Atatürk, yaşasa Türkiye’nin hangi sorununa öncelik verirdi?
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Atatürk, yaşasa Türkiye’nin hangi sorununa öncelik verirdi?

15.11.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Eğer bugün, Mustafa Kemal Atatürk yaşasaydı yapacağı ilk iş hemen, eğitim/ öğretim müfredatı ve ders kitaplarında akıl ve bilimin dışında yer alan hususları tespit ettirip, bunların ayıklanmasını sağlamak olurdu.

Buna benzer bir soruyu 41 yaşındaki Mustafa Kemal de kendi kendine sormuştur. Cevabını da kendi yazısıyla 1922 yılında “Not Defteri”ne yazmıştır. Yazdığı satırlar şöyledir:
“Türkiye Devleti’nin temelleri bugün kurulacak değildir. O sarsılmaz temeller binlerce sene evvel kurulmuştur. Fakat o temellerin üstündeki binanın değiştirilen tarz ve renklerini, bizim toplumsal gayemizle, toplumun medeni gerekleri ile uyum içinde, en rahat bir tarzda en yüce fikirde yaşatacağız, canlandıracağız, dirilteceğiz: Mektep, iktisat, sanat, imar.”
Görüldüğü gibi Mustafa Kemal yeni kurulacak devleti dört sütuna oturtmaktadır. İlk sütun ise mekteptir, eğitim ve öğretimdir.

Eğitim ‘milli eğitim’ olmalı
Mustafa Kemal eğitim konusundaki düşüncelerini 22 Eylül 1924 günü Samsun’da öğretmenlerle yaptığı konuşmada net ve kapsamlı şekilde ortaya koymuştur. O konuşmasında üzerinde durduğu önemli noktalar şunlardır:
• Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı ve yüce bir millet halinde yaşatır, ya da bir milleti esirlik ve yoksulluğa düşürür.
• Eğitimde ilk ilham ana baba kucağından sonra okuldaki eğitimcinin dilinden, vicdanından ve terbiyesinden alınır.
• Eğitim “milli eğitim” olmalıdır. Eğitimin amaçları milli olmalıdır.
• Dünyada her şey için, uygarlık için, hayat için, başarı için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir.
Görüldüğü gibi, Mustafa Kemal eğitimi bir milletin geleceği için en hayati konu olarak ele almaktadır, düşünmektedir.
Mustafa Kemal’e göre eğitimin milli amaçları olmalıdır. Bu amaçları da yine aynı “Not Defteri”ne şöyle yazmıştır:
• İnsanlığa hürmeti,
• Vatan ve millete sevgiyi,
• Şeref ve bağımsızlığa bağlılığı,
• Bağımsızlık tehlikeye girdiği zaman gerekli olan kurtuluş yolunu öğretmek.
Mustafa Kemal için eğitimin dayanacağı temel nitelik ise eğitimin ilime, fen bilimlerine ve akla dayandırılmasıdır.
Türkiye’de yıllardır tartışma konusu yapılan husus ise; eğitimin akla ve bilime dayandırılmasının İslam dini ile ne kadar uyumlu olduğudur.
İslam dünyası Abbasiler döneminde ilimde zirveye yükselirken, Batı dünyası bilgisizlik ve karanlık içindeydi.
İlmin öğretildiği medreseler, Osmanlı’da Fatih Sultan Mehmet döneminde tepede iken, Kanuni Sultan Süleyman döneminin sonlarında gerilemeye başlamıştır.
Peki, medrese eğitimindeki bu gerilemenin nedeni nedir?

