Barış Doster

Arap - İsrail yakınlaşması, Türkiye ve İran

04 Kasım 2020 Çarşamba

Dünyanın gözü kulağı ABD başkanlık seçimlerinden gelecek sonuçlara çevriliyken, dış politikada başka konuda yazmak zor. Lakin ABD’nin son dönemde İsrail ve Arap ülkelerini uzlaştırma çabalarını ihmal etmemek, bunun olası sonuçlarını düşünmek gerekiyor.

Malum, son haftalarda İsrail, birbiri ardına Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan ile ilişkileri normalleştirme yönünde antlaşmalar imzaladı. Bu imzaların duyurusunu, bizzat ABD Başkanı Donald Trump yaptı, kendi arabuluculuğunun altını çizerek ve başka müjdeli haberler vereceğini belirterek. Mısır ve Ürdün ile ilişkileri zaten yıllardır iyi olan İsrail, ABD’deki başkanlık seçiminden sonra, Suudi Arabistan ve Katar dahil, 5 Müslüman ülkeyle daha, ilişkileri normalleştirmek için müzakereleri sıklaştıracaklarını açıkladı. Suudi Arabistan ve Katar dışındaki üç ülke; Umman, Nijer ve Fas.

Peki, ABD’nin bu arabuluculuk çabalarını, İsrail’in Arap ülkeleriyle, İslam ülkeleriyle yakınlaşma adımlarını nasıl açıklamalı? Sıralayalım...

Birincisi, Türkiye’nin yakın ilişkilere sahip olduğu, üs kurduğu, uğruna Suudi Arabistan ile gerilimi göze aldığı Katar, İsrail’le uzlaşınca, bir süredir sorun yaşadığı Suudi Arabistan ve öncülük ettiği Arap ülkeleriyle de barışacaktır. Bu yöndeki hazırlıklar, aylardır diplomasi kulislerinde konuşulmaktadır.

İkincisi, ABD bu hamlelerle, stratejik ortağı olan İsrail’in güvenliğini daha da sağlama almıştır. İsrail üzerinde zaten zayıf olan Arap baskısını daha da zayıflatmıştır.

Üçüncüsü, Suudi Arabistan’ın başını çektiği ülkeler, öncelikli tehdit olarak gördükleri İran karşısında, ABD’den sonra, İsrail’i de yanlarına çekerek kendi açılarından önemli bir adım atmışlardır.

Türkiye karşıtı cephe

Dördüncüsü, İsrail ve Arap ülkeleri arasındaki normalleşmeyle, bölgede Türkiye karşıtı cephe bir hamle daha yapmıştır. Arap dünyasında, İran karşıtlığı ile Türkiye karşıtlığı adeta eşitlenmiş, bazı Arap ülkelerinde Türkiye karşıtlığı, İran karşıtlığını geçmiştir.

Beşincisi, İsrail - Arap yakınlaşmasının Libya’da, Suriye’de, Doğu Akdeniz’de, enerji kaynak ve güzergâhları için verilen mücadelede ciddi yansımaları olacaktır. ABD, bunu fırsat bilip hem Türkiye hem de İran üzerindeki baskısını daha da artıracaktır.

Altıncısı, bu yakınlaşmayı, yine ABD’nin talimatıyla yaşanan bir diğer yakınlaşmayla birlikte yorumlamak gerekir. O da Irak’ın kuzeyinde Barzani ile PKK terör örgütü arasındaki yakınlaşmadır. Gerek Barzani’nin gerekse PKK terör örgütünün ABD emperyalizmine ve İsrail’e olan sadakati bilinir.

Kısacası, Ortadoğu yeni uzlaşılara, yeni gerilimlere gebedir. Dikkatli, temkinli, hazırlıklı olmak gerekir. İktidarın İslam dünyasına, Arap âlemine yönelik dış politikasının hayalci ve temelsiz olduğu görülmüştür. Çünkü güvenilir, öngörülebilir değildir. Çünkü inandırıcılıktan, caydırıcılıktan uzaktır. Çünkü Cumhuriyetin reddine, inkârına dayalıdır. Tek çözüm, Mustafa Kemal Atatürk’ün dış politikasıdır.


Yazarın Son Yazıları