AKP dağılıyor mu doğuruyor mu?

12 Mart 2020 Perşembe

Ahmet Davutoğlu’nun ardından Ali Babacan da partisinin kuruluşunu ilan etti. Böylece Meclis’te parti sayısını azaltmak için işin doğası dışına çıkan planların tutmayacağı bir kez daha görülmüş oldu.

Babacan, aylardır sürdürdüğü kuruluş ertelemesini bu kez öne aldı. Beklenti, nisan başı idi. Bunda Abdullah Gül ile aralarında çıkan sorunların etkili olduğu söyleniyor. 

Böylece Gül’e ilişkin şu öngörümüz çürümemiş oldu:

Gül, karar verinceye kadar seçim biter!

Ağustos 2001’deki kuruluşundan 15 ay sonra yüzde 35 oyla Meclis’in yüzde 65’ini alarak iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi, aradan geçen 19 yılda, önce Türkiye’nin sistemini ve değerlerini bitirdi, şimdi de kendisini bitiriyor.

Ancak bu bitişin yerine ne geleceği henüz görünmüyor.

***

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), devasa sorunlara merhem olacak bir gidişin parçası mı yoksa AKP’den kaçanları başka yere bırakmama arayışı mı?

Her iki olasılığa göre de ipucu var!

Önce DEVA’nın koptuğu yerden başlayalım... AKP, 7 Haziran 2015 seçimlerinde tek başına iktidar çoğunluğunu yitirmişti. Ancak Erdoğan iktidarı vermedi, “Halk yanlış yaptı, bu yanlışı düzeltecek” dedi. Böylece, seçim sonuçları istediği gibi çıkmayınca, halka yaptığı yanlışı düzeltme hakkı veren eşsiz bir demokrasi kuralına daha kavuştuk. 

AKP, 2015’te iktidardan inmişti. O sürecin nasıl yürütüldüğü ayrı konu... Sadece bir cümle ile özetlemek gerekirse; 1 Kasım’da halkın sandığa korku ile gitmesi sağlandı!

1 Kasım 2015’te seçimler yenilendi. AKP, aynı anda HDP’den ve MHP’den oy alarak tek başına iktidar oldu. Ancak daha sonraki seçimlerde de AKP’nin iktidar çoğunluğunu yitirdiği tescillendi. Halen AKP’nin Meclis çoğunluğu yok, MHP ile ayakta duruyor.

Gelinen noktada AKP’nin içinden iki parti çıktı. Bu durumda şu yorum yapılabilir:

AKP’de hem erime hem de AKP’den kopmalar var!

İkili erozyon...

İşte bu noktada Babacan’ın öne çıkması ya da çıkarılması manidar! Yukarıda sorduğumuz soruyu açmak gerekirse şöyle diyebiliriz:

Sağın seçeneğinin yine sağ olmasını sağlayacak bir kurgu söz konusu.

Babacan’ın üç gündür yaptığı konuşmalarda AKP’nin 2001’de yola çıkış söyleminden çok farklı bir şey yok. O gün Erdoğan’ın üstüne basa basa söylediklerinden biri şuydu:

Bizde kaldır parmak indir parmak olmayacak. Parlamento daha güçlü olacak... Çoğunlukçu değil, çoğulcu olacağız...

Aynısını Babacan’ın ağzından duyuyoruz. Babacan’ın ekonomik olarak da çok farklı bir şey söylediği yok; “Ben dışarıdan daha iyi koşullarda daha çok para bulurum” diyor.

Küresel yapı uzun süredir şöyle diyordu:

AKP’nin Erdoğan’sızı olsa, daha güzel olur!

***

AKP’nin bunca yıldır yarattığı tahribata karşı Türkiye’nin daha fazla zarar görmesini önleyecek, geleceğe umutla baktıracak bir seçenek gerekli, yeni bir toplanma yeri gerekli.

Buna AKP’den kopan partilerle çare bulmak mümkün değil. Tersine AKP’ye hiç benzemeyen, yeni bir ufuk gerekiyor. 

Babacan bu yeni ufkun parçası olabilir mi?

Kesin bir şey söylemek için erken, ama olsa bile o ufkun ana aktörü olmamalı. 

AKP’ye hayır diyenler böyle bir arayış içindeyken Erdoğan’ın gidişi seyrettiği söylenemez. İktidarda kalmak için gerekirse AKP’yi kendisi kapatır, yenisini kurar. Dahası, Babacan’ı seçime üç gün kala akla gelmeyecek bir ikna yöntemiyle başka bir yere çekebilir.

Böylesine gözü iktidara dönmüş bir anlayışa karşı, en az onun kadar istemkâr olmak gerek.


Yazarın Son Yazıları

Yalnız milyonlar! 17 Mayıs 2020
Silahlar konuşurken... 12 Mayıs 2020
Öyle bir Cumhuriyet ki! 7 Mayıs 2020
Koronadan sonra tufan! 5 Mayıs 2020
Aziz Nesin... Ne desin? 3 Mayıs 2020