Akli ilimler
17. yüzyılda yaşayan Kâtip Çelebi, medreselerdeki gerilemenin nedenini şöyle tespit etmiştir:1
“Medreselerdeki gerilemenin nedeni eğitimden akli ve müspet ilimlerin kaldırılmasıdır.”
Ahmet Cevdet Paşa 19. yüzyılda yaşayan büyük bir düşünürdür. A.Cevdet Paşa, medreselere giriş imtihanlarında adaletin yok olmasını, imtiyazlılara öncelik verilmesini, liyakatin dikkate alınmamasını medreselerdeki çöküşün ana nedeni olarak görmüştür.
Osmanlı’da; dini konular, yargı ve eğitim sisteminin yürütülmesinde sorumluluk taşıyan “ilmiye” sınıfı böylece bozulmuştur.
Bunun neticesi olarak da; örneğin müzisyenden kazasker yapılmıştır.
İslam düşünürlerinin akli ilimler ve müspet ilimlere bakışları da ilginçtir:2
Kindi (v.872) ilimleri dini ve felsefi olarak ikiye ayırmaktadır.
Farabi (870-950) ilimleri, dil, mantık, müspet ilimler, tabiat, ilahiyat, medeni ilimler olarak beşe ayırmaktadır.
İbn-i Sina (v.1037) ilimleri nazari ve ameli olarak ikiye ayırıp, mantık’ı ayrı bir ilim olarak sınıflandırılmaktadır.
Cevdet Paşa’nın etkilendiği İbn-i Haldun (v.1406) ve Cevdet Paşa ise ilimleri iki kısma ayrılmaktadır:
Nakli İlimler: Şer’i ve Arabi ilimlerden ibaret olup, vaaz edenden alınan ve şahsi görüş ve anlayışa bağlı ilimlerdir.
Akli İlimler: İnsan tarafından akıl ile konu ve problemlerin ortaya konulmasıdır.
Görüldüğü gibi; Mustafa Kemal Atatürk’ün akıl ve bilimin eğitimde temel alınması görüşü ile; büyük İslam düşünürleri Kindi, Farabi, İbn-i Sina, İbn-i Haldun ve A.Cevdet Paşa’nın ilime ve bilime bakışı arasında hiçbir fark yoktur.
Eğer bugün, Mustafa Kemal Atatürk yaşasaydı yapacağı ilk iş hemen, eğitim/öğretim müfredatı ve ders kitaplarında akıl ve bilimin dışında yer alan hususları tespit ettirip, bunların ayı klanmasını sağlamak olurdu.
Aksi takdirde; 17. yüzyılda Kâtip Çelebi’nin medreselerdeki eğitimin çöküş nedeni olarak tespit ettiği bu husus, 21. yüzyılda Türkiye’deki eğitim ve öğretim sisteminin çöküşüne giden sürecin giderek hızlanmasına yol açabilir.
2012 yılından itibaren, Türkiye’deki eğitim ve öğretimin ciddi gerilemekte olduğunu OECD raporları göstermektedir.

Eğitimdeki sıralamamız
Türkiye matematikte 72 ülke arasında 49., fen bilimlerinde 52., okuma ve anlamada ise 50.’dir.
Okul öncesi eğitim, eğitim ve öğretimde çok önemli bir yer tutmaktadır. 6 yaşındaki çocukların da katıldığı bu eğitimde, çocuklar birlikte çalışma, hoşgörülü olma gibi nitelikleri kazanmaktadır. Bu eğitime yatırılan her 1 doların ekonomiye 10 dolar olarak geri dönüş yaptığını UNICEF raporları göstermektedir. Ama maalesef, Türkiye’deki çocukların yüzde 15’i okul öncesi eğitim görebilirken, bu oran Avrupa ülkelerinde yüzde 90’lara ulaşmaktadır.
II. Mahmud döneminde eğitimde ciddi adımlar atılmıştır. Medreseler yanında Tıphane ve Harbiye gibi okullar açılmıştır. Din ve devlet ayrımında ilk adımlar atılmıştır. Fakat, neticede; iki farklı kültürü, iki farklı kişiliği, iki farklı eğitimi temsil eden insanlar da yetişmeye başlamıştır.

İmam Hatipler’deki artış
Cumhuriyet döneminde 1924’te çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile bu iki farklılık önlenmeye çalışıldı.
Son yıllarda İmam Hatip Liselerinin sayısında ciddi bir artış görülmektedir. 2006’da 455 olan sayı bu yıl 1452’ye çıkmıştır.
2019 yılı bütçesinde Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden 8 milyar 679 milyon liranın Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’ne ayrılmış olması, İmam Hatip Liselerinin sayısının artabileceğini düşündürmektedir. Buna karşılık devam eden 10 Fen Lisesi’nden başka Fen Lisesinin kurulacağı da görülmemektedir.
Her şeyden önce şu hususun hatırlanmasında yarar vardır. Elbette İmam Hatip Liseleri’ne ihtiyaç vardır.
Aksi takdirde Mustafa Kemal döneminde 1924’te İmam Hatip Mekteplerinin neden açıldığını izah etmekte zorlanılır.
Ancak burada sorulması gereken sorular şudur:
İmam Hatip Liselerinin sayısının artırılmasının nedenleri nedir? Bu artışa olan ihtiyaç nedir?
Eğer İmam Hatip Liselerinin sayısının gittikçe artırılması hedeflenmiş ise; II. Mahmud döneminde yaşanan iki farklı kültürü, iki farklı eğitimi temsil eden insanların ortaya çıkabileceği ve bunun yaratacağı sorunların ülkeye verebileceği zarar düşünülmemekte midir?
21. yüzyıldaki Türkiye’nin, 17. yüzyılda Kâtip Çelebi’nin, 19. yüzyılda II. Mahmud’un ve Ahmet Cevdet Paşa’nın ve 20. yüzyılın başında Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği ve çözmeye çalıştığı eğitimdeki sorunları tekrar yaşaması gerçekten ülke için büyük kayıp olur.
Çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkılması ancak, eğitim ve öğretimde aklın ve bilimin rehber alınması ile gerçekleştirilebilir.

