Örsan K. Öymen

Siyaset ve ekonomi

19 Ekim 2020 Pazartesi

Yıllardır gerçekleştirilen kamuoyu araştırmaları, Türkiye’de halkın çoğunluğunun, demokrasi, laiklik, insan hakları ve hukuk devleti ile ilgili sorunları öncelikli sorunlar arasında görmediğini ortaya koymaktadır. Bu, aslında Türkiye’deki eğitim sisteminin ne kadar başarısız olduğunun da en büyük kanıtlarından birisidir. Türkiye’deki eğitim sisteminin bu alanda vatandaşa bir eğitim veremediği açıktır.

Yapılan araştırmalar Türkiye’de halk için öncelikli sorunun ekonomik sorunlar olduğunu göstermektedir. Oysa demokrasinin, laikliğin, insan haklarının ve hukuk devletinin önemi konusunda bir bilinç geliştirememiş bir halk, sadece siyasi alanda değil, ekonomik ve sosyal alanda da kendisini geliştiremez. Ekonomik sorunları öncelikli hale getirip demokrasi, laiklik, insan hakları ve hukuk devleti ile ilgili sorunları önemsememek, toplumu çıkmaza sokan büyük bir çelişkidir.

***

Nitekim ekonomik açıdan dünyanın en gelişmiş ülkeleri, aynı zamanda demokrasi, laiklik, insan hakları ve hukuk devleti alanında da en gelişmiş ülkeleridir. Almanya, Fransa, Britanya, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya, Hollanda, Belçika, İsviçre, İtalya, İspanya, Portekiz, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkeler buna dair örnekler olarak gösterilebilir.

Dünyada demokrasi, laiklik, insan hakları ve hukuk devleti alanında günümüzde gelişmiş olan ancak hâlâ ekonomik sorunlarla boğuşan ülkeler de vardır. Ancak bu ülkelerin tamamı, demokrasi, laiklik, insan hakları ve hukuk devleti alanlarında gecikmeli olarak geliştikleri için, bu alanlarda köklü bir geçmişleri olmadığı için, son yirmi, otuz, kırk yıldır demokrasi, laiklik, insan hakları ve hukuk devleti alanlarında atılımlar yaptıkları için, ekonomik açıdan da yeterli bir ilerleme sağlayamamışlardır.

Dünyada demokrasi, laiklik, insan hakları ve hukuk devleti alanında hiçbir ilerleme sağlamamış olup ekonomik açıdan gelişmiş olan ülkelere dair tek istisna, nüfusu az olan ama petrolü ve doğalgazı çok olan Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleridir. Bu ülkelerin petrol ve doğalgaz kaynakları tükendiğinde, büyük bir ekonomik çöküş yaşayacakları açıktır.

Bir başka tartışmalı örnek olarak Çin de öne sürülebilir. Ancak Çin’in ekonomik açıdan gelişmiş olup olmadığı bir tartışma konusudur. Çin devletinin ekonomik alanda dünyadaki en büyük güçlerden birisi olduğu açıktır. Ancak söz konusu ekonomik gelişmişlik seviyesinin Çin halkına yansıyıp yansımadığı tartışmalıdır. Çin’de halkın çoğunluğu, Almanya, Fransa, Britanya, Kanada, İsveç, Hollanda, Japonya gibi ülkelerle karşılaştırıldığında, ekonomik refah içinde yaşamamaktadır.

***

Ekonomi ve siyaset karşılıklı etkileşim içinde olan unsurlardır. Ekonominin siyaseti etkilediği ancak siyasetin ekonomiyi etkilemediği veya siyasetin ekonomiyi etkilediği ancak ekonominin siyaseti etkilemediği gibi indirgemeci anlayışlardan kaçınmak gerekir. Gerçek şudur ki, ekonomi siyaseti, siyaset de ekonomiyi etkilemektedir. Siyaset ve ekonomi alanındaki gelişmeler, neden ve sonuç ilişkisi bağlamında, birbirlerini karşılıklı olarak etkilemektedir.

Türkiye’de yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığı ortadan kalktığı için, bağımsız yargı bertaraf edildiği için, laiklik büyük darbe yediği için, düşünce, ifade, yayın ve örgütlenme özgürlüğü baskı altına alındığı için, siyasi yapı tıkanmıştır ve siyasi bir istikrarsızlık yaşanmaktadır. Siyasi istikrarsızlığın yaşandığı ve hükümete güven duygusunun ortadan kalktığı bir ortamda, ekonomik açıdan gelişmek olanaksızdır.

Türk Lirası’nın sürekli değer kaybetmesi, devalüasyonun kronikleşmesi, enflasyonun yükselmesi, büyüme hızının düşmesi, yatırımların durması, işsizliğin artması, gelir dağılımındaki dengesizliğin önlenememesi, ekonomik alandaki planlama yanlışlarıyla ve neo-liberal, serbest piyasacı, özelleştirmeci politikalarla birlikte, yaşanan siyasi istikrarsızlığın da bir sonucudur.

Bu siyasi istikrarsızlığın başsorumlusu, 18 yıldır ülkeyi yöneten “CumhurbaşkanıRecep Tayyip Erdoğan’dır. Halk sandıkta Erdoğan’ı iktidardan indirmedikçe, ekonominin düzelme olasılığı yüzde sıfırdır!


Yazarın Son Yazıları

Din ve ahlak 23 Kasım 2020
Ahiret ve kötülük 16 Kasım 2020
Fransa ve Erdoğan 9 Kasım 2020
Erdoğan ve uygarlık 26 Ekim 2020
Siyaset ve ekonomi 19 Ekim 2020
Felsefe ve din 12 Ekim 2020
Ulusal bayramların anlamı 31 Ağustos 2020
CHP’nin bölünmesi 17 Ağustos 2020