Seçim istemek yetmez!

26 Kasım 2020 Perşembe

Erdoğan, yola çıktıklarını yolda bulduklarıyla değiştirerek...

Damadı dama atarak...

Çatlamış sacayağını koparıp kenara koyarak...

Avrupa’ya göz kırpıp tekme atarak...

Faizi artırıp faize saldırarak...

Benzini biten aracın şoförünü değiştirerek...

Tarafsız bir cumhurbaşkanı olarak, yargıyı muhalefete karşı pasif bulduğunu ilan ederek...

Muhalefeti Biden’dan medet ummakla suçlayıp Biden’a giden yolu bulmak için Washington’a heyetler yollayarak...

Günde 10 vakit Bahçeli’ye bağlılıklarını bildirip Diyarbakır’da yeni arayışlara girerek...

Hak arayan işçileri haklayıp 5 müteahhidin hakedişini katlayarak...

Devam ediyor...

Nereye kadar?

Gittiği yere kadar!

***

Bu tablo, deyiş yerindeyse tam muhalefete, daha doğru anlatımla, iktidarı sandıkta devirip yerine gelmek isteyen partilere göre.

Dün bu konuda son dönemin en net mesajı verildi. İYİ Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelen Kılıçdaroğlu ve Akşener Türkiye’ye seslendi:

Biz seçim istiyoruz!

Siyasette gelenektir, seçimden kaçılmaz. Zaten Türkiye’de seçimler çoğunlukla “kaçtı demesinler” diye bütün partilerin mutabakatıyla yapılır. Özellikle iktidar partileri seçim dedi mi, buradan dönüş olmaz. Bu çağrıyı muhalefet yaparsa elbette sonuç almak daha zordur ama oyun kurma açısından avantajdır.

Kılıçdaroğlu ile Akşener’in dünkü ortak çağrısı Cumhur İttifakı’nın aylardır sürdürdüğü, “Millet İttifakı’nı parçalama, en azından çatlatma, o da olmadı yıpratma” siyasetinin de tutmadığını gösteriyor. Hatta ters teptiği bile söylenebilir.

Daha da ötesi, iktidar ve medyası Millet İttifakı’nda çatlama beklerken Cumhur İttifakı’nda dişlerin sıkıldığı dikkati çekiyor.

Açıklanan, açıklanmayan anket sonuçları ise her iki ittifaka da banko umut vermiyor. Cumhur İttifakı’nda toplam oylar yüzde 40 civarında. Millet İttifakı’nın toplam oyları da yüzde 50’yi bulmuş görünmüyor. Aslında bu tablonun çok da yadırganacak yönü yok. Seçim için düğmeye basılıncaya kadar kararsız oylar ciddi bir orana ulaşır. Düğmeye basıldıktan sonra da seçmenin en az yarısında şu soru başlar:

- Bu sefer kime oy verelim?

Burada sihirli sözcük “bu sefer”dir. Zira bu, aynı zamanda seçmenin “değiştirme iradesi”ni gösterir.

Gözlemimiz o ki seçmende değiştirme iradesi yükseliyor.

***

Millet İttifakı’nın taraflarının “biz seçim istiyoruz” demesi bir özgüven gösterisi ama bu yeter mi?

Yetmez...

En az seçim kadar önemli olan birinci unsur şudur:

Seçmenin iktidarı değiştirme kararının netleştirmesini sağlamak.

Bu, iktidarın yaptıklarını halka anlatarak, olumsuzlukları tek tek sıralayarak sağlanmaz.

İkinci unsur da şudur:

Seçmene hangi iktidarı istediğini söyletmek!

Seçmen bu iklime geldiğinde bunu o kadar güzel söyler ki...

Tarihimizde çok örneği vardır.

Ali Babacan dün Yeniçağ gazetesine şöyle demiş:

Eskiden Demirele, ‘Kurtar bizi baba’ diyorlardı, şimdi ‘Kurtar bizi Babacan’ diyorlar...

İYİ Parti ise “Millet bizi çağırıyor” sloganını yerleştirmeye çalışıyor.

CHP de 25 Temmuz’daki 37. olağan kurultayını, “Hedef iktidar” sloganıyla başlattı.

Mesele, partilerin iktidar istemlerini dile getirmesi değil, halkın o sloganı kendine mal etmesi.

Demirel, seçim sahasında kendisini iktidara çağıran meydanları görünce gazetecilere döner, şöyle derdi:

Halkın ağzına laf vereceksin!


Yazarın Son Yazıları

Ş-ahlanış! 17 Ocak 2021
Demoktatörlük! 13 Ocak 2021
AİHM’den Uludere’ye! 27 Aralık 2020