Gelecek inşasında geçmiş

09 Temmuz 2020 Perşembe

Toplumlar için hem kendi geçmişlerinin hem de insanlık geçmişinin öğrenilmesi çok önemlidir:

Geçmişte yapılan hataları tekrarlamamak için...

Daha özgür, daha müreffeh, daha mutlu bir gelecek inşa etmek için...

Tarihin, ama doğru ve gerçek tarihin, ayrıntılı olarak bilinmesi, özümlenmesi gereklidir.

Son zamanlardaki Osmanlı ve Abdülhamit tartışmaları bu açıdan çok açıklayıcıdır!

Salı günü Sevgili Ali Sirmen geçmişimizin değerlendirilmesi konusunda çok önemli bir makale yazdı.

***

“Toplumlar, bu yanlışlara düşmeden sağlıklı yarınlara ulaşabilmek için bakarlar geçmişlerine.

Tabii bu bakışta, nasıl bir gelecek amaçladığınız belirleyicidir.

Bu kural bizim için de geçerlidir.

Örneğin olanaklarını, bölgenin ‘abi’si olmak için seferber eden, görünüşte Ortadoğu’nun egemeni, aslında gerçek egemenlerinin taşeronu olmak istiyorsanız, kendi toprakları üzerinde vergi toplamak hakkını bile emperyalizme kaptırmış, ama unvanı-imparator olan, Abdülhamit’i yüceltir, hatta kutsarsınız.

Yok, eğer gelecekte Türkiye’nin Cumhuriyet kazanımlarının geliştirilmesiyle laik, demokratik sosyal bir hukuk devleti olarak refah toplumuna evrilmesini öngörüyorsanız, tarihinize yurtta barış, dünyada barış diyen görüşün açısından bakmalısınız.

Çünkü tarih geleceğe yönelik amaçların gözlüğüyle okunur.

Sansürün, baskının, sürgünün, siyasi karşıtlarını içeri tıktırmanın, öldürtmenin egemen olduğu Türkiye’yi özleyip önerenler, tabii ki Abdülhamit’i kutsayacaklardır.

Eğer bir ülkede kimileri Abdülhamit’e sataşıldığı için ekran karartıyorlarsa, bilin ki bunlar geçmişin değerlerini kendilerince savunmak değil, geleceğimizi de Taif zindanlarıyla bezeli bir karanlığa mahkûm etmek amacıyla hareket ediyorlardır.”

***

Bütün otoriter eğilimli yönetimler, geleceği de planlamak iddiasındadırlar.

Bu amaçla kendi günlerini kafalarındaki toplum modeline göre baskı altına almaya ve geçmişi de planladıkları geleceği meşrulaştıracak biçimde değiştirmeye çalışırlar.

Türkiye’deki tarih tartışmalarına bu açıdan bakarsak, pek çok saptırmanın ve Osmanlı’nın çöküş dönemini simgeleyen Abdülhamit hakkındaki yersiz, temelsiz ve tarihsel gerçeklere aykırı olan “Ulu Hakan” söyleminin arkasında yatan “Toplum Mühendisliği” çabalarını daha iyi görebiliriz.

***

Dün de, bugün de, yarın da her zaman Özgürlükten ve Demokrasiden yanayız:

KAHROLSUN İSTİBDAT...

YAŞASIN DEMOKRATİK CUMHURİYET!


Yazarın Son Yazıları