1- Ahmet Cevdet Paşa’nın Felsefi Düşüncesi, Kemal Sözen, Marmara Üniversitesi Yayınları, 1998, S. 213
2- A.g.e. S. 224  

İLKER BAŞBUĞ
26. Genelkurmay Başkanı

Yazarın Son Yazıları

Mektup (Kafka’ya) - Buğra Gökce

10 aydır mektup yazmak, yanıtlamak ve hatta mektup beklemek en önemli direnç ve yaşama bağlanma biçimi oldu adeta benim için.

Devamını Oku
17.01.2026
Karne kimin aynası? - HAMZA KİYE

2025-2026 eğitim öğretim yılında birinci dönem bitti, karneler dağıtılıyor.

Devamını Oku
16.01.2026
Bir çınar daha sonsuzluğa göçtü - MUSTAFA GAZALCI

Doğa yasası gereği, yüreklerimizi yaksa bile Köy Enstitülü çınarlar bir bir ayrılıyor aramızdan.

Devamını Oku
16.01.2026
Devrim Kanunları’ndan yeni müfredata

Bir eğitim-öğretim yılının daha birinci yarıyılı sona ererken Türkiye’de eğitim sistemi pedagojik ve toplumsal açıdan ciddi tartışmaların odağında yer almaya devam etmektedir.

Devamını Oku
15.01.2026
Nâzım Hikmet 124 yaşında

Cumhuriyet gazetesinin 30 Mart 1950 tarihli birinci sayfasında, “Bursa Cezaevi’nde Mahkûmlarla Konuşma” başlıklı röportaj yayımlandı.

Devamını Oku
15.01.2026
Öfke ekonomisi - Mehmet Utku Şentürk

Oxford Sözlüğü’nün 2025 yılı için seçtiği kelime “rage bait” yani “öfke tuzağı” idi.

Devamını Oku
14.01.2026
Bütün ülkelerin hukukçuları birleşin! - Ziya Yergök

Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği süreç adeta hukuksuzluklar sürecine döndü.

Devamını Oku
14.01.2026
Eşsiz bir yurtsever: Rauf Denktaş - Doç. Dr. İhsan Tayhani

Henüz 18-19 yaşlarında bir genç olarak Kıbrıs Türkünün özgürlük savaşımına omuz vermeye başlayan ve 88 yıllık yaşamının büyük bölümünü söz konusu savaşıma adayan Rauf Raif Denktaş, salt özverili bir dava adamı değil, omuzladığı savaşımı, bir devlet kurarak taçlandırmış olan çok yönlü bir liderdir.

Devamını Oku
13.01.2026
Roma yanılgısı ve İran - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Mesleğim gereği Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen birçok bilimsel toplantıya katıldım.

Devamını Oku
13.01.2026
Emperyalizm, Venezuela ve demokrasi - Doğan Ergenç

3 Ocak 2026 günü ABD, Venezuela’ya saldırdı ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşini kaçırıp New York’a getirdi.

Devamını Oku
12.01.2026
MESEM ve çocuk işçiliği - Özgür Hüseyin Akış

Sanayi Devrimi’yle birlikte çocuk emeği üretim sürecinde ciddi bir biçimde yer almıştır.

Devamını Oku
12.01.2026
Gündelik distopya ve umudumuz - Olcay Bağır

Distopyaların ilki olmasa da en meşhuru Aldous Huxley’in 1932’de basılan Cesur Yeni Dünya romanıdır.

Devamını Oku
10.01.2026
‘Bir bilen’ - Kadir Serkan Selçuk

Türkiye’de seçmen tercihleri, genel olarak sorgulayarak, araştırarak değil geleneksel-ailevi bağların, yakın çevrenin veya bir lidere duyulan hayranlığın etkisiyle yapılır.

