Örsan K. Öymen

Fransa ve Erdoğan

09 Kasım 2020 Pazartesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransa ve Almanya hükümeti yöneticileri için sarf ettiği “akli dengesi bozuk”, “faşist”, “Nazi” gibi sözler, AKP hükümetinin içine düştüğü acıklı durumun da bir yansımasıdır.

1930’larda Almanya’da çok partili serbest seçimlerle iktidara gelen Adolf Hitler’in ve Nazi partisinin faşist uygulamalarına benzer uygulamaları Türkiye’de uygulayan Erdoğan’ın ve AKP’nin, günümüzde dünyanın en demokratik ülkeleri arasında yer alan Almanya ve Fransa hükümetlerini bu şekilde suçlaması traji-komik olduğu gibi, dünya ve Türkiye hakkında doğru bilgi sahibi olan hiç kimse tarafından da ciddiye alınmadı.

***

Her şeyden önce, Erdoğan’ın Fransa hakkındaki açıklamaları, olgulara değil, kurgulara dayanmaktadır. Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron, İslamı değil, laiklik karşıtı köktendinci İslamcı hareketleri ve terörü hedef alırken, Erdoğan’ın Macron’un İslam düşmanlığı yaptığını iddia etmesi, Erdoğan’ın laiklik karşıtı İslamcı kimliğini, uluslararası arenada bir kere daha deşifre etti.

Macron’un iç politika ve dış politika alanlarındaki birçok uygulaması eleştirilebilir. Ancak Macron’a yönelik bir eleştiri getirilirken, öncelikle söylediklerinin çarpıtılmaması ve Türkiye’de kamuoyuna doğru yansıtılması gereklidir. Türkiye’de hükümetle birlikte, hükümetin propaganda aygıtına dönüşen sözde medya bu konuda sınıfta kalmıştır.

Macron İslam dünyasının, laiklik karşıtı köktendinci İslamcı akımlar nedeniyle bir kriz içinde olduğunu, İslamın radikal unsurlardan arındırılması gerektiğini, laiklik karşıtı İslamcı akımların Fransa anayasasının ve yasaların üzerinde olmadığını, anayasanın, laikliğin, düşünce, ifade ve yayın özgürlüğünün korunması için, hükümetin bazı önlemler alacağını duyurdu.

Erdoğan ise Macron’un sözlerini, Charlie Hebdo dergisinin yayımladığı karikatürlerle ve şovenist ırkçı siyasetçi Marine Le Pen’in söylemleriyle harmanlayarak bir Fransa şablonu oluşturdu. Oysa Charlie Hebdo bir hükümet yayın organı olmadığı gibi, Fransa’da yayımlanan yüzlerce dergiden sadece birisidir. Le Pen de Fransa’da iktidarda olmadığı gibi, Macron tarafından eleştirilen bir siyasetçidir. Charlie Hebdo dergisi de Musevilik, Hıristiyanlık, İslam gibi dinlerle birlikte, Le Pen’i, faşizmi, ırkçılığı, anti-semitizmi de eleştiren bir dergidir.

***

Charlie Hebdo, Müslümanların peygamber olarak kabul ettiği Muhammed ile birlikte, Hıristiyanların peygamber olarak kabul ettiği İsa ve Musevilerin peygamber olarak kabul ettiği Musa hakkında da birçok karikatür yayımlamış bir dergidir. Dergi ağırlıklı olarak sosyalist ve ateist bir çizgide olduğu için, bir karikatür dergisinde bu tür karikatürlerin yayımlanması olağanüstü bir durum değildir. Bunu olağanüstü hale getiren, düşünce, ifade ve yayın özgürlüğüne saygısı olmayan laiklik karşıtı köktendinci İslamcı siyasettir.

Bugüne kadar bu dergide İsa ve Musa hakkında karikatürler yayımlandı diye, teröristler, Musevilik ve Hıristiyanlık adına bu dergiyi basıp dergi çalışanlarını katletmediler. Ancak Muhammed hakkında bir karikatürün yayımlanması üzerine, teröristler, Müslümanlık adına böyle bir katliam gerçekleştirdiler. Bu katliamın elbette İslam dini ile bağdaşır bir tarafı yoktur. Bunu yapanlar aslında, masum insanları katlettikleri gibi, İslam dinini de katletmişlerdir. Macron da zaten bunu anlatmaya çalışmaktadır. Charlie Hebdo dergisinde yayımlanan karikatürün kamusal alanlarda yayımlanması da İslama yönelik bir hakaret değil, düşünce, ifade, yayın özgürlüğüne vurgu yapmak amacı taşımaktadır.

Üstelik Fransa’da son beş yılda sadece bu terör eylemi yaşanmamıştır. “Bataclan” konseri katliamı, “Kosher” market katliamı ve Nice ulusal yürüyüş katliamı, yüzlerce masum insanın yaşamını yitirmesine yol açmıştır. Son olarak da, Erdoğan’ın Fransa’yı hedefe koyduğu haftalarda, bir tarih öğretmeni ve üç vatandaş, İslamcı teröristler tarafından katledilmiştir.

Böyle bir ülkenin, laiklik ilkesinin ve düşünce, ifade, yayın özgürlüğünün korunması konusunda önlem alması ve İslamcı faşizmin ülkesine ihraç edilmesini engellemesi en doğal hakkıdır.


Yazarın Son Yazıları

Faşizmin tuzakları 25 Ocak 2021
Türkiye, AB ve NATO 18 Ocak 2021
Üniversite 11 Ocak 2021
Kitle imha silahı 4 Ocak 2021
İslam ve hoşgörü 28 Aralık 2020
İslam, felsefe ve bilim 21 Aralık 2020
Batı’dan kaçanlar 14 Aralık 2020
Laiklik düşmanlığı 7 Aralık 2020
Felsefe, ahlak ve erdem 30 Kasım 2020
Din ve ahlak 23 Kasım 2020
Ahiret ve kötülük 16 Kasım 2020
Fransa ve Erdoğan 9 Kasım 2020
Erdoğan ve uygarlık 26 Ekim 2020
Siyaset ve ekonomi 19 Ekim 2020