Özdemir İnce

Milli Eğitim (1)

16 Ağustos 2020 Pazar

Bir zamanlar milli (ulusal) sözcüğünden nefret eden solcular vardı (ve hâlâ vardır). Türlü-çeşitli İslamcı birey ve yığışımlar ümmet sürüsü hayal ettikleri için millilikten (ulusallıktan) elbette nefret ederler.

Ben de bazı önemli nedenlerden dolayı “milli” ve “milliyetçi” sözcüklerine soğuk bakarım. Avrupa’da Nazizm ve faşizm türü siyasal deneyimlerinden sonra milliyetçiliğin anlamı, ne yazık ki, ırkçılığa dönüştü. Türkiye’de de ırkçılığa varmasa da etnikçiliğe (etnisite) indirgendi. Bunda MHP’nin payı büyüktür.

Ben, bu bağlamda, ulus, ulusal, ulusçuluk, ulusalcılık sözcüklerini tercih ediyorum. “Halk” sözcüğü ve kavramını içerdikleri için.

***

Bu girişi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın işleri ve ulusal eğitim ve öğretim işleri durumuyla ilgili birkaç yazı yazmayı düşündüğüm için yaptım.

Ulusal eğitim ve öğretim işlerimiz iyice rezilleştiği için bu bozgun ve yozlaşmanın faili (öznesi) AKP’nin ilk yıllarına dönmemiz gerekiyor. Bu nedenle 6 Mayıs 2003 tarihli Hürriyet gazetesinde yayımlanan “AKP İktidarı Milli Eğitime Karşı” adlı yazımı ilgi ve bilginize sunuyorum:

‘AKP İktidarı Milli Eğitime Karşı’ 

Benim imam hatip lisesine karşı olduğum sanılır, ama din adamı yetiştiren okullara kesinlikle karşı değilim. Tam tersine bu okulların mükemmelleşmesini arzu ve hayal ediyorum.

Ancak imam hatip liselerinin sivil (laik) liselerin karşısında bir alternatif lise haline getirilmemesi ve sayılarının meslek gereksinimleriyle orantılı olması koşuluyla... İmam hatip lisesinin temel amacı ülkemiz Müslümanlarının ihtiyacı olan din adamını yetiştirmektir. Adı üstünde amacı belli bir lise. Bir zamanlar ortaokuldan, şimdiyse lisenin ilk sınıfından itibaren mesleki formasyon veren bir okul. Başlangıçta, bu okula giren öğrencinin bir gün avukat, doktor, diplomat, mühendis, bankacı değil fakat din adamı olması amaçlanmıştır. Yani bu okulun öğrencilerine din adamı mesleklerinin ‘formation’u verilmiştir, verilmektedir.

***

FORMATION sözcüğünün anlamları arasında iki anlam öbeği var ki birlikte düşününce tuhaf ideolojik çağrışımlar yapıyor:

1. Yetişme, eğitim ve öğretim. (Okul)

2. Örgüt, parti, teşkilat. (İdeoloji uygulayıcısı)

‘Okul’ ile ‘Örgüt’ arasındaki tehlikeli ilişkiyi, eski Saadet Partili TBMM Başkanvekili Yasin Hatipoğlu örneğiyle kanıtladı. Gazetelere göre, Nizip’te partisinin düzenlediği bir toplantıda Hatipoğlu, türban ve imam hatip sorununu açınca, dinleyiciler arasında bulunan emekli imam Şaban Yıldız, ‘Siz bu konularda konuştukça sorun büyüyor. Bırakın artık bunları. İnsanlar iş istiyor’ diye müdahale ediyor. Tanıklara göre, ‘Türkiye böyle aptallar yüzünden bu hale geldi’ diyerek öfkelenen Hatipoğlu, imamı salondan dışarı attırmış.

29 Nisan günü, Kanal 7 televizyonunda Ahmet Hakanın bu konudaki sorularını yanıtlayan Hatipoğlu, kovdurma iddialarını reddettikten sonra ‘Asıl tuhaf olan, bir emekli imamın, imam hatip okullarının önemini kavramamış olması, çekilen ıstırabı anlamamasıdır’ diyordu.

AKP iktidarının ‘Yasin Abisi’ Saadet Partili Yasin Hatipoğlu bütün eski ve yeni İslamcılarının ortak politikasını özetliyor: Cumhuriyetin liselerinin yerine İslami liseleri (imam hatipleri) geçirmek ve bütün meslekleri dinselleştirerek ‘Laik Cumhuriyeti’ en kestirme yoldan ‘İslam Cumhuriyeti’ne dönüştürmek.

***

AKP’nin iktidarının kamu bankalarının başına getirdiği yeni yönetimin, uygulamaları denetleyecek denetim kurulu üyeliklerine hepsi de imam hatip mezunu 8 müfettiş getirmesi, basit bir partizanlık değildir. OKUL ile ÖRGÜT arasındaki bu derin ilişki, AKP’nin ve öteki bütün İslamcı formasyonların imam hatiplere verdiği önemin gerekçesini açıklamaktadır.

Öğretim Birliği Yasası’nın gerekçesini anımsayalım: İki türlü eğitim, bir ülkede ‘iki türlü insan’ yetiştirir. Bu ise düşünce ve duyguda birlik ve bütünlüğü bozar.

Türkiye şu anda ikiye bölünmüşse bunun nedeni Öğretim Birliği Yasası’na aykırı işlevler yüklenen imam hatip okullarıdır.

***

Bu konuda, 1980’lerden itibaren yüzlerce yazı yazdım. Tamamı kitaplarımda yer alır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve okullarımızın içinde bulunduğu sefaleti öğrenmek istiyorsanız, ilk olarak, İmam Hatip Saltanatı ve İmamokrasi (Tekin Yayınları, 2016) adlı kitabımı önermek isterim. Bu ülkede eşeğin yavrusuna sıpa dendiğini bilmeyen eşek kadar insanlar var.


Yazarın Son Yazıları

Milli Eğitim (5) 27 Ekim 2020
Bedrettin Cömert 23 Ekim 2020
Totem ve tabu 20 Ekim 2020
Eren okula gidiyor 18 Ekim 2020
Kovcu Ertuğrul (2) 16 Ekim 2020
Kovcu Ertuğrul  (1) 13 Ekim 2020
Televizyonculuk dersi 29 Eylül 2020
Kuzu’ya aferin 27 Eylül 2020