Devamını Oku
10.01.2026
Bir haydut devletin resmi: ABD - Doğu Silahçoğlu

Dünya egemenliğine soyunan ABD; uluslararası hukuka aykırı bir anlayışla ve geçmişteki sabıkasına uygun olarak yeni yılın ilk sabahında Venezuela’da haydutluğa soyundu.

Devamını Oku
09.01.2026
Bitmeyen meşruiyet arayışı - Hande Orhon Özdağ

Erdoğan’ın ABD seyahati sırasında, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Trump’ın Erdoğan’a “ihtiyacı olanı” verdiğini söylemişti...

Devamını Oku
09.01.2026
Sermaye imparatorluğu - Kaan Eroğuz

Tüm dünya yeni yılı Amerikan emperyalizminin Venezüella’ya saldırısı ve devlet başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in bir savaş suçlusu gibi ABD’ye kaçırılması olayıyla karşıladı

Devamını Oku
08.01.2026
Yargı kısıntısı - Suna Türkoğlu

Anayasa Mahkemesi, 16.7.2010 tarihli E:2010/29 K:2010/90 sayılı kararında hukuk devletini “insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, anayasanın ve yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet” olarak tanımlamıştır.

Devamını Oku
08.01.2026
Türkiye 2026'dan ne bekliyor? - Necdet Adabağ

Ünlü İtalyan şair-yazarı Giacomo Leopardi “Takvim Satıcısı” adlı denemesinde bir yılbaşı öncesinde takvim satıcısına, gelecek yılın nasıl olacağını sorar, sorunun yanıtını beklemeden gelecek yılın yaşadıkları yıldan farklı olmayacağını; acı ve ıstırapların süreceğini, iç ağrılarının dinmeyeceğini söyler.

Devamını Oku
07.01.2026
Venezüella’da ABD darbesi - Hikmet Sami Türk

3 Ocak 2025 sabaha doğru Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle ABD ordusunun özel görev birimi Delta Force timleri tarafından yataklarından alınarak kaçırıldı; ABD’ye yönelik uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizm iddialarıyla yargılanmak üzere New York’a götürüldü.

Devamını Oku
07.01.2026
Liyakat, adalet, açılım: Türkiye masada... - Gani Aşık

“Vatanımız cennet, sofralarımız bereket ve idaremiz merhamet” sloganı ile iktidar olan intikamcı siyasal İslam; foyasının çıkması, yurttaşın bıkması ve devletin kokuşması ile 23 yıllık fetret döneminin sonuna gelmiş görünüyor.

Devamını Oku
07.01.2026
Harita üzerinde mütalaa etmek - Nejat Eslen

Mustafa Kemal Atatürk, “Ben siyasi meseleleri de askeri vaziyetlerde olduğu gibi harita üzerinde mütalaa ederim” demiştir.

Devamını Oku
06.01.2026
Vicdanı altınla değil, hakikatle tartmak - Abdullah Dörtlemez

Atinalı Timon, Shakespeare’in kaleminde cömertliğiyle tanınan, dostlarına servetini açan ama karşılığında nankörlük ve ihanet gören bir karakterdir.

Devamını Oku
06.01.2026
Ayrıştırma mı, bütünlük mü? - Necdet Ersoy

Ülkemizde her düzeyde devlet görevlisi, siyasetçiler ve kanaat önderleri, söylemlerinde toplumun bir bütün olduğunu ifade etmek için yurdumuzdaki bütün etnik grupların isimlerini sayıp sonra da “Biz hepimiz kardeşiz” gibi birlik ifade eden bir söylemi kullanmaktadırlar.

Devamını Oku
04.01.2026
Toplumsal çürüme ve mücadele - Coşkun Özdemir

Kaygılar içinde yaşadığımız koca bir yıl geçti.

Devamını Oku
03.01.2026
Sahipsiz hayvanlar ve ‘tek sağlık’ - Ülgen Zeki Ok

İnsan sağlığını korumakla birlikte hayvan ve çevre sağlığının da korunması gerektiğine temellenen “tek sağlık” anlayışı, farklı alanlarda, farklı düşünebilen beyinlerin uyum içinde çalışmalarının yarattığı sinerji ile hızla yayılıyor.

Devamını Oku
03.01.2026
2026'da Türk ordusu - Cumhur Utku

Filmi geri saralım.

Devamını Oku
02.01.2026
Her şey bizim elimizde - Yüksel Işık

Doğanın yasası bu, bir yılı daha tarihteki yerine yolcu ediyoruz.

Devamını Oku
02.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025