İllüzyon...

19 Ekim 2020 Pazartesi

Mustafa Pamukoğlu’na adıyorum...

İllüzyon, yabancı bir sözcük. Türkçede tam karşılığını bulamadığım için kullanıyorum.

Algı yanılsaması” diye anlayabiliriz.

Görülen bir şeyi başka bir şey sanmak gibi.

Durumumuzu anlatacak daha uygun bir sözcük bulamadım.

Bugün, bir illüzyon âleminde yaşıyor gibiyiz.

Eğer iyi açıklayabilirsem hak vereceğinizi umuyorum. 

Anayasa Mahkemesi kendisine yapılan başvurulara ilişkin kararlar verdi.

Enis Berberoğlu’na ilişkin karar, bunlardan birisi.

Yeniden milletvekili seçilen Enis Berberoğlu’na daha önce verilen “dokunulmazlığın kaldırılması” kararının hak kaybı olduğuna hükmetti.

Bu karar siyasal iktidarın isteğine aykırı olduğu için de yerel mahkeme bu kararı tanımadı. Eski kararını yineledi.

Açıkça siyasal güç, hukuk sistemine müdahale etti.

Hemen Anayasa Mahkemesi’ne saldırılar başladı.

Hatta Anayasa Mahkemesi yerine başka bir kurulun olması gerektiği bile iktidar ortağı tarafından dile getirildi.

Şimdi, Anayasa Mahkemesi’ni bile tanımayan bir iktidarın hegemonyası altında “ülkede hakları koruyan hukuk sistemi var” demek, bir illüzyondur.

Aslında olmayan bir şeyi var sanmaktır.

Ortada görünen başka kurumlara bakalım mı?   

Büyük Millet Meclisi var mı?

Elbette var. 

Milletvekilleri var. Meclis başkanı var. Oturumlar yapılıyor. Grup toplantıları yapılıyor. Salı günleri gruplar toplanıyor, konuşmalar yapılıyor.

Peki, bu Meclis hükümeti denetleme yetkisi taşıyor mu?

Hayır. Bu Meclis hükümetin çalışmalarını denetleyemiyor.

Peki, bu Meclis’te muhalefet bir kanun çıkarabiliyor mu?

Hayır, her teklif iktidar çoğunluğunun oylarıyla karara bağlanıyor.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletin” mi?

Hayır. Egemenlik kayıtsız şartsız Tek Adam’ın.

Şimdi, bu Meclis’in durumu da illüzyon olmuyor mu?

Görünüşte var ama aslında yetkisi yok.

İktidarın denetimi var mı?

Eğer bir iktidarın denetimi olamıyorsa orada demokrasiden söz edilemez.

Şimdi, siyasal iktidarın denetimi var mı?

Yürütmenin kararlarını denetleyen hukuk kurumu Danıştay.

Danıştay, yürütmenin güdümü altına alınmış.

Yürütmenin harcamalarını denetleyen kurum Sayıştay.

Sayıştay’ın her yıl yaptığı denetim raporlarını yayımlayan basın organları ceza tehdidi altında.

Belgelerle kanıtlayarak halkı bilgilendiren gazeteciler “devlet sırlarını ifşa etmek” suçuyla yargılanıyor.

Mali denetim de büyük ölçüde baskı altına alınmış.

Rıza Sarraf’ın belgelenmiş yolsuzlukları bile ağza alınmıyor.

Belgelenmiş Man Adası para trafiği bile açıklanması engellenen bilgiler demetine alınmış.

Siyasal iktidar her türlü denetimi “FETÖ yandaşlığından terör destekçiliğine, ülkeyi dış güçlere ihbar etmeye” kadar suç sayıyor.

Yani, siyasal iktidara göre her türlü bilgi- belge açıklama, yürütmeyi denetleme suç.

Bu eleştirileri yapabilen meslek kuruluşları, yapıları bile değiştirilerek etkisiz kılınmaya çalışıyor. 

Barolar, Çoklu Baro sistemine dönüştürülerek iktidar desteği sağlanmaya çalışıyor.

Türk Tabipleri Birliği iktidarın hedefinde. Büyük bir virüs salgını içinde bile eleştirilerin yapılması suçlanıyor.

Yürütmenin denetimi şöyle dursun, eleştirisi bile suç sayılarak ceza tehdidi altına alınıyor.

İllüzyon işte burada. Her şey, iyi kötü, yolunda yürüyor sanılıyor.

Tam bir Zati Sungur gösterisi. 

Zati Sungur, zamanında çok izlenen gösteriler yapan bir illüzyonist idi.

Gösterilerini izlediğim Zati Sungur, bugünün illüzyonistleri yanında çırak kalırdı.

Bir illüzyon da ekonomi.

İlgili bakanlar, TÜİK, İstatistik Kurumu, yandaş medya, ekonomimizin dünyada birinci değilse de ikinci olduğunu söyleye dursun, işsizlik almış başını gitmiş, pahalılık çarşı pazarı yangın yerine çevirmiş, tam bir illüzyon.

Ama bu ekonomik illüzyon artık perde ile bile örtülemiyor.

Demokrasi illüzyonu

Artık görünüyor ki demokrasi de tam bir illüzyon.

Hâlâ demokrasi var sanılması şaşılası bir aymazlık.

Demokrasiyi geçelim, otokrasi bile aşılıyor.

Hani, “uçurumdan önceki son viraj” denilen türden bir uyarı.

Son Anayasa Mahkemesi kararı bu uyarıdır.

Enis Berberoğlu kararı ona ilişkin değil, demokrasinin varlığına ilişkin bir işaret fişeğidir.

Bilmiyorum, Cumhuriyet Halk Partisi neye karar verecek?

Enis Berberoğlu yoksa, biz de bu Meclis’te olmayacağız” diyebilecek mi?

Yoksa, salı günü konuşmasıyla yetinecek mi?

Göreceğiz. Merak ediyorum.

Biliyorum ki “kaybetmeyi göze aldığın kadar cesursun”...


Yazarın Son Yazıları

Mafya... 23 Kasım 2020
Ertesi gün sendromu... 16 Kasım 2020
Kölelik kalktı mı? 9 Kasım 2020
İllüzyon... 19 Ekim 2020
Atatürk fenomeni... 21 Eylül 2020
30 Ağustos’u kutlamak... 31 Ağustos 2020
Müjde!... 24 Ağustos 2020
Lider-başkan -yönetici... 17 Ağustos 2020