Mısır Devrimi Devam Ediyor

13 Temmuz 2011 Çarşamba
\n

Mısır Devriminin ateşi yeniden alevlendi. Üstelik bu kez alevlerin renginde daha önce zayıf olan bazıtonların güçlenmeye başladığı görülüyor.

\n

Yeniden Tahrir

\n

8 Temmuz Cuma günü Tahrir Meydanı, Mübareki deviren 147 günlük direnişten sonra, ilk kez bu kadar dolmuştu. Meydandakiler, eski rejimin kalıntılarının temizlenmemiş, haklar ve özgürlüklerde beklenen gelişmelerin gerçekleşmemiş, askeri cuntanın yetkilerinin hâlâ azaltılamamış, yönetimin sivilleşememişolmasını protesto ediyorlardı.

\n

Buraya kadar bir yenilik yok. Hatta meydandakilerin bir kısmı yeni bir oturma (meydanı işgal etme) eylemi başlatma kararı aldığında, Müslüman Kardeşler örgütünün, Selefi grupların meydanı,oturma eylemi kaos çıkarırgerekçesiyle terk etmeleri de yeni bir tutum değil... Onların bu tutumu, devrim başladıktan az sonra ortaya çıkan ayrışmanın yansımasıydı. Mülk sahibi, kapitalist ve toprak ağası sınıfların yönetiminde olan Müslüman Kardeşler akımı, istikrar adına ve yeni hükümeti belirleme umuduyla hemen eski rejimin kucağına atlamıştı. Selefiler de MKyi izlemekte gecikmemişti. Devrim ilerleyecekse artık bunlarsız ve hatta ancak bunlara karşı ilerleyebilecekti.

\n

Ama meydanda oturma eylemi (işgal) başladıktan sonra gündeme gelen gelişmeler, artık yeni bir şeylerin de başlamakta olduğunu düşündürüyordu.

\n

Devrimin safları berraklaşıyor

\n

Meydanda kalarak devrimi sürdürmeye kararlı olduklarını açıklayan gruplara bakınca iki özellik dikkati çekiyor.

\n

Birincisi, bu grupların hepsinin, aralarındaki siyasi farklılıklara karşın, seküler ve sol olarak tanımlanabilecek bir kümeye ait olduğunu söyleyebiliyoruz. Bu da bize devrimin, özgürlükten ve demokrasiden, işçi haklarından ve sınıflardan söz etmemizi olanaklı kılan evrensel özelliğini (ait olduğu Aydınlanma geleneğini) veriyor. Bu ana kümenin içine bakınca, çeşitli komünist grupları, sosyal demokratları, liberal demokratları, çeşitli özgürlük taleplerini savunan grupları ve sendikaları görüyoruz. Sınıfsal özellikleri açısından, meydandakileri, proletaryanın yeni orta sınıfolarak adlandırılan kesimi, artık giderek proletarya saflarına katılmakta olan gençliğin temsilcileri, proletaryanın bel kemiğini oluşturan kesimin, geleneksel işçi sınıfının örgütlenmesi olarak sendikalar, daha önceki mücadelelerden ayakta kalmış devrimciler (radikal entelijansiya) olarak tanımlayabiliriz. Bu çeşitlilik Mısır devriminin daha birçok ayrışma yaşayabileceğini düşündürüyor.

\n

İkincisi, Mısır devriminde, dinci akımların devrime ihanet ederek rejimle bütünleşmeye başlamasına bağlı olarak yaşanan bu ayrışma, Tahrirde kalanların, dikkatlerinin giderek devletin yapısı ve ekonomik haklar üzerinde yoğunlaşmasına olanak sağlıyor. İki farklı gruplaşma tarafından açıklanan iki talepler listesinin de, devletin sivilleştirilmesinin, eski rejimin temsilcilerinin, işbirlikçilerinin cezalandırılmasının ötesinde, grevleri ve gösterileri yasaklayan yasaların kaldırılması, devletin yeni bütçesinin geri çekilerek, yoksullardan yana ve tartışmaya açık bir bütçe yapılması talebinde birleştikleri görülüyor.

\n

Devrimci blokun, komünistleri ve bağımsız sendikaları da içeren sol kanadını oluşturan kesimin talepler listesindeki iki maddeyse özellikle dikkat çekiyor. Bunlardan birincisi, eski rejimin aracı olarak çalışmış olan Mısır Genel İşçiler Sendikasının kapatılması, ikincisi de yeni devlet bütçesinde asgari ücretin 1200 Mısır Lirası olarak saptanması, en yüksek devlet memuru ücretinin asgari ücretin 15 katını geçmemesi isteniyor. Kısacası, Mısır devrimi, kendine yol açmaya çalışırken yoksullardan yana ekonomik talepler öne sürerek, genelde halkçıbunun içinde de giderek sınıfsal bir karakter sergilemeye başlıyor.

\n

Süveyşte göstericilerin, kanaldan Kahireye mal taşıyan anayolu kapatmaları, cuma gününe kadar talepleri yerine gelmediği takdirde bu kez kanalı trafiğe kapatacaklarını açıklamaları da devrimin sınıfsal karakter kazanma süreciyle uyumlu. Dahası, Süveyşte devrimin, rejimi dünya ekonomisinin ana arterlerinden birini kapatmakla tehdit etmesi, emperyalizmi de karşısına almaya hazır olduğunu gösteriyor.

\n

Ben bu yazıyı hazırlarken, Tahir Meydanındaki gruplar, bir milyon katılımlı bir protesto yürüyüşü için çağrı yapmışlardı. Göstericiler salı akşam saat 17de (bu yazı basıma girerken) Tahrir Meydanında toplanacak ve bakanlıkların olduğu binaya yürüyecekti. Siz bu yazıyı okurken rejime karşı bir meydan okuma anlamına gelen bu yürüyüşün nasıl sonuçlandığını da öğrenmiş olacağız.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020
Fanteziler ve iki tarih 3 Eylül 2020
Adamlar seçimle gitmiyor! 17 Ağustos 2020
Rejim yine duvara çarptı 10 Ağustos 2020
Geri dönüş yok! 6 Ağustos 2020