Barış Doster

Özbekistan’ın mesajı ve Türkiye

26 Eylül 2020 Cumartesi

Salgın hastalık, yaşamımızı yeniden şekillendirdiği gibi, uluslararası ölçekte, kurumsal düzeyde de pek çok yeni adımın atılmasını zorunlu kılıyor. Alışkanlıklar, gelenekler, toplantı biçimleri değişiyor. Bunun en son ve somut örneği, Birleşmiş Milletler (BM) 75. Genel Kurulu’nun, sanal ortamda yapılması. Toplantı, uluslararası zirvelerin alışılmış görüntülerine, liderlerin son gün verdikleri “aile fotoğrafı” denen toplu fotoğraflara sahne olmadı bu kez. Fakat yine de önemli konular konuşuldu. Öne çıkan liderler oldu. Bunlardan biri de Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev.

Özbekistan’a, “Atatürk, Türk Dünyası ve Mazlum Milletler” başlıklı doktora tezimi yazarken gitmiştim. ABD ve İngiltere’deki arşivlerin yanında, Sovyet, Rus ve Türk dünyasının arşivleri de önemliydi tez için. Dahası tez, üçüncü dünyacı, antiemperyalist, ulusal sol, Kemalist bir bakış açısıyla yazıldığından, iki önemli ustamın, Attilâ İlhan ve Orhan Koloğlu’nun sözünü dinleyip, birkaç kez Azerbaycan’a, bir kez de Özbekistan’a arşiv çalışmasına gitmiştim. Özbekistan’ın Orta Asya ve Türk dünyası açısından önemini, yerinde görme olanağı bulmuştum. BM Genel Kurulu’nda Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in, Özbekçe yaptığı konuşmayı dinlerken, o günleri anımsadım. Özbekistan lideri, Rusça ve İngilizce değil, ilk kez kendi anadilinde, Özbekçe seslendi genel kurulda. Önemliydi. Konuşma, içerik olarak zengindi. Somut öneriler, dikkat çekiciydi.

Avrasya siyaseti ve Özbekistan

Özbekistan’ın başkenti Taşkent. Orta Asya’nın ortasındaki ülkenin nüfusu, 33 milyonu geçiyor. Tarihi, kültürel, sanatsal, turistik açıdan güçlü, zengin. Pamuk üretiminde iddialı. Toprakları tarıma elverişli. Altın, uranyum, kömür, doğalgaz, petrol kaynakları var. Rusya ve Çin’le ilişkileri dengeli. Şanghay İşbirliği Örgütü üyesi. Çin’in öncülük ettiği Kuşak ve Yol İnisiyatifi açısından da önemli konumda. Türk dünyasında ağırlığı var. Türk Konseyi’ne üye.

Özbekistan lideri Mirziyoyev, öneri ve uygulamalarıyla, büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü örnek aldığı izlenimi uyandırıyor. Dil ve kültür konularında hassas. Kamu kurumlarında, kamusal alanda, günlük yaşamda tek resmi dil olarak Özbekçenin kullanımını benimsiyor. Ulusal bağımsızlık konusunda kıskanç. Bölge merkezli dış politikayı önemsiyor. Komşu ülkelerle siyasi, ticari ilişkileri geliştiriyor. Ülkesinin, enerji güzergâhı olarak, genç nüfusuyla, gelişen bir pazar olarak öne çıkmasına çalışıyor. Afganistan’daki iç savaştan, bu ülkenin yaşadığı ABD işgalinden, istikrarsızlık ve huzursuzluktan fazlasıyla etkilenen Özbekistan (Pakistan da aynen Özbekistan gibi, Afganistan’daki bu gelişmelerden etkilendi) bölgede ağırlığını artırmaya çalışıyor. Hukuk devleti, özgürlük, demokratikleşme, kadın hakları, kadınların siyasal temsili, yolsuzlukla mücadele, yoksulluğu yenme, sürdürülebilir kalkınma, genç nüfus, ayrılıkçı, aşırılıkçı akımlar ve terörizmle mücadele, Özbekistan liderinin öncelikleri arasında.

Mirziyoyev, kültürel mirasa, tarihsel dokuya, doğanın korunmasına da özel önem veriyor. BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında sıraladığı 12 öneriye, bu duyarlılığı da yansıdı. Bu kapsamda Aral Denizi ve çevresindeki kirliliğe karşı mücadelede, BM çatısı altında işbirliği çağrısı yaptı. Ulaştırma ve iletişimin önemine değindi.

Kısacası, Ortadoğu, Akdeniz ve Ege’deki gelişmelerin öne çıktığı bir süreçte, Orta Asya’yı da yakından takip etmek, ihmal etmemek gerekiyor. Özbekistan, ülkemize ve dünyaya, bu mesajı da veriyor.


Yazarın Son Yazıları