Mehmet Ali Güller

Normalleşme değil, İran karşıtı cephe inşası

10 Eylül 2020 Perşembe

ABD ve İsrail’in “normalleşme” dediği, bölge ülkelerinin kendi aralarındaki ilişkilerde normalleşmesi değildir; birincisi Filistin’i “yutma”, ikincisi Arapları bölme ve üçüncüsü de İran’a karşı Arap-İsrail ittifakı kurma operasyonudur.

Trump’ın başkanlığında ABD’nin en önem verdiği işlerin başında, bu geliyordu. O nedenle adına “Yüzyılın Anlaşması” dedikleri bir projeyi adım adım 4 yılda hayata geçirmeye çalıştılar. 

Trump’ın 5 hamlesi

Yüzyılın Anlaşması’nın resmi adı “Ortadoğu Barış Planı”ydı. “Barış”ın yolu ise İsrail’in genişletilmesinden ve bunun Araplarca kabul edilmesinden geçiyordu. Karşılığında ise Filistin’e “küçültülmüş” bir devlet ve mali destek sözü vardı

Planın gereği olarak şu adımlar atıldı: 

1. Trump, “Kudüsü İsrail’in başkenti” olarak tanıdı (6.12.2017).

2. TrumpABD için İsrail’in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanımanın zamanı geldi” dedi (21.3.2019).

3. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Trump yönetiminin Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini artık uluslararası hukuka aykırı olarak görmediğini” duyurdu (19.11.2019).

4. ABD yönetimi, Netanyahu yönetimini “Batı Şeria’nın ilhakı” konusunda serbest bıraktı (22.4.2020).

5. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), ABD’nin koordinatörlüğünde İsrail’le anlaştı. (Anlaşma 15 Eylül’de Beyaz Saray’da törenle imzalanacak). ABD yönetimi BAE’yi başka Arap ülkelerinin de izleyeceğini, bu yönde olumlu görüşmeler yaptıklarını duyurdu. 

İsrail’i büyütme, komşuları küçültme

Görüldüğü gibi ortada bir normalleşme yok aslında; normalleşme ve barış adı altında İsrail’i genişletme ve güvenliğini garantiye alma işi var. 

Öyle ki planda, İsrail’in uluslararası hukuka aykırı olarak işgal ettiği yerlerde kalmasının “normalleşen” Arap devletlerince kabul edilmesi, hatta Batı Şeria’nın ilhakını da “adım adım” onaylamak zorunda kalmaları durumu var. 

Ancak Batı Şeria’nın ilhakını kabul etmenin Arap dünyasında ortaya çıkaracağı fırtına nedeniyle, İsrail “şimdilik” bu adımı ertelemiş durumda. Hatta İsrail-BAE “normalleşme” anlaşmasının, “ilhak planının askıya alınması karşılığında” yapıldığı bile propaganda edildi.

Fakat şu nokta önemlidir: ABD ve İsrail, “küçültülen” Filistin yararına Mısır ve Ürdün’den de bir miktar toprak istemektedir! Buna İsrail’in “el koyduğu” Suriye’nin Golan Tepeleri’ni de eklerseniz, ortada gerçek anlamda bir barış olmadığı görülecektir. Tersine, İsrail’i büyütmek adına Suriye, Mısır ve Ürdün’ü bile küçültme vardır!

Arap dünyasının bölünmesi 

Bu “Amerikan normalleşmesi”nin ikinci hedefi ise Arapları bölmektir.

Mısır ve Ürdün’ün ardından adım adım Körfez ülkelerinin de İsrail’le “normalleşmesi”, Arap dünyasında İsrail lehine bir bölünme oluşturacaktır. 

Geriye Irak, Suriye ve Lübnan kalmıştır; onlar da uzun süredir zaten ABD’nin açık saldırısı altındadır ve İsrail-Filistin meselesinde Filistincilik yapabilmekten uzaktırlar Washington-Tel Aviv hattına göre...

İran’a karşı Arap-İsrail cephesi

ABD’nin “normalleşme” ile üçüncü hedefi ise İran’a karşı bir siyasi cephe kurmaktır. 

Nitekim ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O’Brien bunu açık açık dile getirdi: “BAE ve İsrail, ABD ile birlikte İran’a karşı birleşik bir cephe kuracak” (31.8.2020).

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo da bu hedefe işaret etti: “BAE ve İsrail, İran’ı büyük bir tehdit olarak kabul ediyor. Böylece artık bu tehdidin asla Amerikan kıyılarına ulaşmamasını veya Ortadoğu’da kimseye zarar vermemesini sağlama yönünde ittifak kurmanın bir yolunu buldular” (8.9.2020).

Gerçek normalleşme ABD’ye rağmen olur 

Elbette, Ortadoğu’da barış olmalıdır ve bölge ülkeleri İsrail’le normalleşmelidir. Ama yukarıda da özetlediğimiz gibi olan gerçek bir normalleşme değildir. ABD’nin Ortadoğu’yu kendi çıkarlarına göre şekillendirmesidir.

Ortadoğu’ya gerçek normalleşme, ABD emperyalizminin bölgeden çıkarılmasıyla gelecektir. ABD varlığı sürdükçe Türk-Kürt, Arap-Fars, Arap-Yahudi, Arap-Kürt, Arap-Arap çatışması sürecektir. 


Yazarın Son Yazıları

Devlet ve iki problemi 17 Ekim 2020