Hamamda...

24 Kasım 2020 Salı

AKP’nin ağır toplarından Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç’ın, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmalarıyla ilgili açıklamaları gündeme bomba gibi düştü.

Tepkiler iki yönde gelişti. Birinciler, Cumhurbaşkanı’nın son konuşmalarını da anımsatarak AKP’de her alanda reformu öngören, demokrasiye yönelişi de kapsayan açılımlar döneminin mi başladığı, sorusunu attılar ortaya. İkinciler ise Arınç’ın çıkışının partinin rotasıyla çeliştiğini, zararlı olduğunu söyleyerek eleştirdiler onu.

Bunların önde gelenlerinden biri olan Melih Gökçek şöyle sert çıktı:

- Bu ne biçim AKP’li?

Ben de demokrasiye yönelişi de kapsayan reformist açılımların AKP ile hiçbir şekilde bağdaşamayacağını gördüğümden, Melih Gökçek gibi düşünüyorum.

Evet, AKP hiçbir alanda yeni bir açılım yapabilecek yapıda değildir.

AKP üretime dayalı, sürdürülebilir bir gelişmeyi sağlayacak ekonomi politikası oluşturamaz. O, talan ve yağma ekonomisine mecburdur.

Yurttaş”tan değil, “kul”dan yana saf tutan AKP, demokrasiyle uzlaşamaz. O, yapısı gereği biat isteyen totaliter bir rejimle var olabilir ve o totaliter rejimi yaşatabilir ancak.

Adam kayırma, yolsuzluk, kamunun kaynaklarını yandaşlara aktarma, talan, avanta olanakları olmadığı takdirde AKP de olamaz.

Bütün bu kirlerden temizlenemez AKP. Çünkü, AKP o lekelerin nedenlerinden ayrılamaz.

***

AKP’nin durumu Ümit Yaşar Oğuzcan’ın 1958 tarihli “Sadrazam Hamamda” şiirini andırıyor. Birlikte görelim:

Sadrazam Hamamda


Günlerden bir gün

Hamama gideceği tuttu

Sadrazam hazretlerinin

Bir yanında birinci veziri,

Bir yanında ikinci veziri,

Bir yanında da üçüncü veziri...

Sonra efendime söyleyeyim

Peşkircibaşısı,

Nalıncıbaşısı,

Sabuncubaşısı...

Velhasıl tam dört yüz kişilik kafile

Peştamal takıp girdiler hamama

Geçtiler kurnaların başına

Üçer beşer...

Sadrazam derseniz

Kuruldu göbek taşına

Yan gelip yattı


Memleketin en ünlü tellakları

Sardılar dört bir yanını

Kimi elini kaptı kimi bacağını...

Bir keseleme, sürtme faslıdır başladı

Tamam on iki saat...

On iki ünlü tellak

İncitmeden keselediler

Hazretin mübarek vücudunu!

Öylesine bir kir çıktı ki sormayın

Her biri nah parmağım gibi...

Aman efendimiz bu ne kiri

Demeye kalmadı

Keselerin altında eriyip gitti

Koskoca Sadrazam

Bütün maiyet erkânı yerinden fırladı.

- Nittünüz devletliyi

Dediler tellaklara

Tellaklar cevap verdi:

- Biz yıkadık, keseledik

Devletlinin kirden ibaret olduğunu bilemedik

Suç bizde değil.

Neyleyelim

Kir bitti Sadrazam elden gitti.

***

Evet, AKP’yi de değiştirmeye çalışmak, kirlerinden temizlemeye uğraşmak beyhudedir.

AKP, özel amaç için özel dizayn edilmiş bir modeldir. Bir paket programdır, ya tümünü alırsınız ya da hiçbir şeyi. Onu kirlerinden arındırmaya çalışmak, reforme etmeye çabalamak demek yapısını bozmak demektir.

Kirler onun varlığının ayrılmaz parçaları olduğundan onları temizlemeye kalkmak Sadrazamı keselemekle aynı sonucu verecektir. Yani kir gidecek, AKP de bitecektir. Öyle boş reform hayallerine falan kapılmanın âlemi yok!


Yazarın Son Yazıları

İşte güzel haber 5 Ocak 2021
Böylesi daha doğru 1 Ocak 2021
Bir şulesi var ki... 22 Aralık 2020
O ne biçim söz öyle!.. 18 Aralık 2020
Mucize beklerken 15 Aralık 2020
Özüne bakalım 8 Aralık 2020
Ordu ve AKP 4 Aralık 2020