Mehmet Ali Güller

‘Tek adamlık’tan ‘yarı başkanlık’a

01 Aralık 2022 Perşembe

Altılı masanın hazırladığı “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Anayasa Değişikliği Önerisi”, özü itibarıyla bir “yarı başkanlık sistemi” getirmektedir.

AKP-MHP’nin yaptığı değişiklikle 1982 Anayasası devleti “tek adam sistemi” şeklinde örgütlemişti. Altılı masanın 1982 Anayasası’nın 84 maddesinde değişiklik içeren önerisi ise devleti, “yarı başkanlık sistemi” şeklinde örgütlüyor.

Dolayısıyla sistem, bugünküne göre daha güçlendirilmiş parlamenter sistem olacaksa da olması gerektiği ölçüde “güçlü parlamenter sistem” olamayacaktır.

Bunda amaç eğer önce tek adam sisteminin yarattığı tahribatı ortadan kaldırıp sonra güçlü parlamenter sisteme geçmekse, böyle bir değişiklik önerisine gerek yok. Önce mevcut anayasa ile tahribatın esası giderilir, sonra “güçlü parlamenter sistem” anayasası yapılır.

ÜÇTE İKİ BUÇUK

Yarı başkanlık sistemlerinin üç temel özelliği vardır:

1. Başkanları parlamentolar değil, halk seçer.

2. Başkanların yürütme yetkisi var.

3. Başkanların parlamento seçimlerini yenileme yetkisi var.

Altılı masanın önerdiği anayasa değişikliği ise şöyledir:

1. Cumhurbaşkanı 7 yıl için halk tarafından seçiliyor.

2. Yürütme yetkisi cumhurbaşkanı ile bakanlar kurulu arasında paylaştırılıyor.

3. Cumhurbaşkanı TBMM seçimini yenileme kararı verebiliyor.

Görüldüğü üzere altılı masanın anayasa önerisi, yarı başkanlık sisteminin üç temel özelliğinin iki buçuğunu karşılamaktadır.

YETKİ TARTIŞMASI DOĞURUR

Burada en önemli sorun, cumhurbaşkanının kim tarafından seçileceği sorunudur. Parlamenter sistemlerde cumhurbaşkanını parlamento seçer. Halkın seçtiği cumhurbaşkanı, pratikte yürütme yetkisi sorunu yaşayacaktır.

Cumhurbaşkanları, “Beni halk seçti” diyerek bakanlar kuruluyla paylaştığı yetkileri ileride sık sık siyasetin konusu ve sorunu haline getirecektir. Yani cumhurbaşkanları, halk tarafından seçildiği gerekçesiyle, yürütme içindeki yetkilerini genişletmeyi zorlayacaktır.

Diğer yandan cumhurbaşkanının 7 yılda bir ve TBMM’nin 5 yılda bir yenilenmesi ama 7 yıllık cumhurbaşkanına TBMM seçimini yenileme yetkisi verilmesi, siyasette zaman çakışması sorunları doğuracaktır.

İNSAN ONURU

Anayasalar sadece devletin örgütlenmesi değil, aynı zamanda devlet ile yurttaş arasındaki ilişkilerin de düzenlenmesini sağlar.

Bu yönüyle altılı masanın anayasa değişikliği önerisi yüksek standartlara sahiptir. Anayasanın “insan onuru” kavramını esas alması, “hürriyet esas sınırlama istisnadır” ilkesini benimsemesi, “temel hak ve hürriyetlerin üstünlüğüne” dayanması çok önemlidir.

Ancak burada da bir önemli eksiklik ile bir tuhaflık dikkat çekmektedir.

Eksiklik ya da yanlışlık şudur: “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” gibi demokrasinin en önemli ölçütlerinden biri olan konuda, “genel ahlak” üzerinden bu hakkı sınırlamak büyük yanlıştır. “Genel ahlak”, soyuttur ve iktidarlar tarafından subjektif bir şekilde kullanılabilecek ve hakkı sınırlamada kolayca gerekçe yapılabilecek bir kavramdır.

Bu kavramın varlığı, anayasanın “temel hak ve hürriyetlerin üstünlüğü” zeminini sulandıracaktır.

ÖZGÜRLÜK YERİNE HÜRRİYET!

Öte yandan altılı masanın aynı maddenin (Madde 34) ikinci fıkrasında yaptığı değişiklik önerisi ise tuhaftır. Madde gerekçesinden aktarayım: “Maddenin 2. fıkrasında yer alan ‘özgürlükler’ kelimesi yerine ‘hürriyetler’ kelimesi getirilmiştir.”

Özgürlük yerine hürriyet kelimesini tercih etmek hem gereksiz hem de tuhaftır ama ideolojik planda özel anlamı olabilecek bir seçimdir!

Not: Üç yıl aradan sonra ilk kez okurlarla kitap fuarında buluşacağım. 3 Aralık Cumartesi günü saat 15.30’da tüm okurlarımızı, İstanbul TÜYAP Kitap Fuarı’daki Kırmızı Kedi Yayınevi standına bekliyorum. Hem kitap imzalarız hem de sohbet ederiz...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları