Feyzi Açıkalın

Babalarının kızları

01 Ekim 2020 Perşembe

Geç kaldığını zannettiğin, öyle olduğu söylendiği için telaşla yola koyulduğun mesleki yaşamının yoğunluğunda çıkagelir. Öyle hızlıdır ki, fotografını bile çekmeye fırsat bulamaz, ancak bir gazete kağıdına resmini çizersin.

Sonra alışverişiniz başlar. Kokusu, yumuşaklığı tamamdır da, ille de gözler bir başkadır. Devirerek baktığı o kocaman maviler, ışık tayfının diğer yönünde yer alan yeşiller ile öyle bir kesişir, öyle bir dalga boyu uyumu sağlanır ki…

Onu büyüttüğünü ya da beraber büyüdüğünüzü zannederken, birden ders almakta olduğunu da fark edersin. Çocuk şımarıklığına verilen inatlaşmaların, restleşmelerin bir karekter dayatması olduğunu çabuk anlarsın.

İki taraf da bir diğerine diş geçirme üstünden ilişki kurmaya, yaşamlarının hiçbir döneminde kalkışmayacaktır. Olsa bile, hep onun galip gelmesini istediğin tuhaf meydan okuyuşlar olacaktır bunlar. 

Hak arayıcı, adalet dağıtıcı, koruyucu özgür ruh olanca baskınlığı ile daha ilk yıllardan kişiliğine yerleşmiştir. Çok küçük yaşlarda sergilediği anaçlık karşısında gülmemek için ısırdığın dudaklar, daha sonraki yıllarda gerilerek kahkahaya dönüşür.

Ama ağlamamak için dudaklarını ısırdığını hiçbir zaman görmesini istemezsin. Sanki, zayıflığın bir göstergesi olan dudak titremelerini görürse sana olan saygısı azalacak zannedersin. Tıpkı, her türlü duygu yükselmesiyle gözlerin nemlendiğinde yaklanmaktan korktuğun gibi…

Onunla bütünleşmek için benzerliklerinizi ortaya çıkarmaya çalışmazsın; zaten onlar orada duruyordur. Bir benzeri olunmasının, silahların ele geçirilmesi açısından iki taraf da tedirginliğini yaşar. İlginçtir bu benzerlikler öyle sere serpe ortaya dökülüp, dillendirilmez; biliniyor olması yeterlidir.

Ailenin seninle övünmekte olduğu el becerisinin yüz katını sergilemekte olduğu, en çabuk anlaşılan ayrıntıdır. Kendisini, duygularını ifade etmedeki yeteneğini saygı ile izlemek en zalim zevklerinden biri olmuştur. 

Dünyayı sırtında taşıdığını zannedenlere atfedilen Atlas Sendromu eril midir, dişi midir bilinmez ama onu her iki taraf da taşımaktadır. Sakarlık, maddi değerlere kıymet verilmeyiş ve her anını paylaşma isteği sizi yakınlaştırır.

Dünyayı yalayıp yuttuğunu sandığın, son gürlüğüne hazırlandığın bir zaman diliminde yine o vardır. Ondan aldığın derslerle yenilenir, çağı kavrarsın. Cinsiyet ayrımcılığına, ırkçılığa karşı net duruşu; çok bilmediğin hayvan sevgisini aşılaması seni güçlü kılar. Teknolojiyi kullanmasını ondan öğrenirsin.

Yolda, uçakta, alışverişte her kız çocuğunun “baba” seslenişiyle onu anışın, ilerdeki yıllarda başka şekilde sürecektir. Kızın artık bir ölçüt olacak, onun benzerlerini daha kolay dost edineceksindir.

Tutkusuna saygı duyduğun, kendini doğru anlatamayacağına en çok korktuğun, kırmaktan en çok çekindiğin insanın, senden sonra başka bir görevi üstleneceğini de bilirsin. O, yalnızca kurdelalı deftere yazdıklarıyla değil ama derin yaşanmışlığıyla arkandan seni anacak, en iyi yazacak olandır. O artık bir “sığıtçı” dır… İyi ki bugün doğmuştur…


Yazarın Son Yazıları

Harç mı haraç mı? 24 Eylül 2020
Hilafette turizm 21 Temmuz 2020