Kılıçdaroğlu, Gül meselesi, program ve cephe

18 Ağustos 2020 Salı

CHP Başkanı Kılıçdaroğlu, arkadaşımız İpek Özbey’in sorularına önemli ve pek çoğu net yanıtlar verdi.  

Parti içinde farklı görüşler ve muhalefet konusunda yanıtları “tek adam” eleştirilerini boşa çıkardı. Kendi listesini delerek PM’ye giren Selin Böke gibi muhalif duran bir politikacıyı parti sekreterliğine getirmesi, aslında parti birliğini koruyan ve kurultay kararlarına saygı duyan bir liderin eylemleriydi.

Muharrem İnce’nin partiye zarar verdiği noktada disipline sevk edileceğinin de işaretini verdi. İnce’nin parti içi muhalefet sınırlarını aşmadığı sürece birlikten yana tavır koydu. Bu da iyi.

Kılıçdaroğlu’nun çoğu gazetemizde yayımlanan ve Türkiye için birer program anlamına gelen açıklamalarını önemsemiştim. Bu açıklamaları bir Millet İttifakı temelinde kaleme aldığını da tekrar vurguladı. Geniş bir ittifak programı, Türkiye’nin 18 yıllık AKP iktidarının hemen her alanda yaptığı geniş tahribatı onarma ve özellikle de yetkili bir demokratik parlamento oluşturma ve hükümet etmeyi amaçladığı da açık.

Muhalefeti izlediğinizde, hemen hepsinin bu programı ana hatlarıyla vurguladığını görüyoruz.

Gül meselesi

İpek’in, Gül’ü cumhurbaşkanı adayı olarak düşündüğünüz söyleniyor sorusuna ise çoğumuz kaçamak yanıt veriyor diyebiliriz. Nitekim bu noktayı öne çıkaran sosyal paylaşımlar gördük. Evet, net yanıt vermedi, CHP’nin adayı olabilir mi, sorusu üzerinde ısrar edilseydi ne yanıt verirdi bilmiyorum.

Ama Gül tabii ki aday olabilir gibi demokratik bir tavır almayı tercih etti. Öyle mi, yoksa arka planda Gül’ün muhtemel adaylığını şimdiden saklı tutma politikası mı var?

Verdiği yanıtın, daha çok, AKP’den kopan yeni liderlerin ve partilerin Millet İttifakı cephesine katılımına şimdiden bir set çekmemek amacını taşıdığını düşünüyorum.

Gül’ün adaylığı geçen seçimde gündeme gelmişti ve Meral Hanım karşı çıkmıştı. Aynı durum söz konusu olur. Gerçekleşmeyen bir adaylığı sürekli gündemde tutmanın siyasi bir anlamı olmaktan ziyade, Kemal Bey’e sürekli muhalefet amacı taşıdığını söylemek, belki daha doğru.

CHP ortak aday söz konusu olmayınca İnce’yi aday göstermişti. Artık bence ikisi de adaylık konusunda aşıldı gibi. Yeni dönemde CHP’nin gösterebileceği, ittifakın üzerinde fikir birliğine varabileceği adayları var.

Önemli olan kişi mi, program mı?

Başka bir nokta daha var, partili biri olmadığım için rahat ve net dile getirebilirim: Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı’nı, politikasının siyasetin merkezine oturtuyor. 

Bugünkü koşulların doğru reel politikası. Şu sırada geniş muhalefet cephesinin ana çıkarı ve beklentisi iktidarın değişmesinde. Bu ortak paydayı güçlendirecek tüm politikalar doğrudur.

Muhalefetin ciddi bir programı varsa, parlamenter sistem, laiklik uygulamaları, özgürlükler, insan hakları, Meclis’in yetkileri, siyasi şeffaflık, hesap sorulabilirlik, denetim, kuvvetler ayrılığı gibi... Ve seçilecek kişi bu programı kabul ederek iktidara getirildiyse, bunu gerçekleştirmekle mükelleftir.

Aksi taktirde Meclis çoğunluğu, istediği an yeniden seçime gidebilir ve yeni bir kişi seçebilir. 

Bu nedenle, ben “CHP’li olsun, şu olsun, bu olsun”dan çok, bu programın uygulanmasına bakmanın, eğer ittifak böyle uygun gördüyse, doğru politika olduğunu görürüm.

‘10 seçim kaybetmiş lider’

Kemal Bey’e “10 seçim kaybetmiş, iktidar olmamış, parti oyunu yüzde 25’in üzerine taşıyamamış bir liderden ne beklenir” eleştirilerini ön planda tutan bir görüş var.

Baktığınızda doğru gibi ama muhalefetin iktidar olabilmesi, salt muhalefete veya lidere bağlı bir durum değil. İktidarın gücü ve bulduğu destek ile ülke koşulları bunu belirliyor.

Merkel de 4 dönem başbakan seçildi. Sosyal demokrat parti bir varlık gösteremedi. Bu tabii ki liderin/partinin dinamik ve atılgan politikalar izlememesi anlamına gelmiyor. Tersine, politikayı çeşitlendirmeli ve şaşırtmalı.

Ne yazık ki hemen hemen tüm ülkelerde seçmenlerin ortak oy verme/seçme tavrını, ekonomi ve kendi sosyal konumu üzerine muhtemel korkular, endişeler belirliyor. İnsan hakları, özgürlükler, demokrasi vb. tüm üstyapıya ilişkin temel sorunlar ikincil üçüncü sırada.

***

Hayır, o kadar da değil!

Seçmende vicdan hakkaniyeti diye çok önemli kavramların var olduğunu, geçen yıl Ekrem İmamoğlu’na iktidarın yaptığı büyük haksızlık ve despotluğa karşı 1 milyon oy farkla yanıt verdiğini gördük.


Yazarın Son Yazıları