Mehmet Ali Güller

Korona ve vahşi kapitalizm

19 Mart 2020 Perşembe

Ağır ekonomik ambargo altında olduğu için, koronavirüsle mücadele kapsamında IMF’den 5 milyar dolar kredi istemek zorunda kalan Venezüella reddedildi! IMF’nin ret gerekçesi vahşi kapitalizmin dişlerini resmediyor: “Venezüella hükümetinin uluslararası toplum tarafından tanınması konusunda netlik yok” (Sputnik, 17.3.2020)

Uluslararası toplum dedikleri ABD ve destekçileri. Ve onlar da Venezüella’da Hugo Chavez’in inşa ettiği, Maduro’nun ağır dış baskılara rağmen sürdürmeye çalıştığı kamucu sisteme karşılar. Dahası açık darbe yaptılar ve başaramadılar. Şimdi darbeyle işbaşına getirmeye çalıştıkları Guadio’yu destekledikleri için güya Venezüella halkının seçtiği Maduro hükümetini tanımıyorlar!

Diğer yandan ABD ambargosu altındaki İran, koronavirüs salgınına karşı mücadele etmek için dünyadan sağlık malzemesi almak istiyor ama Washington yönetimi böylesi bir insani durum karşısında bile bırakın ambargoyu kaldırmayı, hafifletmiyor bile!

Batı’nın ırkçı kafası

ABD Başkanı Donald Trump, ısrarla ve uyarılara rağmen, koronavirüsü “Çin virüsü” diye niteliyor!

Bu, emperyalist Batı’nın ırkçı kafasının tipik bir göstergesidir. Oysa örneğin ilk kez ABD ve Meksika’da görülen ve büyük oranda can kayıplarına yol açan H1N1 için hiçbir ülke “Amerikan virüsü” dememişti!

Bu anlayış koronavirüs Çin’de etkili olmaya başladığında da kendini göstermişti. Batı’nın o “ırkçı kafası” hortlamış, Çinlileri aşağılayan, Çin mutfağına, Çin yaşam tarzına hakaretler yağdıran bir noktaya varmıştı. (Ki yarasa Çin mutfağında yoktu ve Batı’nın kullandığı o yarasa çorbası görüntüsü birkaç yıl önce Çin’de değil, bir Uzakdoğu ada ülkesinde çekilmişti!)

Kapitalizmin ‘önce kâr’ anlayışı

Anımsayın, Çin’de koronavirüs etkili olmaya başladığında ABD Ticaret Bakanı Wilburr Ross bundan memnuniyet duyduğunu şu sözlerle ilan etmişti: “Bu salgın Amerikan ekonomisine yarayacak. İstihdam Kuzey Amerika’ya geri dönecek”. (Sputnik, 30.01.2020)

Üstelik Çin salgınla etkili mücadele edebilmek için karantinaya varan sert tedbirler aldığında Batı başkentlerinden itirazlar yükselmiş, işi Çin’i insan haklarını ihlal etmekle, halka baskı uygulamakla, özgürlükleri ortadan kaldırmakla suçlamaya kadar vardırmışlardı!

Şimdi kendileri karantina uygulamaya mecburlar ve Çin’den daha ağır karantina uygulamaya başladılar. Öyle ki Çin’de de, ABD’de de karantinada kalan NBC News editörü Tony Perman kendini Çin’de daha güvenli hissettiğini belirtti. (infowars, 14.3.2020)

Doğu’da ‘önce insan’ anlayışı

Peki, Batı korona günlerinde bunları yaparken, Doğu ne yapıyor? İşte birkaç örnek:

– ABD’de sigortası olmayana bedava test yapılıp yapılmayacağı tartışılırken Çinli Jack Ma’nın vakfı ABD’ye 500 bin test kiti ve 1 milyon maske bağışladı. (NTV, 16.3.2020)

– Çinli Jack Ma’nın vakfı ayrıca Avrupa’ya da 100 bin test kiti, 1.8 milyon maske bağışladı. (NTV, 12.3.2020)

 – Yine Çinli Jack Ma’nın vakfı, Afrika’ya da 5.5 milyon maske ile test kiti ve sağlık malzemesi bağışladı. (Milliyet, 18.3.2020)

– ABD Avrupa’ya uçuşları yasakladı. Ama Çin ve Küba, salgının en çok yayıldığı İtalya’ya uzman doktor grubu ve yardım gönderdi. (Sol, 14.3.2020)

– Küba koronavirüs nedeniyle hiçbir ülkenin kabul etmediği İngiliz gemisini, yolcuları tedavi amacıyla ülkeye kabul etti. (TeleSUR, 16.3.2020)

Sağlık serbest piyasaya bırakılamaz!

Koronavirüs salgınının en önemli dersidir: Sağlık sistemi kapitalizmin insafına ve “serbest piyasaya” bırakılamayacak önemdedir.

Çin’in Batılı “gelişmiş” ülkelere nazaran koronavirüsle mücadelesindeki başarısı işte bu nedenledir.

Koronavirüs endişesi bu gerçeği öyle acı ama sağlam şekilde öğretmektedir ki, Batılı ülkeler özel hastaneleri kamulaştırmaya başladı.

Örneğin İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, salgınla mücadele için özel kurumlar dahil tüm hastaneleri ve sağlık hizmeti veren kuruluşları devlet kontrolüne geçirme kararı aldı (Cumhuriyet, 17.3.2020). Kaçınılmaz şekilde İspanya örneğini başka Batılı ülkeler de izleyecek.

Türkiye’nin sağlık sisteminin kamucu kökleri

Gelelim Türkiye’ye…

Bugün Türkiye’de sağlık sektöründe hâlâ başarılı giden ne varsa, köklerinin karma ekonomi döneminden kalma kamucu anlayışta olduğunu görüyoruz.

Türkiye’nin budansa bile kökleri o dönemden kalma sağlık anlayışı bugün en gelişmiş Batı modellerinden daha ileridedir.

Sonuç olarak önemle altını çizelim: Halk sağlığı, özel sağlık sistemleriyle değil, kamucu sağlık sistemleriyle korunur. Salgınlarla “önce kâr” diyen özel piyasa değil, “önce insan” diyen kamucu anlayış baş edebilir.


Yazarın Son Yazıları

Akar’ın üç tasfiyesi 18 Mayıs 2020
Darbenin sözleşmesi 7 Mayıs 2020
Petrol pazarı savaşı 23 Nisan 2020