Önce Amerika’nın canına okudu

06 Kasım 2020 Cuma

İktidardaki, seçimi kazanmazsam, sonuçları tanımam diyor. O zaman ne olur?

Eskiden böyle bir soruyla karşılaştığınızda hemen şu soruyu sorardınız:

- Hangi Güney Amerika ülkesinde seçim?

Bu kez kazın ayağı öyle değil, hastalık artık Amerikan kıtasının güneyinden kuzeyine sıçramış ve bir zamanlar telaffuz edilmesi bile düşünülemeyecek bu soru, demokrasisi örnek gösterilen ABD için sorulur olmuştur.

ABD, seçim sonuçlarını, tıpkı bir Güney Amerika ülkesi gibi şiddet olayları, sokakta silahlı çatışmaları da içeren bir kaos korkusu içinde beklemektedir.

ABD’ye ne oldu böyle” sorusunda hemen Donald Trump faktörüyle burun buruna gelirsiniz. Trump dört yıllık başkanlık süresinde, ABD’yi büyük bir bölünmüşlük çıkmazına sürüklemeyi başarmıştır. “Başarmıştır” diyorum, çünkü bu, Başkan tarafından bilerek, isteyerek yaratılmış bir durumdur.

Donald Trump, Beyaz Saray vizesini aldığında, onun ülkeyi bu hale getireceğini söyleyenlerin uyarılarına kulak asmayanlar, şimdi sessizler.

***

ABD’de giderek nefrete dönüşmüş olan gerginlik ve bölünme o hale gelmiştir ki tüm insanlığı tehdit eden büyük koronavirüs salgınına karşı alınan önlemleri bile etkilemiştir. Gerçekten de Trump yanlıları yetkililerin tüm uyarılarına karşın, protesto eylemi olarak maske takmamaktadırlar.

Bu eylem aslında vahşi sağın klasik garabetlerinden biridir. Trump iktidarda olduğuna göre destekçileri, neye karşı kimi protesto etmektedirler?

Bu olay, ABD’de gerginlik ve bölünmüşlüğün ne derecede tehlikeli boyutlara geldiğinin çarpıcı bir göstergesidir.

Seçim öncesinden başlayarak “önce Amerika” sloganıyla “Büyük Amerika” hayalini pompalayan Trump, gayet bilinçli bir şekilde iktidarı sırasında siyasal ve sosyal ortamı sürekli gergin tutmuştur.

Trump, gerginliğin faşizan tabanını kendi çevresinde kenetleyeceğini düşünmüş ve de haklı çıkmıştır. 25 Mayıs 2020’de zenci George Floyd’un bir polis tarafından öldürülmesi üzerine patlak veren ve tüm ülkeye yayılan protesto dalgası bir yandan siyahlar arasındaki Trump nefretinin tırmanmasına neden olurken, öte yandan da çok yerde protestoların yağmaya dönüşmesine tepki gösteren ırkçı, tutucu beyazların bu tutumlarının daha da keskinleşip Başkan çevresinde saflarını sıklaştırmalarına yol açmıştır. Son zamanlarda, işsizlik oranındaki düşüş de Trump’ın ırkçı ve ortamı gerici politikasının destek bulmasını sağlamıştır.

Kısacası,Trump’ın gerginliği artırıcı politikası, toplumun hatırı sayılır kesiminde yankı bulduğundan, Başkan’ın dört yıllık iktidar sürecinde, bütün olumsuzluklarına ve Amerikan toplumunun tüm demokratik kazanımlarını, sarsan politikasından yarar sağlamıştır.

***

Trump’ın gerginlik politikasının istediği sonuçları vermesini ise ABD’ye sıçradığı andan itibaren, salgının genişliği ve ölüm sayıları açısından rekor üstüne rekor kıran koronavirüs pandemisi engellemiştir.

Bu satırlar yazılırken, ABD’de Biden’ın önde gittiği oy sayımı gergin bir havada devam ediyordu ve henüz bir şiddet olayı olmamıştı, ama daha sonra da olup olmayacağını kestirmek mümkün değildi.

Görünen o ki Trump, önceden de beklendiği gibi mahkemeye başvurmasına karşılık Beyaz Saray’a veda etmek zorunda kalacaktır.

Arkasında da tahtına aday Çin ile varlığını görmeyi inatla reddettiği, çevre sorunlarıyla, büyük kapitalist bunalımla, koronavirüs pandemisi ile mücadele etmek zorunda olan bir ABD bırakmış olacaktır.

ABD ise Trump gelmeden öncekinden, daha zayıf, daha bölünmüş, daha gergin bir nefret toplumu olmuştur.

Evet, “Önce Amerika” sloganıyla gelen Trump, gerçekten önce Amerika’nın canına okumuştur.


Yazarın Son Yazıları

İşte güzel haber 5 Ocak 2021
Böylesi daha doğru 1 Ocak 2021
Bir şulesi var ki... 22 Aralık 2020
O ne biçim söz öyle!.. 18 Aralık 2020
Mucize beklerken 15 Aralık 2020
Özüne bakalım 8 Aralık 2020
Ordu ve AKP 4 Aralık 2020