermeyip elini cebine atmasaydı, bugün Fenerbahçe Kulübü çok değişik şahısların su yoluna girmiş, o bağımsız sivil toplum örgütü kimliğinin de büyük bölümünü yitirmişti..

O yüzden bir spor insanı olarak teşekkürler Ali Koç...

Bir de..

Koronavirüsün ilk günlerinde, "alan el veren eli görmez" esasına göre yaptığı bireysel hane yardımcarıyla, komadaki hastaların hayata tutunması için hastanelere ücretsiz hediye ettiği binlerce ventilatör (solunum cihazı) için teşekkür etmeli Ali Bey'e.

Teşekkür ederken de diğer büyük holdingleri göreve çağırmalı; para kazandığınız ülkenin insanlarına destek olun ki, o insanlar da sizi (markanızı) nesiller boyu yaşatsın!






Yazarın Son Yazıları

Muslera'yı kim sakatladı? 14 Haziran 2020
Kural tanımayan futbol! 9 Haziran 2020
Oynatmaya az kaldı 5 Mayıs 2020
'Daha modern' olimpiyat! 22 Nisan 2020