Müjde!...

24 Ağustos 2020 Pazartesi

Büyük bir doğalgaz rezervi bulundu, müjde bu.

Elbette önemli, elbette iyi. Ülkemizin yeni bir kazancıdır.

Ülkemiz, Türkiyemiz, altında üstünde doğal zenginliklerle dolu. Daha pek çok keşfedilmeyi bekleyen neler var.

Ama önemli olan neye sahip olduğunuz değildir.

Önemli olan, sahip olduğunuz değerlerle ne yaptığınızdır.

Önemli olan, sahip olduğunuz değerlerin neye yaradığıdır.

Önemli olan, sahip olduğunuz değerlerin kimlere hizmet ettiği, kimlere yarar sağladığıdır.

Örneğin, yeni bulunan doğalgaza sevinirken de düşünelim.

Bu doğalgaz hangi şirketlerle çıkarılacak, hangi şirketlerle kullanıma hazır duruma gelecektir?

Daha şimdiden yandaşlar harekete geçmemiş midir?

Her alanı ellerine geçiren iktidar yandaşı sermaye doğalgaz projelerini yapmamış mıdır?

Dış sermaye ile dışarıdan gelecek teknoloji ile hangi yandaş gruplar işbirliği yapacaktır?

Bu ülkenin bütün zenginlikleri kimlere peşkeş çekilmiştir?

Bu ülkenin ormanları kimlere kurban edilmiş, toprakları kimler için altüst edilmiştir?

Şimdi, bulunan bu doğalgaz da çıkarılıp evlere gelinceye kadar hangi yandaş sermayeyi zengin edecektir?

Sevinmek kolay ama düşünmek de o denli zor olmamalı.

En büyük zenginliğimiz: İnsanımızdır

Bir ülkenin en büyük zenginliği İNSANIDIR.

İnsanınıza nasıl baktığınız, onu nasıl yetiştirdiğiniz, ondan ne beklediğiniz, en büyük servetinize ne yaptığınızı belirler.

Bu siyasal iktidar, 18 yıldır insanımıza nasıl bakıyor?

Çocuklarımızı “aklını kullanarak soru sorma - tartışma - eleştirel düşünce kazanma” yerine, şartlandırarak itaate alıştırmaya yönelik bir beyin yıkamaya yönlendiriyor.

Eğitimde, Atatürk Cumhuriyeti’nin temeli olan laik eğitim yerine tarikatların, cemaatlerin etkisiyle “biat - itaat” ekseninde din eğitimini önceliyor.

Toplumu din temelinde ayrımcılığa yönelterek “Müslüman - kâfir” gibi, Müslümanları da “dinci - dindar - dindar olmayan” ayrımıyla değerlendirerek ulusu ümmet yapma amacını gerçekleştirmeye çalışıyor.

En büyük zenginliğimiz olan “insanımız” bu ayrımcılıklarla bölünüyor, ulus birliği, ulus bütünlüğü ortadan kalkıyor.

Ulusun bölünmesi etnik köken ayrımcılığına kadar gidiyor, sonuçta inançlar ve etnik kökenler artık birlik ve bütünlük temelini ortadan kaldırıyor.

İşsizliğin artması, üretimin azalması giderek toplum hayatımızda yaşama umudunun zayıflamasıyla sonuçlanıyor.

İnsanımız, çalışma olanakları yerine yardım alarak yaşamaya alıştırılıyor, böylece “sadaka ekonomisi” yaratılıyor, bu da siyasal iktidara bağımlı bir kitle yaratıyor.

İşte, siyasal iktidarın insanımıza verdikleri bunlar.

Bu durum, en büyük zenginliğimiz olan insanımızın ziyan edilmesidir.

Bulunan doğalgaz bu zararı elbette karşılamayacaktır.

Sevinmekten çok düşünmemiz gereken budur.

En değerli varlıklarımız: Özgürlük ve adalet

En değerli varlıklarımızdır “özgürlük” ve “adalet”.

Acaba özgür müsünüz?

Düşünce özgürlüğünüz var mı?

Düşüncelerinizi açıklama özgürlüğünüz var mı?

Düşüncelerinizi sözle ve yazıyla açıklama özgürlüğünüz var mı?

Toplanma özgürlüğünüz var mı?

Toplanma, yürüyüş yapma hakkınızın özgürlüğü var mı?

Eğer bu sorulara yanıtınız “hayır” ise en değerli varlığınız olan özgürlüğünüzün olmadığını kabul edeceksiniz.

Özgürlüğünüz doğalgazdan çok daha değerlidir.

Gelelim en değerli varlıklarımızdan biri olan “adalet”e.

Ülkemizde adalet bağımsız mı?

Kendinizi adalet açısından güvende buluyor musunuz?

İktidara karşı bir sözün ceza almayacağına güveniyor musunuz?

Hapiste yatan gazetecilerin adil yargılandığına inanıyor musunuz?

Ülkemizde basının özgür olduğuna inanıyor musunuz?

Savcıların, yargıçların iktidarın baskısı altında olmadığını düşünüyor musunuz?

Baroların bölünmesinde siyasal iktidarın etkisi olmadığını düşünüyor musunuz?

Eğer bu soruların yanıtı “hayır” ise en değerli varlıklarınızın ortadan kalkma tehdidi altında olduğunu görüyorsunuz demektir.

Bu da doğalgazdan çok daha önemli değerlerinizin nasıl zarara uğratıldığını çok iyi açıklıyor.

Sakın bu doğalgaz müjdesi, ülkenin içinde bulunduğu yağma ve talan düzenini gözlerden uzak tutmak için kullanılıyor olmasın.

Bu da bizi sevindirmekten çok düşündürüyor.

Doğrusu da bu olmalı...


Yazarın Son Yazıları

Mafya... 23 Kasım 2020
Ertesi gün sendromu... 16 Kasım 2020
Kölelik kalktı mı? 9 Kasım 2020
İllüzyon... 19 Ekim 2020
Atatürk fenomeni... 21 Eylül 2020
30 Ağustos’u kutlamak... 31 Ağustos 2020
Müjde!... 24 Ağustos 2020
Lider-başkan -yönetici... 17 Ağustos 2020