Hukuku katletmek FETÖ’ye yardım ve yataklıktır!

01 Temmuz 2020 Çarşamba

Türkiye’de AKP iktidarının baroları nasıl bitiririm diye hesap yaptığı şu günlerde ABD’den ve Almanya’dan birbirine benzer iki haber geldi. 

ABD’nin her yıl ilan ettiği yıllık terör örgütleri listesinde bu yıl da FETÖ yok!

Almanya’nın zaman zaman güncellediği terör örgütleri listesine FETÖ dahil edilmedi.

Geçen hafta gelen bu iki haber çok şey ifade ediyor. 

ABD, önceki yıllardan farklı olarak FETÖ için “sürgündeki din adamı” yerine sadece “din adamı” demiş. Aslında bu tabir daha doğru. Zira FETÖ memleketinde!

Kaldı ki ABD’den gelen haberler FETÖ mensuplarının her bakımdan iyi yaşadığı yönünde. İş insanı olanlar Türkiye’den “zamanında” çıkardıkları servetlerle milyarlarca dolarlık ticari faaliyet de yapıyorlar. 

ABD, Suriye’de PKK uzantısı olarak faaliyet gösteren YPG için de yine “terör örgütü” tabiri kullanmadı. Şunu dedi:

Türkiye, YPG’yi PKK uzantısı olarak görmektedir.”

AKP iktidarı bu bakıştaki ABD ile “Libya’da aynı düşünüyoruz” diye hava atıyor!

Almanya da özünde ABD’den farklı değil. Erdoğan’la bazen görüşmeyen Merkel, FETÖ’yü terör listesine almazken, FETÖ’cü olduğu bilinip Almanya’da oturanlar hakkında bilgi toplamayı ülkesi aleyhine “casusluk faaliyeti” sayıyor!

***

AKP, ABD ve Almanya ile “çok iyi” ilişkiler içinde olup bu tabloya izin veriyorsa vahim...

Vermiyorsa, buna rağmen bunlar yaşanıyorsa daha da vahim!

Başta vurguladık; konunun çok boyutu var. Bugün şurasından tutalım:

Pek çok ülke Türkiye’de evrensel ölçütlere uygun bir hukuk sistemi olmadığını iddia ediyor, bu nedenle terörle mücadele için işbirliği yapmayacağını söylüyor.

Bunun son somut örneği, barolarla ilgili girişim. Olay yurtdışındaki yayın organlarında şu şekilde işleniyor:

AKP iktidarı yargı sisteminin savunma ayağını kırıyor!

Her şeyin yandaş medyada yer alan şekilde olduğunu, dünyanın da bu yönde algıladığını sanıyorlar.

FETÖ yurtdışı propaganda gücünü kullanırken, Türkiye’de hukukun tükendiğini, adil yargılama sisteminin ortadan kalktığını anlatmak için ne yaparsa yapsın, AKP’nin çoklu baro girişimi kadar başarılı olamazdı. 

Söz konusu taslağa niçin karşı çıktığını anlatmak için yola çıkan baro başkanlarına yapılan muameleden taslağın içeriğine kadar her şey hukuk dışı. 

Avukatlara, yani yargının en önemli 3 ayağından biri olan savunmanın temsilcilerine dün de ağır bir hakaret vardı. Çağlayan Adliyesi önünde buluşacak olan avukatlara alanın çok küçük bir bölümü ayrılıp “buyurun buraya sıkışın” dendi. Adeta, “içinizde Covid-19 taşıyan varsa hepinize bulaştırsın” der gibi!

Bu uygulamayı AKP içinden eleştirenler oldu ama çoklu baronun çok doğru olduğunu iddia ederek. Buna bakıp “AKP içinde İçişleri Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında fay hatları var” diyenler haklı mı diye sormadan edemiyoruz!

***

İktidarın salgınla ciddi mücadele edilmesi gereken bir dönemde, kıdem tazminatını fon kuyusuna atmayı, güvenlik soruşturması hayaletini canlandırmayı, baroları bitirmeyi öngören adımlar atması şu sorunun da yanıtını veriyor:

Salgın Türkiye’de yönetim anlayışını nasıl etkileyecek?

Yanıtlar ortada!

AKP tükendikçe saldırganlaşmayı, kutuplaştırmayı, gündemi ne pahasına olursa olsun değiştirmeyi sürdürecek.

Türkiye’ye dönüp halkı azarlamayı, dünyaya dönüp Türkiye’yi pazarlamayı yöntem sanan iktidar ikinci şıkkı da başaramaz oldu. AB ülkelerinin, “Türkiye’ye seyahat izni vermesi” için çok çaba harcandı. En üst düzeyde telefonlar edildi. Ancak dün AB’nin yayımladığı listede Fas, Cezayir, Sırbistan vardı, Türkiye yoktu. İş, yandaş medya yayınlarıyla “virüsü yendik, Avrupa’ya fark attık” demekle olmuyor.

İktidarın her türlü muhalefeti yok sayarak, ezerek, bitirerek varabileceği yeri bu hafta gördük.

Dileriz AKP de görür:

1- Salgın hastalıkla inat olmaz.

2- Halkla inat olmaz!


Yazarın Son Yazıları

Umutlu olma suçu! 28 Temmuz 2020
Düş politika… 21 Temmuz 2020