Mehmet Ali Güller

İpotekli masa

07 Ocak 2023 Cumartesi

Altılı masanın eski AKP’li iki bileşeni olan Ahmet Davutoğlu ile Ali Babacan’ın son açıklamaları, bu ikilinin sadece Millet İttifakı’nı değil, yarın da yürütmeyi denetim altında tutmayı planladıklarını gösteriyor. 

İkilinin büyük tepki görmesi gereken çıkışlarına sessiz kalınması, ikilinin seçim üzerinden büyük ortaklarını rehin aldıklarını, masayı ipotekli hale getirdiklerini gösteriyor. 

BABACAN-DAVUTOĞLU SORUNU

Kılıçdaroğlu “beşli çeteyle mücadele” dedikçe Babacan “büyük sermaye” diyor; Kılıçdaroğlu “kamulaştırma” deyince Babacan “daha çok özelleştirme” diyor... 

Dolayısıyla altılı masa iktidarında ekonominin dümeninin Ali Babacan’da olması halinde, Türkiye’nin alt ve orta sınıflarını daha da derinleşecek yoksulluk bekliyor!

Ancak DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın altılı masaya zararının, temsil ettiği neoliberalizmle sınırlı kalmayacağı görülüyor. 

Babacan’ın Türklüğün anayasadan çıkarılmasından tarikatların serbest kalmasına ve her tarikatın kendi din adamlarını kendi eğitimcileriyle yetiştirmesini savunmasına kadar bir dizi politikası, tehlikenin daha da büyük olduğuna işaret ediyor. 

Hiç lafı dolandırmadan belirtelim: Babacan’ın savundukları, AKP’nin ülkeyi bu hale getiren programıdır! Zaten halen mali sermaye kârını yüzde 250’ler mertebesinde artırmıyor mu? Altı yaşındaki çocukla evlenen hoca tarikatın kendi iç okulunda değil de MEB okulunda mı yetişti? Türkiye Cumhuriyeti ibaresini kurumların isminden AKP çıkarmadı mı? 

İPOTEKLİ YÜRÜTME

Ya Ahmet Davutoğlu? 

Muhalefet Suriye’yle normalleşmeyi savundukça ve iktidarı bu çizgiye gelmeye zorladıkça Davutoğlu normalleşmeye karşı çıkıyor; muhalefet sığınmacıların geri dönüşünü savundukça Davutoğlu buna karşı çıkıyor. 

Dolayısıyla altılı masa iktidarında dışişlerinin dümeninde Davutoğlu’nun olması halinde, Türkiye’nin dış politikasını mevcuttan bile daha büyük sorunlar bekliyor!

Ancak Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun altılı masaya zararının, temsil ettiği bu dış politika anlayışıyla sınırlı kalmayacağı görülüyor. 

Davutoğlu’nun şu son çıkışı bir “ipotekli yürütme” sorununa işaret ediyor: “Genel başkanlar doğrudan karar süreçlerinin içinde imza yetkisine sahip olarak bulunacaklar, cumhurbaşkanı kadar her stratejik kararda imza yetkisine sahip olacaklar.”

Yani altı siyasi parti genel başkanının denetiminde bir cumhurbaşkanı! O halde Erdoğan’ın aynı zamanda siyasi bir kimliğinin olmasına neden karşı çıkılıyor? Nerede kaldı cumhurbaşkanının tarafsız olması savunusu?

TÜRKİYE’NİN MUHALEFET SORUNU 

Dörtlü Millet İttifakı’nın altılı masaya dönüşmesi, yani CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti’ye; Gelecek ve DEVA’nın dahil edilmesi, sınırlı nicel artışla nitelikte azalma demek özetle... 

Bu iki parti sınırlı nicelikleriyle altı masayı ipotekli hale getirmiş, yarın için de “ipotekli yürütme” hedefinde olduklarını ortaya koymuşlardır. 

Dolayısıyla dönüp dönüp aynı noktaya geliyoruz: 

1) AKP’nin 20 yıldır iktidar olabilmesi AKP’nin başarısından çok muhalefetin başarısızlığıyla ilgilidir.

2) Türkiye’nin iktidar sorununun çözümü, muhalefet sorununun çözümünden geçmektedir.

SEÇİMLE SINIRLI İTTİFAK

Ortaya çıkmış bulunuyor ki altılı masanın birlikte Türkiye’yi yönetmesi mümkün değil. Bu eşyanın tabiatına aykırı. 

Dolayısıyla altılı masa Türkiye’yi yönetme iddiasıyla seçmenin karşısına çıkmaya kalkarsa, seçmene yalan söylemiş olur. 

Bu durumda seçimi kazanmak istiyorsa altılı masanın yapacağı en tutarlı şey, bir yıl içerisinde Türkiye’yi bugünkü sistemden kurtaracak geçici bir cumhurbaşkanı seçmek. Kurduğu ittifak da bu hedefle sınırlı olmalı.

Bu hedefe ulaşıldıktan sonra her parti kendi bağımsız siyasetini yapmaya devam eder.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları