Olaylar Ve Görüşler

Meme kanserinde hayat kurtaracak önlemler

16 Kasım 2019 Cumartesi

Yazar: Jane Brody, New York Times

Çeviren: M. Birol Güger

Kadınlarda meme kanseri kaynaklı ölümleri azaltma çabaları uzun bir zamandır erken tanıların yanı sıra, ameliyat sonrası ilaçlar ve radyasyon yoluyla tedavi yöntemlerine odaklanmıştır. Tek başına veya birlikte kullanılan bu yaklaşımların her ikisi de son yıllarda meme kanseri kaynaklı ölümlerde çarpıcı bir düşüşe yol açmıştır.

Ortalama beş yıllık sağ kalım oranı şimdilerde yüzde 90’larda; şayet kanser meme ile sınırlıysa bu oran yüzde 99’a çıkıyor; bölgesel lenf düğümlerine yayılan vakalarda ise sağ kalım oranları yüzde 85 dolaylarında seyrediyor.

‘Her sekiz kadından biri’

Meme kanserine yakalanan kadınlar, giderek artan bir oranla hastalıktan kurtulmalarına rağmen, hastalık hâlâ birçok kadının korkulu rüyası olmaya devam ediyor. Dünya üzerindeki her sekiz kadından birini etkileyen meme kanseri, kadınlarda en ölümcül ikinci kanser türü olma özelliğini korurken, söz konusu kanser türünü önleme konusundaki en etkili stratejinin ne olabileceği bilim insanlarınca tartışılıyor.

On binlerce kadın üzerinde yapılan uzun araştırmalar, birçok koruyucu önlemi tıp dünyasına kazandırırken, bu önlemlerin geniş kitlelere yayılması, kadınların meme kanserine yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabilir.

Ne yazık ki, modern yaşamın gerçekleri genelde, meme kanseri riskini azalttığı bilinen faktörlerle zıt düşüyor ve bu durum, söz konusu pratikleri hayata geçirmenin tamamen kadınların kendi güç ve iradelerine bağlı olduğu gerçeğini de gözler önüne seriyor.

Kanseri geliştiren etkenler

Meme kanseri riski toplamda yaş, ırk, anne, kız kardeş veya kız çocuğunda meme kanseri geçmişi, meme biyopsisi ve meme yoğunluğu geçmişi şeklindeki faktörlere dayanmaktadır. Meme kanseri konusunda değiştirilemeyen ana karakteristik özellik, bu hastalık için en büyük risk faktörü olan yaştır ve kadınlar bugün, bir asır öncesine göre neredeyse 30 yıl daha fazla yaşıyor. Ergenlik artık daha erken başlıyor; kadınlar ilk dönem hamileliklerini daha geç yaşıyor; beş anneden birinden daha azı, bebeğini altı ay veya daha uzun süre emziriyor; menopoza giren kadınların oranı ortalamanın üzerinde ve bütün bu etkenler, memelerin kansere neden olan hormonlara maruz kaldığı süreyi uzatmakta.

Bugünlerde daha fazla kadın, geçmiş yıllarda olduğundan daha fazla miktarlarda alkol tüketiyor ve meme kanseri riski, bir kadının ne kadar ve ne sıklıkla alkol tükettiği ile doğrudan orantılı. Üstelik normal hormon dengesini bozabilecek ve göğüsleri riske sokabilecek çevresel kirliliklere maruz kalma oranları artmış vaziyette.

Aşırı kilodan kaçınmalı

Bu koşullar, yetişkin kadınlara aşırı kilo olarak yansımaktadır. Vücut yağı östrojen üretmenin yanı sıra çevresel kirleri de depolamaktadır. Bu bağlamda, aşırı kilodan kaçınmanın yararları şüphesiz kanseri önlemenin çok ötesine uzanmaktadır.

Fiziksel aktivite kanser riskini azaltır, ancak bugün kadınların egzersiz yapma şansı daha fazla olsa da birçoğunun fiziksel aktiviteleri okul, iş ve ev yaşamının zorlu talepleriyle sınırlıdır.

Yine de kadınlar, meme kanseri hastalarına yönelik önde gelen tehditlerinden biri olan kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabileceğinden, fiziksel aktiviteyi rutinlerine dahil etmek için ellerinden geleni yapmalı. Birçok çalışma göstermiştir ki, günde 30 ila 60 dakika, orta ila yüksek yoğunlukta aktivite yapan kadınlarda meme kanseri riski, aktif yapmayan kadınlara kıyasla yüzde 20 ile yüzde 80 arasında daha düşüktür. Egzersiz, menopoz sonrasına kadar egzersiz yapmaya başlamamış kadınlar için bile oldukça faydalıdır. Daha önce meme kanseri nedeniyle tedavi gören kadınlar için, haftada üç ila beş saat ortalama bir tempoda yürümek hastalığın tekrarlanmasını ve ölüm riskini yüzde 40 ila 50 oranında azaltabilir.

Nasıl beslenmeli?

Ne kadar yemek yediğiniz kadar ne yediğiniz de meme kanseri riskini etkileyebilir. Amerikan Kanser Derneği, meme kanseri riskini azaltmak için daha az kırmızı et yemeyi; özellikle tütsülenmiş, tuzlanmış şarküteri ürünleri, sosis gibi işlenmiş etlerden daha az tüketmeyi ve kesinlikle daha fazla sebze, meyve, kepekli tahıllar ve tofu gibi geleneksel soya yemekleri tüketmeyi öneriyor. Zira bu beslenme modeli, meme kanserinin yanı sıra kalp hastalıkları, diyabet, felç ve diğer kanser türlerinin de gelişme olasılığını azaltabilir.

Bununla birlikte, göğüs kanseri olan bir kadın hastalığa yakalandığı için asla suçlanmamalıdır, zira önleyici tedbirlerin en özenli uygulayıcıları bile kansere yakalanabilir. Yine de koruyucu faktörleri mümkün olduğu kadar çok benimsemek, tüm çabalara rağmen meme kanserine yakalanıp kurtulduktan sonra hastalığın nüksetme riskini de azaltabileceğinden oldukça akıllıca olacaktır.