Barış Doster

Salgın hastalık ve sınıfsal gerçeklik

28 Mart 2020 Cumartesi

Haberlerde, yorumlarda, sosyal medya paylaşımlarında koronavirüsün zengin - fakir ayrımı yapmadığı, tüm insanları eşitlediği belirtiliyor. Doğru. Gelişmiş ülkelerin liderleri de, film yıldızları da, yüksek ücretler karşılığında forma giyen ünlü futbolcular da, İngiltere ve Monako prensleri de hastalığa yakalandılar. Bu yönüyle eşitlik söz konusu. Peki, ya adalet?

Her eşitlik, mutlaka, kaçınılmaz olarak, ille de adalet doğuruyor mu? Hayır.

Hastalığa yakalananlarda varsıl - yoksul ayrımı olmasa da, işin içine tedavi girdiğinde eşitlik söz konusu mu? Hayır. Hastalığa yakalanan herkes, gelişmiş sağlık hizmetlerine erişmede eşit mi? Hayır. Herkesin kendini karantinaya alacak, karantina koşullarında hayatını sürdürecek maddi gücü var mı? Hayır. Değil 15 gün, 20 gün, tek bir gün bile işe gitmese, evine ekmek, çocuklarına süt götüremeyecek milyarlarca insan olduğunu düşünmeden, “herkes kendini karantinaya alsın”, “herkes kendi OHAL’ini uygulasın” demek gerçekçi mi? Hayır. Salgın hastalık nedeniyle, son birkaç hafta içinde işini kaybeden emekçilerin, kısa süre içinde iş bulma ihtimali yüksek mi? Hayır. Emekçilerin, evlere sipariş götüren kuryelerin, marketlerde çalışanların, temizlik işçilerinin, güvenlik görevlilerinin, toplu taşıma araçlarının şoförlerinin, inşaat işçilerinin, madencilerin işe gitmeme lüksü var mı? Hayır.

Krizi fırsata çeviren sektörler de olacak

Salgın hastalığın sarstığı sektörler ve şirketler olduğu gibi, önünü daha da açtığı sektörler ve şirketler de olacak. Örneğin; bilişim sektörü, teknoloji şirketleri, ilaç endüstrisi, internet üzerinden satış yapan firmalar... Mesela halihazırda 798 bin kişinin çalıştığı Amazon, 100 bin yeni çalışan alacak. Belli, daha da büyüyecek. Son yıllarda dünyanın en zenginleri listesinde hep üst sıralarda olan, birkaç yıldır otomotiv, demirçelik, petrol, silah devlerinin sahiplerini geçen bilişim ve teknoloji şirketlerinin sahipleri, servetlerini katlayacaklar.

Bu açıdan bakıldığında, küresel ölçekte zengin - fakir farkı, servet - sefalet uçurumu değişmeyecek. Dünyanın en zengin 8 kişisinin toplam serveti 400 milyar dolardan fazlayken ve de dünyanın en fakir 3.6 milyar insanının toplam servetine eşitken, koronavirüs salgını, bugünden yarına gelir dağılımı adaleti sağlamayacak. Kişisel servetleri 100 milyar doları geçen süper zenginler, paralarını yoksullarla, emekçilerle, ezilenlerle, mazlumlarla paylaşmayacaklar. Bir lokma - bir hırka felsefesini benimseyip mütevazı bir hayata başlamayacaklar.

Sözün özü; geleceğe hazırlanırken; emekten, eşitlikten, adaletten, haktan, ezilenden yana bir dünya için çalışırken; vicdani, ahlaki, insani değerlerin altını çizerken; buna ulaşmanın yoğun bir çaba gerektirdiği unutulmamalı. Salgın geçtikten sonra, hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması için, yoğun bir akıl, bilim ve emek seferberliği başlatmalı.


Yazarın Son Yazıları