Lider-başkan -yönetici...

17 Ağustos 2020 Pazartesi

Aslında üç ayrı niteliktir, çoğu kez karıştırılır.

Lider; öncüdür, kurtarıcıdır, kurucudur. Yaratıcı zekâdır, idealleri vardır, heyecan yaratır, kitleyi sürükler.

Başkan, seçilmiştir. Seçenlere sorumludur. Konumunu kabul ettirmek, uğraşısının odağıdır. Önünü ardını hesap ederek çalışır.

Yönetici, işini en iyi biçimde yürütmeye çalışır. İşini planlayıp programlamak yükümlü olduğu konudur. Uygulayıcı zekâsıyla yaptığı işi başarmak çalışma amacıdır.

İnsanın zekâ tipi, iradesini kullanma gücü, yetişme tarzı, içinde olduğu koşullar, onu, bu özelliklerden birine yerleştirir.

Çok ender olarak bu üç özellik aynı kişide birleşir. O zaman da kaçınılmaz olarak o kişi tarihin altın sayfalarında yer alan bir örnek olur.

Örnekler mi?

Atatürk ve İnönü...

Bizim için en yakın örnek Atatürk ve İsmet İnönü’dür.

Atatürk, eşi olmayan bir liderdir. Öncüdür, kurtarıcıdır, kurucudur.

İsmet İnönü, tam bir yöneticidir. Planlar, program yapar, uygular, sonuçlarını değerlendirir.

Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü çok akıllı bir kombinasyondur.

Atatürk projeler yapmış, İsmet Paşa tam bir kurmay titizliği ile uygulamaya koymuştur.

Atatürk her zaman İsmet İnönü’nün eleştirilerini dinlemiş, uygulamalarını kabul etmiştir.

Bu iki büyük kişiliğin birlikte çalışması rastlantı değil, dâhiyane bir seçimdir.

Bu seçimin büyük payı da Atatürk’ündür.

Seçmiş, güvenmiş, desteklemiştir.

Atatürk’ün aramızdan ayrılışından sonra İsmet İnönü’nün duraksaması normaldir.

Çünkü “o”, bir lider değildir, yöneticidir.

Siyasal tarihimiz bu açıdan incelendiğinde ilginç örnekler bulunur.

Bülent Ecevit lider özellikleri taşır. Yenilikçidir, projeleri vardır, kitleye ulaşır, heyecan yaratır. Bu özellikleriyle de kazanmıştır.

Süleyman Demirel lider özellikleri taşır. Birçok etkeni buluşturup Adalet Partisi’nin başkanlığına gelmiş, yönetici özellikleriyle de iktidarını sürdürmüştür. Karşısına çıkan Sadettin Bilgiç’in hiç şansı olmamıştır.

Recep Tayyip Erdoğan lider özelliklerine sahiptir. Bu özellikleriyle başkan seçilmiştir. Ancak duygularını kontrol etmekte zorlandığı için yöneticilik yanı güçlü değildir. Hem bu nedenle hem de önyargıları nedeniyle yönetici kadrolarında sık değişiklik yapmaktadır. Liyakat yerine sadakati öncelemesi de başarısını engellemektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi

Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk gibi eşsiz bir lider tarafından kurulmuştur. Ancak, Atatürk ve Bülent Ecevit dışında bir lidere kavuşamamıştır.

Deniz Baykal, içinde tutamadığı hırsıyla, aşamadığı klikçiliği ile partisine liderlik yapamamıştır.

Kemal Kılıçdaroğlu lider değil, yöneticidir. Doğru sözler söyleyen, içtenlikli, politikanın elverdiği ölçüde çalkantıya yer vermeyen yönetimiyle başkanlığını sürdürmektedir. Ancak kitlede heyecan yaratmamakta, buna da gönüllü olmamaktadır.

Muharrem İnce de bu nedenle ısrarla başkanlığa talip olmaktadır.

Ama neden olamadığını, neden başaramadığını Muharrem İnce’nin daha iyi analiz etmesi gerekiyor.

Son çıkışında M. İnce partisine karşı çıkarak, eksen sapmasına karşı bir hareket başlattı: 1000 Günde Memleket Hareketi.

Muharrem İnce liderlik özellikleri taşımaktadır ancak bunları nasıl kullandığı tartışmalıdır.

İnce, güzel konuşur, kitleye heyecan verir, coşkuludur amma öfkesini kontrolde zorlanmaktadır, amaç seçimi çıkışını zayıflatmaktadır.

Muharrem İnce’nin “hareketi”, onu Cumhurbaşkanı adaylığına taşımak üzerine kurulmaktadır. Bu kurgu, “4 Eylül’de Sivas’ta” adımını zedelemektedir. Çünkü Atatürk’ün Sivas Kongresi bir kişinin bir yere gelmesi için değil, vatanın kurtuluşu için yapılmıştır.

Muharrem İnce, Cumhurbaşkanlığı adaylığını nereden beklemektedir? Şiddetle -haksızca- eleştirdiği CHP, herhalde onu aday göstermeyecektir.

CHP’ye yaptığı haksızlık, Cumhurbaşkanı seçiminde aldığı yüzde 31 oyu “kendisinin aldığı”, partisinin onu desteklemediği, hatta kazanmaması için çalıştığı savıdır.

O seçimde aldığı oy, kendisinin değil, CHP-İYİ Parti ve HDP ile desteklenen bir ittifakın oyudur. CHP örgütleri her yerde kendisi için çalışmıştır.

Ben, CHP muhalefetini eleştiren birisi olarak Muharrem İnce’nin çıkışını olumlu bulamıyorum.

Bir hareket, haklı görünen nedenlere dayansa da sonuçta kimin işine yaradığına bakılır.

Bu hareket kimin işine yarıyor Muharrem İnce?

İşte, lider olmakla lider görünmenin farkı buradadır.

Liderlik başkadır, başkanlık başkadır, yöneticilik başkadır.

Önemli olansa bunları görebilmek...


Yazarın Son Yazıları

Mafya... 23 Kasım 2020
Ertesi gün sendromu... 16 Kasım 2020
Kölelik kalktı mı? 9 Kasım 2020
İllüzyon... 19 Ekim 2020
Atatürk fenomeni... 21 Eylül 2020
30 Ağustos’u kutlamak... 31 Ağustos 2020
Müjde!... 24 Ağustos 2020
Lider-başkan -yönetici... 17 Ağustos 2020